Tahsin Mertekçi ve sıra hangimizde?

Cumartesi sabahı sevgili dost Derviş Doğan mesaj attı; 'Tahsin'e çok üzüldüm' şaşırdım, merak ettim ve sordum 'hangi Tahsin, ne oldu ki?' dedim.
Cumartesi sabahı sevgili dost Derviş Doğan mesaj attı;
'Tahsin'e çok üzüldüm' şaşırdım, merak ettim ve sordum 'hangi Tahsin, ne oldu ki?' dedim.
'Tahsin Mertekçi'yi trafik kazasında kaybettik' oldu cevabı.
İnanamadım, şok oldum, şuurumu kaybettim.
Nasıl olur, neden, bu nasıl acı, nasıl bir tesadüf?
Yıllar öncesine dayanan arkadaşlığımız, dostluğumuz vardı.
Aydın bir insan, siyasetten, spora toplumsal olarak önemli bir değerimizdi.
Ülkenin kanayan yarası trafik kazalarına, trafikteki alt yapı ve üst yapı sorunlarına dikkat çekmek amacıyla, Yeşilırmak'tan Dipkarpaz'a kadar yürümüş, bir farkındalık yaratmıştı.
Gerçekten çok üzücü, çok büyük bir kayıp ve acı.
Kim bilir daha ne acılar yaşanacak, günden güne önünde ezildiğimiz trafik çıkmazında.
Tahsin Mertekçi ile televizyonda çok program yaptık, çok konuştuk, siyaseti, sporu, memleketi çok tartıştık.
Bir defasında trafik kazaları ile ilgili 'oturup sıranın bize gelmesini mi bekleyeceğiz?' demişti.
O oturmadı, yürüdü, dikkat çekti, uyardı, bir kamuoyu oluşturdu.
Fakat adına canavar dediğimiz trafik de oturmadı, gün geldi, onu da aldı götürdü.
Tahsin Mertekçi bir sohbetimiz de şunları söylemişti;
'Geriye doğru baktığımda 40 yıllık yönetimin kötüye devam ettiğini görüyorum. Haksızlığın ciddi anlamda devam ettiğini görüyorum.
40 yıldır günü kurtarmaya yönelik bir çabanın olduğunu görüyorum. Bu ülkenin sorunlarını bilen, çözmek adına büyük iddialarla görev talep eden ve bu yetkiyi aldıktan sonra mazeret üreten yetkililer görüyorum. Makamını ağlama duvarına çevirmiş yetkililer görüyorum. Kamuyu babalarının çiftliği gibi kullanan yöneticiler görüyorum.
Saman alevi gibi yanıp sönen tepkisel bir duruş ve sonra da unutma. Trafik açısından baktığımızda sıranın kime geleceğini bekliyoruz. Sorunlara ne kadar sahip çıkıyoruz? Bir toplumun, ya da bir bireyin bu kadar ciddi sorunları varsa buna bir tepki koyar, yeni bir duruş sergiler.
Yolun kalitesi, çizgileri vardır. Bir kör sürüşü yapmazsınız. Bizim ülkemizde ciddi anlamda sorunlar var.
Özellikle karayollarındaki sorunların ciddi anlamda masaya yatırıldığını düşünmüyorum. Sorunların giderilip giderilmediğine bakarak konuşuyorum.
Yollardaki çukurlar her gün bizimle karşı karşıyadır. Aydınlatılmamış yollarda kör sürüşü yapan araçlara sahibiz. Bu ülkenin trafiğini hiç bilmeden trafikte eğitim alıp, direksiyon becerisini geliştirmemiş insanların 24 saatte ehliyetlerinin değiştiğini ve burada araç kullanabildiğini görüyoruz.
Kimin ölümle burun burana kalacağı, ya da piyangonun kime çıkacağı konusunda hep bir beklenti içerisindeyiz. Ateş düştüğü yeri yakar gibi görünür ama bu ateş içimizden birini yakıyor.
Yanı başımızdaki ailenin çocuğu, bildiğimiz insanlar, köylümüz, okuldan, askerden arkadaşlarımız. Bu ülkenin bir çocuğu gidiyor. İçimizden biridir ve bu ateş içimizi yakıyor. Peki, öyleyse oturup sıranın bize gelmesini mi bekleyeceğiz.'
'Trafikte kaybettiğimiz herkes bizim çocuğumuzdur' Demişti Tahsin başkan.
'Sıra kime gelecek, piyango kime çıkacak onu bekliyoruz' çaresizliğimizi de böyle özetlemişti.
Bu çaresizlik denizinde bir kez daha boğulduk.
Güle güle sevgili dost, mekânın cennet olsun.
Senin de söylediğin gibi tesadüfen yaşadığımız bu ülkede piyango kime çıkacak, sıra hangimizde onu bekliyoruz.
Bu haber 532 defa okunmuştur

:

:

:

: