'Koalisyona girmem' demek riskli değil mi?

Seçim süreci ilerliyor. Fakat siyasi partilerden henüz program plan veya hedef göremedik.
Seçim süreci ilerliyor.

Fakat siyasi partilerden henüz program plan veya hedef göremedik.

Strateji suçlama, birbirlerinin yanlışlarını anlatma, sosyal medyada resim paylaşma ve bunlar üzerinden seçime doğru geri sayım devam ediyor.

Her ülkede seçim olur, önemli olan insanların yaşamı ne kadar etkilenecek?

Bu bir süreçtir, bir gereklilik, bazı konularda yavaşlama olur, ama ne vatandaşın yaşamı, ne de devletin çarkı etkilenmez, durdurulmaz.

Meclis seçime kadar hafta da bir toplanacakmış, üretkenliği tartışılan bir meclis, bundan sonra önceliği tamamen seçime verecek.

Genelleme yanlış belki ama ağırlık bu yönde.

Kamuda geçici olarak çalışanlar ve polisler için bazı adımlar atıldı.

Bunlar daha detaylı, daha farklı, daha fazla ortak noktanın olduğu bir zeminde düzenlenebilirdi.

Fakat tamamen seçime yönelik adımlar olduğu ortada.

Kaldı ki arkası da getirilmedi.

Siyaset 'ben üzerime düşeni yaptım' diyor.

Kamuda çalışan geçicilerle ilgili kadrolama girişimi mahkemeden dönecek gibi.

Olayın öncesi var, başka sıkıntılar, düşündüren noktalar var.
Kamu sektörünün gündem olduğu kadar, bu ülkede özel sektör ve özel sektör çalışanları da var.

Kamu da istihdamın, adalet, fırsat eşitliği, popülizm ve partizanlık gibi yarattığı bir eğreti yapı var.

Bu memlekette parti tutmayan, parti sempatizanı olmayan, bir siyasi parti için uğraşmayan hiçbir kimse kamuda çalışmaya başlayamaz.

Belki az da olsa örnekleri vardır.

Fakat adaletle, hakkıyla, hakkı yenmeden, kamuya istihdam edilmek bu ülkede imkânsız.

Polisler için de benzer cümleler söylenebilir.

Çalışma koşulları kesinlikle iyileştirilmeli, bunun bir zamanı, yöntemi olmalı.

Böyle seçime beş kala, damdan düşer gibi, getirisini, sonuçlarını düşünmeden olmaz, olmamalı.

Bunlar, bugünkü iktidarın seçim malzemesi yaptığı konular.

UBP ve DP hükümeti kendi içinde çelişse de bir beklenti yarattı.

7 Ocak seçimi sonrası ortaya çıkacak hükümet modeli ve meclis aritmetiği bu konular başta olmak üzere birçok konuyu önünde bulacak.

En başta söyledim, plan, program, hedef yok, siyasetçiler bu konuları seçim öncesi konuşmak istemiyor, keskin sözler yerine, kelimelerle durumu idare etmeye çalışıyor.

Elbette seçim sonuçlarının tahmini üzerine konuşanlar da var.

Şuan için tablo, 4-5 partili bir meclisi, 2 belki 3'lü bir koalisyonu gösteriyor.

Belki de bu meclisi arayacağız, ortaya çıkacak duruma göre belki de birkaç yıl içinde yeniden bir seçim gündeme gelecek.

Halkın Partisi Başkanı Kudret Özersay;

'Mevcut statükonun yaratıcısı, ya da sonradan ortağı olan siyasi partilerle koalisyon kurmak aslında, 'Ben hesap sormayacağım' demekle aynı anlama gelir' yani koalisyona girmeyiz diyor.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman;

'Seçimden sonra Demokrat Parti, ya da Ulusal Birlik Partisi ile koalisyon hükümeti kurmak istemem.'

HP Başkanı Özersay ve CTP Başkanı Erhürman aynı değerlendirmeleri seslendiriyor.

Bu, seçim öncesi seçmene tek partili iktidar ve kendi partilerini işaret etme yöntemi olabilir.

İki başkanın samimi olduğuna da inanıyorum.

Bu bir taktikse, bana göre yanlış.

Seçim sonucu nasıl bir tablo oluşacağını bilmeden bu tür açıklamalar zorda bırakabilir.

Seçim sonrasında istemem dedikleri bir koalisyonda yer alırlarsa toplum gözünde;

'Seçimden önce başka, seçimden sonra başka dediler, tek dert koltuk, hepsi aynı' durumuna düşecekler.

Koalisyon kimsenin tercihi değil, fakat irade bu yönde olursa, siyaset bunu kendi içinde çözmeli.

İki parti Başkanı UBP ve DP ile koalisyon kurmayız derken, birbirleri ile koalisyona girerler mi?

Bu soru açıkta kaldı.

Tabi bir de yine, yeni, yeniden UBP-DP ve bunlara ek diğer partililerle oluşacak iktidarlara da yol açtılar.

Kesin olan bir başka nokta, seçim bitmeden koalisyon iktidarını herkes kabulleniyor.
Bu haber 527 defa okunmuştur

:

:

:

: