Mutlu sabahlar...

Günaydını bol bir gün yaşayın bugün...
Günaydını bol bir gün yaşayın bugün...
Mis kokulu çay eşliğinde...
İsterseniz yanında da bir çıtır simit...
Ya da kızarmış hellimli bir kahvaltı mesela...

Bahçenize bir bülbül konsun bu sabah...
Şakısın sizin için...
Eğilip kokladığınız çiçek sizin için açmış diye düşünün...

Aynaya bakınca ışıl ışıl olsun gözleriniz...
Günaydınlarınız mutlulukla çınlasın...
Yaşıyorum...
Varım...
İyi ki varım deyin...

Var Git Başımdan Eylül
var git başımdan eylül
var git...
sustur şu hüzünlü şarkıları
nihavendler çalmasın...

nerden çıktı şu deli rüzgar
yüzümü kırbaçlayan yağmur
yüreğimi donduran tipi...

eylül
var git başımdan
yaslar
ayrılıklar istemiyorum artık
sustur geceyarısı baykuşlarını
tünemesin bacalarıma...

Ayşe Tural

NE Mİ DÜŞÜNÜYORUM?
Bazen
söylediğimizle aklımızdan geçenlerin bir olmadığını...
dinler gibi yapıp da aslında dinlemediğimizi...
çok ciddi bir konu içindeyken çok komik bir olayı hatırladığımızı...
birinin yüzüne bakarken bir sivilceye ya da derin bir çizgiye takılıverdiğimizi...
aklımızın / ışık hızıyla hem de/ sık sık bir yerlere kaçıverdiğini...

DÜŞÜN / Ü / YORUM...
Sevgiyle...

DÜŞLERİMİN KAPI ZİLLERİ
düşlerimin kapı zilleri
uykularımı böler acımasızca...
hem de tam orta yerinden
gece yarısı...
pembe boyalı balıkçı tekneleri
hangi koylara saklanmış...

yarım ayla
biraz da yıldız tozu
alabilir miyim gözlerinizden....
Ayşe TURAL / Aşkın Kum Saati

KIRIK İNSANLAR...
' Kırık insanlar ' başkalarının sevinçlerine kolay kolay ortak olamazlar... Ne bileyim, gülüşleri bile yarımdır sanki... Dudaklarının kenarıyla gülerler gibi gelir bana... İçlerindeki kırılmışlık o kadar derindir ki, fay hattına benzer; bir türlü gizlenemezler...
Oysa ben de kırıldım pek çok kez... Siz de kırıldınız... Sen, o, biz ve onlar da kırıldılar... Düşen, düşünce dizi kanayan çocuklar gibi... Tekrar ayağa kalktım işte... Tekrar ayağa kalktık...
Hani o kırılan yürekler var ya... Sen de, siz de tekrar ayağa kalkmalısınız... Öyle ki başkalarının sevinçlerine ortak olmalısınız... İşte o zaman...
İşte o zaman, tekrar ne kadar GÜZEL GÜLDÜĞÜNÜZÜ hatırlayacaksınız... İnanın bana... Haydi deneyin...


KONUK
dinle bak! ...
kasım
sonbaharı uğurluyor
kışa aralıyor kapılarını
upuzun gecelerinde
yalnızlığımın
içim üşüyor....
söyle hadi
kar beyaz akşamlarımın
sım sıcacık konuğu olur musun? ...
(Ayşe TURAL)

YALNIZLIĞINI SÜSLEMELİ İNSAN...
Yalnızlığından ne kadar çok yakınan yürekler var farkında mısınız?
Oysa durmadan söylenmek yerine çıkış yolu arasanız diyorum...
Bir şeyler yapsanız mesela...
Çevrenizde sizin yardım ve desteğinize ihtiyacı olanlar mutlaka vardır...
Maddiyat olarak bakmayın hemen... Küçük bebeği olan bir annenin bir saatliğine bile olsa bebeğine bakabilirsiniz...
Ne kadar mutlu olur bir düşünün...
Gözleri pek iyi görmeyen birine kitap okuyabilirsiniz...
Yatağa mahkum bir dostunuza haftanın belli bir gününü ayırabilirsiniz...
İhtiyacı olduğunu düşündüğünüz kişiye sorun bakalım ona nasıl yardım edebilirsiniz...
Yeteneklerinizi keşfedin... Neler yapabileceğinizi düşünün...
Elinizden örgü mü gelir, dikiş mi dikersiniz... Belki çiçek ekip çoğaltabilirsiniz... Onları evinize gelenlere verin... Evlerine giderken götürün...
Komşularınıza sorun... O kadar çok yapabileceğiniz şey bulabilirsiniz ki! Hem de evinizden çıkmadan...
Düzgün okuyamayan komşu çocuğunun derslerine yardım edin..
Birilerine akıl verin, yol gösterin...
İşte o zaman yakınmaya zamanınız olmayacak ve inanın çooook MUTLU olacaksınız...
Sevgiyle...

ÇAĞRILI BAKIŞ
bir an
hem de kısacık bir an
gözlerini kısarak
bir bakış fırlatıyorsun
EROS'un oku misali...

on ikiden, tam on ikiden
vuruyorsun beni...
dudakların
günaha çağırıyor
ellerin sabırsız...

uzak diyarların fısıltısı
çınlıyor kulaklarımda
yüreğim
yangın yeri...

Ayşe Tural

YARALARIMIZI SAKLARIZ...

Neden saklarız ki?
Sanırım bize acımasınlar ama yine de bizi sevsinler isteriz de ondan...

Oysa göstersek, belki de yaralı yerimizden sevmeye başlarlar bizi...

Kanayan yerimizden...
Birini kanayan yerinden sevmeye başlarsa öteki; işte tam da o zaman kabuk bağlar yara...

Bahara durur gönül...
Yeni sevmelere açar kapılarını...

YALNIZLIK VE SEN...

Yalnızlık, yanında SEN diyeceğin birinin olmaması demektir...
Saçını bir el okşamayalı ne kadar oldu, düşündün mü?
Birisi için süslenmeyi, onun için heyecanlanmayı da unutmuşsundur, ihtimal...

SEN diyeceğin birisi için bir fincan kahve pişirmeyeli ne kadar oldu?
Şöyle kadehini 'şerefe' diye en son ne zaman kaldırmıştın?
Ne zaman seni biri sıcacık kucaklamıştı?

Düşün ve anla...
Aslında AYRILIK, bütün SENleri de hayatından alıp götürmüştür...

VAKİTLİ VAKİTSİZ

Ah!
Şu bendeki
Vakitli vakitsiz
Aşkın çimlenişi...

Seni
Aklıma koyduğumdan beri...

Ayşe TURAL

BİZ NE HALE GELDİK?

Yasalarla bazı şeylerin belirlenmesi ne yazık ki – bizim gibi geri kalmış toplumlarda- uygulamada yeterli olmuyor. Sosyal baskılar, toplum baskısı, eş baskısı, aile baskısı, hatta iş yerinde patron ya da amir baskısı…

Saydıklarım için sabah haberlerini dinlemeniz yeterli… Sadece bir saatinizi ayırsanız anlarsınız. Toplum sanki cinnet geçiriyor sanırsınız. Biz nerede hata yapıyoruz? Yetiştirdiğimiz oğullarımız gün geliyor, adeta canavara dönüşüyor. EĞİTİM işlevini yitirdi mi? Biz ailede neleri anlatamıyoruz, nasıl kötü rol modellerle bu hale düşüyoruz?

Gitgide CEHALET sanki daha fazla yakamıza yapışıyor. Bildiklerimizi umursamıyoruz, BENCİL, KÜSTAH ve SALDIRGAN davranmayı marifet sayıyoruz…

Böyle olmayanlar, kendilerini bu halkanın dışına koysunlar ve alınmasınlar… Acaba medyanın olumsuz örnekleri saatlerce, günlerce tekrarı da zaten YARIM AKILLILAR’ın işine mi geliyor? Hani derler ya aklı olmayanlar, olumsuzlukları örnek alır.

Beni endişelendiren gün geçtikçe artan sayılarda olayların tırmanması… Birileri (sosyolog, psikolog, toplumbilimci…) çıkıp toplumun kanayan bu yarasına, kangren olmadan çare üretmezse vay halimize…

YAŞAMIN RENGİ

yaşamın rengi: bir bakıştır
bir gülüştür
içten bir MERHABAdır...

yaşamın rengi: bir şiirdir
bir duyuştur
sıcacık bir DOKUNUŞtur...

yaşamın rengi: bir avuç hüzündür
iki damla gözyaşıdır
belki de bir ELVEDAdır...

Ayşe TURAL

İÇİMİN ŞİİRİ VE YAHYA KEMAL...

Size de olur mu bilmem... Ben her sabah uyandığımda ya bir şiir ya da bir şarkı dolanır dilime...
İçimden söylerim gün boyunca...

Uzun zaman bunun sadece bana özel bir şey olduğunu sandım.

Bir gün her nasılsa, herkesin içinin şarkısının olduğunu öğrendim... Biraz hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Her neyse...

Bu sabah erken kalktım ve bahçede ağaçlarla, çiçeklerle uğraşırken Yahya Kemal'in BAHÇELERDEN UZAK şiirini içimden okuduğumu fark ettim...

Belki de üniversite yıllarımdan beri okumadığım, aklıma gelmeyen bir şiirdi...

Şair, aşktan yüreği yandıkça, ondan elini eteğini çekme arzusunu dile getirmiş bence... Gerçekten uzaklaşabilmiş midir, bilemiyorum...Paylaşmak istedim...

BAHÇELERDEN UZAK

İstemem artık ışık,rayiha,renk alemini,
Koklamam yosma karanfille,güzel yasemini.

Beni bir lahza müsait bulamaz idlale,
Ne beyaz bakire zambak,ne ateşten lale.

Beklemem fecrini leylaklar açan nisanın,
Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın.

Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım,
Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım.

YAHYA KEMAL BEYATLI

Siz

Bir şey yapsam
Beğenseniz...

Bir söz söylesem
Gülümseseniz ...

Bir yazı yazsam
Düşünseniz....

Ayşe TURAL

BİRİNİ AFFETTİĞİMİZ ZAMAN / ASLINDA / KENDİMİZİ AFFEDİYORUZ...

Yaşam hem çok basit ve anlaşılır hem de çok karmaşık... Olaylar ve durumlar karşısında şaşkına döndüğümüz, nasıl karar vermemiz gerektiğini bilemediğimiz zamanlar olur...

Özellikle böyle durumlarda çok dikkatli olmalıyız, diye düşünüyorum ben...Zaman zaman hepimiz hatalar yaparız, yapmışızdır... Bunları sürgit etmenin başa kakmanın ne bize ne de karşımızdakine faydası olmaz... Sadece zaman kaybıdır... İş, zaman kaybıyla da kalmaz aslında İNSAN kaybına da neden olur....

İşin başında küçük bir bağışlama ile kazanabileceğimiz insanı TAMAMEN kaybedebiliriz de... Bence en önemli nokta burada...

Amacımız insan kazanmak mı, yoksa elimizin tersiyle onu silivermek mi?

Bence böyle olaylarda dönüp kendimize bakmak en doğru davranış biçimi olacaktır. Bizim hatalarımız yok mu? Kim bilir ne olmayacak işlerde ne çamlar devirmişizdir... Ne kadar yanlışlarımız olmuştur da bize yol gösterenler olgunlukla karşılamıştır...

Bence birini affedeceğinizde, bakın, aslında siz kendinizi affedeceksiniz... Büyük bir yükten kurtulacaksınız... Karşınızdaki kişiye bir ŞANS daha vereceksiniz...

Belki de size verilmemiş olan şansı siz başkasına vereceksiniz... NE BÜYÜK MUTLULUK....

Mutlu ve neşeli bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimle...
Bu haber 283 defa okunmuştur

:

:

:

: