Eğitimin özünde farklılıkların benimsenmesi vardır…

İnsanlar farklı yaşam biçimlerine sahiptirler ve bu yüzden bireysel farklılıklar görülür. Örneğin bahçeli bir evde yaşamayı tercih eden bir aile ile apartman dairesinde yaşamayı tercih eden bir ailede ki çocuklar farklı yetişirler. Bu çocuklardan biri bahçe işlerinden anlarken diğeri eline çapa almayı bile bilmez.
İnsanlar farklı yaşam biçimlerine sahiptirler ve bu yüzden bireysel farklılıklar görülür. Örneğin bahçeli bir evde yaşamayı tercih eden bir aile ile apartman dairesinde yaşamayı tercih eden bir ailede ki çocuklar farklı yetişirler. Bu çocuklardan biri bahçe işlerinden anlarken diğeri eline çapa almayı bile bilmez.
İnsanların yaşadığı yerden dolayı bireysel farklılıkları da görülür. Örneğin Kıyı kentlerinde yetişmekte olan bir çocuk ile iç bölgelerde yetişmekte olan çocuk arasında farklılık vardır. Birisi denizden dolayı yüzmeyi daha çabuk öğrenirken ya da bu imkana sahipken, diğeri bu imkandan uzak olup yaşadığı bölgenin yapısal özelliklerini daha çok benimseyip aşina olur.
Dolayısıyla burada sosyal çevrenin insanlarda çok büyük farklılıklara neden olduğunu söyleyebiliriz.Arkadaş edinme sosyal sitelere takılmak insanları biraz daha farklı kılar. Sosyal çevre insanlara çok şey öğretir ve insanların kişiliğini geliştirir.
Ve tabi ki aile; aile yapısı insanlardaki bireysel farklılıkları büyük ölçüde etkiler. Baskıcı ailelerde yetişen bireyler içine kapanık, serbest ailelerde yetişen bireyler ise şımarık olurlar. Baskıcı ailelerde yetişen bireylerde özgüven eksikliği görülür özgüven eksikliği yaşayan birey akademik, sosyal ve diğer konularda zorluk yaşar.
Öğretmenin tutum ve davranışları, ders programı ve öğretim yöntemleri her çocukta farklı algılanabilir.
zira bir öğretmen, eğitim sisteminin en önemli unsurlarından biridir. Sistemi oluşturan bütün unsurların; öğretmen, öğrenci, uygun eğitim ortamı, uygulanan yöntem ve tekniklerin daha kaliteli olması, sürekli değişen şartlara göre yenilenmesi ve gelişmesi gerekmektedir. Sistemin her bir parçası eğitim sürecini ve sonucunu etkiler. Eğitim sisteminin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar çok yönlü düşünülmelidir.
Öğretmenlerimizin, öğrencileri tanımaya dönük olarak yapacakları çalışmaları artırmaları, eğitimde ve öğretimde başarılı olmalarına muhakkak katkı sağlayacaktır. Kabul edilmelidir ki; ülkemizdeki okullarda sınıflardaki öğrenci sayılarının çok olması, öğretmenin öğrenciyi tanımasını güçleştirmekte ve dolayısı ile de hem öğretmenin hem de öğrencinin başarısını ve performansını olumsuz etkilemektedir. Eğitimde bireysel farklılıkların ön plana çıkarılarak; eğitim-öğretim etkinliklerinin bireysel farklılıklara göre yapılması öğrenci başarısını arttıracaktır.
Zor öğrenen öğrenci gördüğü ya da duyduğunu algılama, anlama, kavrama, yorumlama, hatırlama veya ifade etme güçlüğü olan öğrencidir. Ayrıca dikkatini bir konu üzerinde toplayamama, yerinde duramama, hareketlerde kararsızlık, heyecanlarda değişiklik, sınıfta kendini gösterememe, ders başarısında iniş – çıkışlar, Zor öğrenen öğrencinin belirgin özelliklerindendir.
Kolay öğrenen öğrenci gördüğünü duyduğunu çabuk kavrayan, hatırlayan ve ifade edebilen öğrencidir. Kolay öğrenen öğrenci öğrendiği şeyi rahatlıkla başkasına aktara bilir. Konuşurken heyecan, kekeleme, sorulan sorulara parmak kaldırarak cevap verememe gibi özellikler kolay öğrenen öğrencide görülmez.
Bir sınıfta kolay öğrenen ve zor öğrenen öğrenciler varsa eğitimi ve öğretimi ona göre düzenlemeli, kolay öğrenenler var diye konular hızlı geçilmemeli veya zor öğrenenler var diye de yavaş gidilmemelidir.
Peki bugün neden bunları yazma gereği duydum?
Üstelik siyaset bu kadar kazan kaynatırken..
Efendim geçtiğimiz hafta bizzat yaşadığım bir tecrübeden yola çıktım bu makaleyi yazmak için.
Küçük oğlumun eğitim gördüğü okulda, X bir dersin Y öğretmeni çocuklar arasında ayrım yaparak kendi doğruları çerçevesinde sınıf içerisinde bir kaç çocuğu sürekli göklere çıkartırken, sınıfın diğer öğrencilerini yerden yere vurarak aşağıladığını öğrendim..Elbette bu duruma çok üzüldüm.
Konuyu ilgili öğretmenle konuşmak için okula gittim, fakat sınıf öğretmeni olmadığı için kendisini bulamadım, bu rahatsızlığımı okul müdürü ile konuştum, sıkıntıları anlattım, elbette en kısa zamanda ilgili öğretmenle de görüşüp meramımı anlatacağım.
Ve/fakat bir sınıfta sürekli 3 ya da bilemediniz 4 öğrenci baz alınarak ders yapılırken, geriye kalan 20 çocuğa her fırsatta fırsat eşitliği yaratmadan hakaret ederek aşağılamak suretiyle,” zaten sizin kafanız çalışmaz” demenin eğitim öğretimle yakından uzaktan ilgisi olmadığı kanaatindeyim..



Bu haber 118 defa okunmuştur

:

:

:

: