Her toplum, layık olduğu şekilde yönetilir

Süreç işliyor. Siyasi partiler 7 Ocak seçimi için aday belirleme çalışmalarını hızlandırdı.
Süreç işliyor.
Siyasi partiler 7 Ocak seçimi için aday belirleme çalışmalarını hızlandırdı.
Daha öncesinden seçim çağrıları yapıldığı için kadrolar hemen hemen hazırdı.
Hazır olmayan kadrolarla yola çıkmaya hazırlananlar, bir adım geriden gelecekler.
Merakla beklenen UBP ve CTP adayları belirlendi.
Kadrolar, isimler elbette önemli.
Fakat bilgi, donanım, tecrübe, uzmanlık alanları, yabancı dil, milleti temsil edecek insanlar ve temsil edilecek bizler için önemli.
Bu öneme ne kadar dikkat ediyoruz?
Kaçımızın önceliği kalite ve politik alanda üretimdir?
Politikacıları, siyasi partileri suçlamak, her sorunun sorumlusu görmek kolay.
Peki, biz bu suçların ne kadarına ortağız?
Bu sorunun cevabını samimi olarak verebilsek, sıkıntının esas kaynağını da buluruz.
Önümüzde bir fırsat daha var.
Ya gerçek anlamda seçeceğiz, ya da sadece oylayacağız.
Nedir oylayacağımız, aklayacağımız, tabi ki yapılan her hatayı, yanlışı, yıllardır sineye çektiklerimizi.
Seçici olacaksak bir yerden başlamak gerek.
Kuvvetler ayırımı esasını ortaya atan, yazdığı kitapta yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirlerinden ayrılmasının önemini belirten Fransız politik düşünür Montesquieu;
'Her toplum, layık olduğu şekilde yönetilir'
Yüz yıllar önce yaşamış bir filozofun söylemi hala daha gerçekliğini koruyor.
Toplumun niteliği ile yöneticilerin niteliğini teğetleyen, bu iki unsurun bir biri ile bütünlüğünü vurgulayan bir cümle.
Oy vermeyeceğiz, aslında seçeceğiz.
Daha iyi bir yaşam, daha kaliteli bir hayat, daha insani, sosyal, adil, şeffaf ve eşit bir düzen, istediğimiz bunlarsa, bunları yapabilecekleri seçeceğiz.
'Ben bunu, bu kadar yaparım, siz de alırsınız' diye bir mantık artık geçerli olmamalı.
En iyisini, en güzelini istemek, bunu amaç edinmek, toplumların hakkı, ne istediğini bilen toplumların en büyük gücüdür.
En büyük güç toplumun kendisi, iradesidir.
Bir başka düşünür, Nietzsche ise;
'Bilgisiz bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Bilgisiz toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır. Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir' diyor.
Bu düşünceler yıllar önce söylenmiş, gerçeklik payı, gözlemler ve yaşanmışlarla harmanlaşmış düşünceler.
Bizim ülkemizi, bizim durumumuzu ve elbette birçok ülke için mevcut ortamı anlatan cümleler.
Yollardan, sokaklardan, çevreden, sağlıktan, eğitimden, rüşvetten, yolsuzluktan, torpilden, adaletsizlikten dem vuran, şikâyet eden bizler bunları hak ediyor muyuz?
Samimi olarak 'hak edildiğimiz şekilde yönetiliyoruz' dedik mi, kendimize, birbirimize.
Yoksa suçlu aramak da, bulmak da zor değil.
İşin özü niyet, amaç neyse o ve bir fırsat daha kapımızda.
Bir yerden başlamak mümkün.
'Her şey halkım için' deyip, her yaptığı kendi için olanlardan kork.
Tablo ortada, artık gerçekleri görme zamanı.
Ortak olmaktan kork, değiştirmekten korkma.

Bu haber 504 defa okunmuştur

:

:

:

: