Ekonomi büyürken işsizlik nasıl olur da artar?

Hepimizin ortak kaygısı aynı. Mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek.
Hepimizin ortak kaygısı aynı. Mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek. Aslına bakarsanız bunlar göreli kavramlar. Kişiden kişiye değişiyor. Mutluluk, kimine göre spor araba sahibi, kimine göre makam sahibi olmak. Bir başkasına göre, karnının doyması, elaleme muhtaç olmamak.
Ancak mutlu olabilmek için hepimiz ortak yanları var. Karnımız doymalı, uyumalıyız, bir konutumuz olmalı vs. Bunlar için para gerek. Parayı da eğer aileden yüklü bir miras kalmadıysa, hırsız değilsek, çalışarak kazanmak zorunayız.
Yani bir işimiz olmalı.
İş adamı, esnaf, çalışan olabiliriz. Fark etmez. Alnımızın teriyle çalışıp, para kazanıp, vergimizi verip geçimimizi sağlamak en temel amacımız. Böylelikle önce karnımızı doyuracak, sonra ailemizin ihtiyacını karşılayacak, paramız yeterse eğlenecek, kültürel faaliyetlere katılacağız.
Bunların hepsini bize içinde yaşadığımız ekonomik ortam sağlar. Sürekliliği olan ve geliri yeterli bir işe sahip olmak ekonominin durumuna bağlıdır. Eğer devamlı büyüyen bir ekonomide yaşıyorsak iş ve aş sorunumuzun olmayacağını söyleyebiliriz. Kişisel başarısızlıklar dışında bir risk olmazsa bizi olumsuz etkileyecek çok fazla etken olmayacaktır.
Dolayısıyla bir ekonomi politikasının temel başarı göstergesi istihdamdır. Eğer o ülkenin ekonomik sınırları içerinde yaşarken sürekliliği ve doyurucu geliri olan bir iş bulabiliyorlarsa sorun yoktur.
Ama ekonomiyi anlamayı tamamen rakamlara indirgeyip, “Efendim ekonomi şu kadar büyüyor. Daha ne olsun?” diyen bir algı yönetimi varsa o zaman korkmak lazım. Ne kadar büyürse büyüsün, işsizlik azalmıyorsa, özellikle gençler iş bulamıyorsa bir başarısızlık olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Dünya ekonomisinin, Büyük Bunalım’dan sonra yaşanan en kötü ekonomik kriz sırasında karşılaştığı bu büyük işsizlik pek de tesadüf değil. İşsizlik büyük oranda ekonomik aktiviteye bağlıdır. Büyüme ve işsizlik aynı madalyonun iki yüzü gibidir; ekonomik aktivite yüksek olduğunda genel olarak daha fazla üretim olur ve daha fazla mal ve hizmet üretilmesi için daha fazla insan gereklidir. Aynı şekilde ekonomik aktivite seviyesi düştüğünde, şirketler işgücünü azaltır ve dolayısıyla işsizlik de artar. Bu anlamda işsizlik konjonktüre karşı bir seyir izler, yani ekonomik büyüme düşük olduğunda işsizlik artar, büyüme yüksek olduğunda ise azalır.
Ancak büyümedeki artış işsizliği anında azaltmaz. İşletmeler genelde önce ekonomik gerilemenin sonucunda gelen kayıplarını telafi etmeye çalışır, bunun için işgücünü arttırmadan mevcut çalışanlarının daha fazla çalışmasını veya daha fazla üretmesini isteyerek verimliliği arttırmayı hedefler. Ancak kayıplarını telafi ettikten sonra yeni çalışan istihdam etmeyi düşünürler. Sonuç olarak, ekonomik iyileşme başladıktan sonra işsizliğin azalma ihtimali söz konusu olur. Ekonomik kötüleşme başladığında da tam tersi durum işler. Şirketler, çalışanlarını işten çıkarmadan önce çalışma saatlerini azaltır veya ücret kesintilerine gider. Kötüleşme devam ederse işsizlik de artmaya başlar. Çünkü işsizlik, büyümeyi biraz gecikmeyle takip eder. Bu durum ekonomik aktivitenin gecikme göstergesidir.


Bu haber 115 defa okunmuştur

:

:

:

: