Limit üstü

'Tarım Dairesi, 17-23 Kasım tarihleri arasında ithal ve yerli üretim gıda denetim sonuçlarını açıkladı.
'Tarım Dairesi, 17-23 Kasım tarihleri arasında ithal ve yerli üretim gıda denetim sonuçlarını açıkladı.
Buna göre; ithal ürünlerden 21 numune temiz çıkarken, 3'ünde limit üstü ilaç kalıntısı bulundu, yerli ürünlerde ise 27 numune temiz iken, 7 numunede limit üstü kalıntıya rastlandı.

Tarım Dairesi'nden yapılan açıklamaya göre, ithal ve yerli ürünlerden numune alınarak Devlet Laboratuarında yapılan analizler sonucunda çıkan sonuçlar, Avrupa Birliği'nde kullanılan Pestisit Limitleri Çizelgesinde değerlendiriliyor.

Elde edilen sonuçlara göre ithal ürünlerden elma çeşitleri, lolorosso, çeri domates, üzüm çeşitleri, kuru kayısı, mısır, pul biber ve soya fasulyesi olmak üzere 24 numuneden 21'i temiz olup, 3 numunede limit üstü kalıntıya rastlandı.

Yerli ürünlerden ise maydanoz, domates, marul, pazı, roka, biber çeşitleri, dereotu, golyandro, kırmızı lolorosso, ıspanak, luana, turp, fasulye, patlıcan, kabak, kereviz, kapya biber ve çiçek lahanası olmak üzere 34 numuneden 27'si temiz çıkarken, 7 numunede limit üstü kalıntıya rastlandı.'
Geçtiğimiz gün yayınlanan bir haberden alıntı yaparak yazıya başladım.
Bu haber ne ilk, ne de son, açıklanan denetim sonuçları, açıklandıkça ürküyorum.
Yöneticilerimiz bile zaman zaman denetim özürlü olduğumuzu söylüyor.
İmkânlar açısından sınırlı olsa da yapılan güzel işler, özverili çalışmalar, görevler var.
Ama her şey denetim mi, yani isteyen istediğini yapsın, tek suçlu denetlemeyen.
Denetimden çok, böyle bir üretimin neden yapıldığı düşünülmeli.
Olması gerekenden kat kat fazla ilaç kalıntısı.
Gündeme geliyor, denetimler sonucu açıklanıyor, fakat bir şekilde sonu gelmiyor.
Mesele sadece denetlemek değil.
Eleştirmek kolay, denetim yok demek basit ve sorumluluktan kaçmanın en kolay yolu.
Devlet denetliyor, yakalıyor, engelliyor, imha ediyor.
Peki, neden insanlar hala bu şekilde üretim yapıp piyasaya, soframıza gönderiyor, bunun üzerinden hangi rahatlıkla para kazanıyor?
Gerçekten düşündürücü, özellikle yerli üretim için bunu anlamak mümkün değil.
Bunun sebebi bilinçsizlik mi, dikkatsizlik mi, yoksa kasıt mı?
'Hata' varsa bu süreklilik arz eder mi?
Kafa kurcalayan nokta bu, konuyla ilgili çok zamanlı, sürekli bir 'limit üstü' durumu gündeme geliyor.
Denetimler, ifşa elbette önemli, ondan sonra yapılanlar nelerdir?
İmha veya geriye gönderme, iade etme sorunu tek başına çözmüyor.
Ne yapılmışsa mutlaka kamuoyuyla paylaşılmalı, caydırıcı cezalar verilmeli, emsal olacak şekilde ifşa edilmeli.
Önemli olan insandır, hayatımız, sağlığımızdır.
Kısa süre içinde kanser belasından çok değerli insanları peş peşe kaybettik.
Bu yıllardır böyle, bu tesadüf olamaz.
Soruyoruz, anlamak istiyoruz, güvenmiyoruz.
Yediğimize, içtiğimize, soluduğumuz havaya, hayatımızı, sağlığımızı emanet ettiğimiz yöneticilere, kurumlara.
Oysa bunu sağlamaları, sadece görevlerini yaparak mümkün olur.
Üretim de insan için, üretici de önce insanı düşünmeli.
Hele söz konusu insan sağlığıysa, denetimle beraber caydırıcı ceza, hukuk ve yargı bir birini tamamlamalı.


Bu haber 627 defa okunmuştur

:

:

:

: