İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan arda kalanlar

22 Kasım Çarşamba günü İstanbul Kongre Merkezi’nde Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 33. Toplantısı gerçekleştirildi. Bu platform nedir ve hangi amaçla kurulmuştur peki?
22 Kasım Çarşamba günü İstanbul Kongre Merkezi’nde Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 33. Toplantısı gerçekleştirildi. Bu platform nedir ve hangi amaçla kurulmuştur peki? İSEDAK, 57 üye ve 5 gözlemci ülke sayısıyla Birleşmiş Milletler’den sonra en fazla üyeye sahip olan uluslararası bir oluşumdur. Amacı ise, üye ülkeler arasında ekonomik ve ticari alanda işbirliğini arttırmaktır.
Bizler biliriz ki bu tür toplantılar ve zirvelerde fikirler alınır, sorunlar ortaya çıkartılır ve hatta buna yönelik çözüm yolları konuşulur. Ardından toplantı biter, durum fikir alışverişinden başka bir işe yaramamıştır. Uygulama ise yok! Fakat bu toplantıda İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf Bin Ahmed El Useymim’in teşkilattaki büyümenin %3,2’den % 4.0’e çıktığını ve 22 üye ülkenin %20 oranında sadece kendi aralarında dünya ticaretinin %20’sini gerçekleştirdiğini söylemesi durumu diğer toplantılardan ayırdı. Operasyonları arasında üye ülkelerde KOBİ faaliyetleri olduğunu ve 2016 yılı itibariyle 22 ülkede 58 operasyonun İslam Bankası tarafından yapıldığını ve bu yatırımları yaparken az gelişmiş ülkelere yönelik gerçekleştirildiğini iletmesi ne hoş değil mi? Gerek batı gerek doğu için önemli bir yer tutan tarım ise bu toplantıda da unutulmadı. Gelecek 5 yılı kapsayan Kalkınma Planı’nda tarım sektörüne de yer verdiklerini bizzat iletti. Bunun yanında iki de finansman anlaşması yapıldı. Biri Hızlı Tren Seti Temini Projesi kapsamında kullanılacak beş yılı geri ödemesiz 20 yılı vadeli 312 milyon avro anlaşması, diğeri ise enerji ve yenilenebilir enerji projeleri için kullanılacak 200 milyon ABD doları tutarındaki kredi anlaşması.
Diyeceğim o ki; böyle anlaşmalar, toplantılar islamofobi ve yabancı karşıtlığı ile mücadelede büyük önem az etmenin yanında büyük başarı sağlıyor. Böyle bir işbirliğinin potansiyel ekonomik gücü dünya ülkelerini zor durumda da bırakabilir görünüyor. Fakat bizler şunu unutuyoruz! Batıda var olan fakat bizlerde kocaman eksikliği hissedilen bilim, teknoloji ve inovasyon... Bu üç faktörün eksik olduğu ülke ekonomisinde; Petrol olsa ne olacak? Altın olsa ne olacak? İşgücü olsa ne olacak? Maalesef eksikliğimiz burada ortaya çıkıyor. Günden güne batıya beyin göçü gerçekleştiren bu coğrafyada yaşayan bizler değil miyiz? Temele inmemiz gerekli. Yüzeysel bakmaktan artık kaçınmamız şart değil mi sizce de?
Bu haber 225 defa okunmuştur

:

:

:

: