Recep Akdağ'ın açıklamaları

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ bazı açıklamalar yaptı;
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ bazı açıklamalar yaptı;

'Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kişi başına gelir 13 bin dolara ulaşmış durumda.

Biz bunu 25 bin dolara ulaştıracağız. Bütün mesele bu. Orası çok daha iyi yaşanan bir ülke olduğu zaman, sorun büyük oranda çözülmüş olacak.

Halkın en büyük taleplerinden biri sağlık. Kıbrıs Türk halkının birinci talebi. Aslında Rumların da öyle. Burası bir ada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Allah nasip ederse önümüzdeki iki senede sağlığı tamamen ayağa kaldıracağız, mükemmel bir hastane yaparak.

Sistemi de iyileştiriyoruz, onlarla iş birliğiyle elbette. Ekonomik iş birliği ve kalkınma programımız var. Bu programın en başına koyduğumuz hususlardan biri de sağlık şu anda. Çünkü vatandaşın talebi bu, Kıbrıs halkının talebi bu.'

Recep Akdağ 'Kişi başına düşen geliri 25 bin dolara çıkarınca sorun çözülecek' diyor.
Sanırım, Kıbrıs sorunundan bahsediyor.
Yani ekonomi iyileşirse, Kıbrıs Türkü çözüme ihtiyaç duymayacak.
Ekonomi de bir etkendir, ama tek başına değil.
Burayı tam okuyamama, beklentileri,sıkıntıları tam analiz edememe durumu devam ediyor.
Sayın Akdağ en önemli sorunu sağlık ve yeni hastane olarak görüyor.
Sağlık konusunun da ekonomik işbirliği ve kalkınma programında yer aldığını anlatıyor.
Ve iki yıl içinde çok iyi bir hastane ile sorunu çözeceklerini söylüyor.
7 Ocak seçimlerine doğru icraat anlatan siyasi parti lideri gibi.
Bu yatırımlar ve milli gelirin artırılması için kaynak nereden sağlanacak, üretim potansiyeli artırılmazsa ekonomi nasıl gelişecek?
Belli ki KKTC de bu alanlarda sorumlu olanlar bu şekilde anlatmış.
Keşke sadece ekonomi, sağlık ve hastane ile bu ülke cennet olsa.
Ekonomik işbirliği ve kalkınma programı şuana kadar ne kadar başarılı oldu, iki taraf uygulama anlamında memnun mu?
'Lefkoşa'da, Türkiye'deki şehir hastanelerine benzer bir hastane yapacağız, hatta güneydeki Rumlar da bu hastaneye gelecek.
Elektrik de götüreceğiz kabloyla. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu konuda çalışıyor.

Alsalar onlara da su veririz ama almıyorlar. Orada bana anlattılar. Maalesef bu aşırı fanatik birtakım kişilerin, 'Türklerin suyunu içeceksek zehir içeriz.' falan dediklerini duyuyoruz. Bu artık bağnazlığın dik alası. Avrupa Birliği'nin erken ve haksız yere Güneyli Rumları birliğe alması müthiş bir şımarıklık oluşturmuş.

Biz şimdi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin gelişmesine katkı vermeye hem de bunu hızlandırmaya odaklandık. Orası yaşanılan mükemmel bir ülke haline geliyor her geçen gün. Ben meselenin çözümünü burada görüyorum. Onun dışında başka ne çözüm arayacağız.'
Recep Akdağ bu söylemleri de ekliyor.
Söylediğim gibi ekonomi ve sağlık konusu sebebiyle Kıbrıslı Türklerin çözüm istenci varmış gibi bir izlenim yaratıyor bu açıklamalar.
Bu bakış açısı farklı bir konu ve ne yapılırsa yapılsın değişmesi zor gibi.
Bugüne kadar değişmediğini düşünürsek, demek ki buradan bu yönde bir görüntü yansıtılıyor.
Bunları düşünerek, bir başka noktaya bakarsak;
Bir seçim süreci yaşıyoruz ve ülkeyi yönetmek için yola çıkan siyasi partilerden Recep Akdağ benzeri açıklamalar, söylemler göremiyoruz.
Özellikle ekonomi ve milli gelirin artırılması yönünde, herhangi bir hedef ortaya konmuyor.
Ya da tutamayacakları sözleri bugüne kadar tüketmiş olacaklar ki en iyisi söylemeyelim diyorlar.
Bizdeki siyasetçilerin hedefini genelleme yapmadan, yaşananlarla ortaya koyarak şöyle örnekleyelim;
Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst geçtiğimiz günlerde bir etkinlikte;

'30- 40 değil, 200, 500 hatta 2 bin kırsal kesim arsası vereceğiz. Partimizin 'Gençlik kolları' noktasında şu ana kadar sadece 12-13 arkadaşımızı istihdam edebildik. Neden? Maliye Bakanlığı bizde değildi de ondan. Bu sayı yeterli mi? Hayır değil. Önümüzdeki dönemde de biz buna devam edeceğiz.'

Bir örnek daha, Demokrat Partiden istifalar;

'Hükümette var olan Demokrat Parti kendi öz tabanına sahip çıkmadığı gibi diğer parti üyelerine mevki ve menfaat dağıtmada hiçbir sakınca görmemiştir.

Hükümette kalmak uğruna elastik bir yapıya bürünen, partinin imajını ve saygınlığını zedeleyen yöneticilerin misyonunu tamamlamış olduğunu düşündüğümüzden istifa etmiş bulunmaktayız.'

Bunlar şaşırtıcı mı?

Tabi ki değil, bu ülkede siyasetin gerçek yüzü bu.

Siyaseti genellemiyorum, hepsi aynı diye bir kolaycılığım da yok.

Ama, üzgünüm bunlar bizim gerçeklerimiz.

Değişecek mi?

Kısa bir süre sonra göreceğiz.

Bu haber 649 defa okunmuştur

:

:

:

: