Siyasetin Bilimi

Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir ve at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir.
Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir ve at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir.
Osmanlı'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün 'ceza' ve özellikle 'ölüm cezası' anlamında kullanıldığı görülmüştür.
Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.
Siyaseti toplum yönetimi ile ilgili olayların bütününü inceleyen bilim dalı olarak tanımlamak da mümkündür.
O halde siyaseti yönetme sanatı veya bilim olarak kabul edebiliriz.
Şöyle ki; Hükümet/devlet icraatlarını etkileme, değiştirme veya yönlendirmek işidir.
Devlet yönetimini veya kontrolü ele geçirme ve elde tutma bilgisi veya sanatıdır.
Bireyler ve gruplar arasında güç ve liderlikle ilgili olan rekabettir.
Bir takım maharet ve hünerlerle, çoğu kez dürüst veya ahlaki olmayan şekilde uygulamalarla karakterize edilen etkinliklerdir.
Bir toplumda yaşayan insanlar arasındaki ilişkiler karmaşasının bir toplamıdır.
Genel olarak toplumun siyasete ve siyasetçiye bakışında bir tereddüt ve güvensizlik vardır.
Bir yandan siyasetten uzak durulması gerektiğini düşünen, siyasete kirli ve kaygan bir zemin olarak bakan toplum diğer yandan da siyasetçilere ilgi ve saygı göstermekte, siyasetçiler meydanlara binlerce seçmeni toplayabilmektedir.
Toplumun siyaset kurumuna farklı gözle bakmasının temel nedeni ona yüklediği bazı misyonlardır. Sıradan bir konuda yaptığı hatadan dolayı sertçe eleştirilen siyaset kurumu, aynı zamanda, vatandaşın iş aramada, hastalıkta, para ihtiyacında yardım talep ettiği ilk kurum olmaktadır.
Günümüzde siyaset kurumunda çeşitli etik sorunlar görülmektedir. Bu sorunlar ekonomik ve sosyal gelişmeler ile yakından ilgilidir.
Endüstrileşmenin ve kapitalizmin sosyal sonuçlarından biri de birey ve kitle olgusudur. Birey salt kendi kendine yetmekten çıkıp çevresine üreten, karar veren, sorgulayan bir duruma geldi. Demokrasilerin temel ilkelerinden olan eşitlik ve özgürlük kavramlarının mutlak değerler olarak var olması, birbirlerinin varlığını ortadan kaldırmalarına sebep olmaktadır. Bu iki olgu birlikte var olabilmesi her ikisinin de belirli sınırlar içerisinde kalmasına bağlıdır. Özel ve kamusal alan nitelemelerinin arkasında, bireyselleşme denilen, insanın devlete yani bürokrasiye karşı bir alan oluşturma çabası yatmaktadır.
Kitle iletişim araçları, kitle toplumu oluşturma suçlamalarına neden olmuştur. Fakat kitle iletişim araçları ancak geniş kitleleri etkileyebileceklerine inandıkları konularda yayın yapmaya özen gösterirler. Bu anlamda tek yönlü değil karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. İletişim araçları sadece ahlakın oluşmasına katkıda bulunmuyor, aynı zamanda yeni bir ahlakın da oluşmasına yol açan koşullar tarafından yönlendiriliyorlar.
Devlet ve siyaset kurumlarında siyasi yozlaşmayı önlemek, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma, usulsüz hediye alma ve haksız menfaat elde etme vb. olumsuzlukları önleme amacıyla çeşitli tedbirler alınmaktadır. Bu tedbirler arasında siyasi etik yasasının çıkarılması, hediye alma ve menfaat sağlama yasağı, seçim harcama tutarı bildirimi, ticari faaliyetlerin devri, siyasi etik komisyonlarının kurulması ve dokunulmazlıkların sınırlandırılması sayılabilir.
Siyasal sitemlerde tarihsel gelişim süreci içerisinde genel kabul gören siyasi etik kuralları ortaya çıkmıştır. Demokratik yönetimlerin egemen olduğu siyasal sistemlerde uyulması beklenen siyasi etik kuralları arasında saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik ve kamu yararını gütme gibi ilkeler var.
Bu haber 137 defa okunmuştur

:

:

:

: