Öğretinin bize sundukları

Öğretisini almayanlardan duyduğum, *Ben bunu yapamam,* cümlesi öğreti alınıp sindirildikten sonra ortadan kalkıyor.
Öğretisini almayanlardan duyduğum, *Ben bunu yapamam,* cümlesi öğreti alınıp sindirildikten sonra ortadan kalkıyor. Çünkü öğretiye her giriş alan, her şeyin imkan dahilinde olduğunu ve istedikten sonra yapabileceklerini fark ediyorlar. Bunun sonucu olarak da *Bunu yapabileceğime hiç inanmazdım.*diyorlar. İlahi kuvvetle, Allah'ın yardımıyla her şeyin mümkün olduğunu anlıyorlar. Bruno Gronıng bize bunu yaşamıyla gösterdi. Tanrının ona verdiği görevi evet diyerek kabul etti. Üstelik de kendini neyin beklediğini biliyordu. Yine de kabul ederek çok büyük şeyler başardı.
Sevgili arkadaşlar, böylesine güzel bir kapının varlığından haberdar olup, insanların kapının dışında kalarak deneyimlememeleri çok büyük bir kayıptır. Ama bize düşen, bu kapının varlığından insanları haberdar etmek ve her an geçebileceklerinin bilgisini vermek. Karar bireylere ait ve hiç bir mecburiyet yok. Her birey kendi istek ve kararıyla öğretiye giriş yapmalı ve bunu hayatına alarak farkını yaşamalıdır. Seçim tamamen onlara ait. İnsan denemeden kendisi için neyin iyi, neyin yanlış olduğunu kestiremiyor. Bunu yaşayarak. Her insanın kendinin karar vermesi çok önemlidir ve Bruno'nun da bize söylediği hep budur:* Benim söylediklerimi kabul etmek mecburiyetinde değilsiniz. Siz söylenenleri deneyin, yaşayın ve öyle inanın. Bu sizin en doğal hakkınız.

Almanya'dan İnes Hölzner anlatıyor:
*2012 yılının başında kilise koromuz mayıs için dokuz günlük bir Iskoçya koro seyahati planlamıştı. Koroda bulunduğum 15 yıl boyunca, şimdiye dek ancak hafta sonları olmak üzere, küçük turlar düzenliyordu. İlk defa böyle uzun bir program yapılmıştı. Bu seyahat için 450 Euroya ihtiyacım vardı. Ama benim böyle bir imkanım yoktu. Kilise bana yardım olarak ancak 200 Euro verebilirdi. Benim ise bundan ayrı 250 Euro ya daha ihtiyacım vardı. Uzun zamanda harçlığımdan biriktirdiğim 50 Euro da iş yerinde çalınmıştı. Yani kiliseden yardım istesem de ben bu seyahate gidemezdim.
Arkadaşlarım da gitmemi çok istiyorlardı, ama yapacak bir şey yoktu. Bir anda Bruno'yu hatırladım. Ben 2005 ten beri Arkadaş Çevresindeydim ve düzenli Einstellen yapıyordum. Bu olay için de yapabilirdim. Birkaç hafta boyunca her Einstellen yaptığımda seyahat için de yardım istedim ve olacağına inanmaya başladım. Çünkü daha önce ümidimi kesmiştim.
Seyahatten dört hafta önce süpriz bir şekilde, kilise konseyi toplanmış ve benim 15 yıllık çalışmalarıma teşekkür olarak 450 Euroyu bana vermeye karar vermişlerdi. Bu olay bir ilkti ve daha önce böyle bir uygulama yapılmamıştı. Ben bunu kabul edip etmemekte zorlanmıştım. Ama arkadaşlarım o kadar ısrar etmişti ki kabul ettim. Çok muhteşem bir geziydi ve benim için de ayrıca çok özeldi.
Seyahatten dönüşte, iş yerime gEttiğimde, çalınan 50 euro nun da bulunduğunu öğrendim ve bana iade edildi. Tanrıya ve sevgili arkadaşım Bruno Gronıng'e gönülden teşekkür ettim ve her zaman da ediyorum. İlahi yardımla nelerin olabileceğine bir kez daha inandım ve inanıyorum da.

Kirsten Roos'un anlattıkları:
Yıllardır öğretmen olarak çalışıyorum. Bu sene çok problemli olarak bilinen bir sınıf bana verildi. Çoğunun erkek olduğu onuncu sınıf talebeleri, hocaları çok zorluyorlardı. Uzun bir tecrübem olduğu için bu bana verilmişti. Ama beni de tahminimden çok zorladılar ve sınıfta konsantrasyonu ve saygıyı yaratmakta bayağı zorlanıyordum.
Aniden bir gün, bu sınıf için devamlı Einstellen yapmam, Tanrı'dan ve Bruno'dan yardım istemem gerektiği fikrini hissettim. Ayni zamanda da Bruno'nun resmini çantamda okula da getirmemin doğru olacağını düşündüm. Oturup Einstellen yaptım ve yardım istedim. Sonra da her sınıfa girmeden önce özellikle onlar için Einstellen yaptım ve sınıfa öyle girdim. Çok kısa bir süre sonra sınıfım sakinledi ve zaman içinde diğer hocaların girdiği derslerde de ayni şekilde saygı ve başarı devam etti. Çok rahat bir eğitim gurubuna dönüştüler.
Meslektaşlarım da rahatlamıştı ve bana bunu nasıl başardığımı sormaya başladılar. Ertesi sene müdürüm benim başka bir zor sınıfı üslenmemi istedi.*Ne olacak. Bunu da başarırız.* dediğimde, müdürüm meslektaşlarımı kasdettiğimi sandı. Ama aslında bana Tanrının isteği ile yardım eden Bruno Gronıng'i kasdetmiştim. O yanımda olduktan sonra her şeyi kolaylıkla yapabilirim. Tanrıma ve Bruno Gronıng'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Avusturya'dan Karin Koppensteiner:
Haziran 2006 dan beri Arkadaş Çevresindeyim. Posta kutusunda bir el ilanı buldum ve böylece Bruno Gronıng birliği bilgilendirdirme toplantısına gittim. 2012 de yine bir birlik saatinde Bruno'nun, *Kötüyle savaşamazsınız, sadece kötünün üstesinden gelebilirsiniz.* sözü işleniyordu. Bu söylemi daha önce de sık sık duymama rağmen, o gün aklıma takıldı. Birlik Saati bittikten sonra da hala daha bunu düşünüyordum.
Bunun anlamı tam olarak neydi? Ne yapmalıydım? Bunu nasıl uygulamalıyım? Bu soruları özellikle düşünerek Bruno Gronıng'ten tüm kalbimle iç görü rica ettim. Birkaç gün sonra aniden kafama dank etti ve evet, kötüyle savaşmak benim görevim değildi. Benim görevim, her zaman düşüncelerimi kontrol etmek ve her zaman iyi düşüncelerle bağlantıda kalmaktı. Tanrıdan yardım alarak kötülüğün üstesinden gelmekti.
Bu iç görüyü bütün kalbimle kabul ettim ve büyük bir rahatlama hissettim. Gerçekten bir arınma yaşamıştım. Düşüncelerimizle ilgili şeyler için de Bruno Gronıng'ten yardım alabileceğimizi artık biliyorum.çünkü bunu deneyimleyerek öğrenmiştim. Bunu için de Tanrı'ya ve Bruno'ya teşekkür ediyorum.

Bruno Gronıng kendi anlatıyor:
Birileri, kendi iyileşemediği için, beni şikayet etmiş, olay polise intikal etmiş ve bir gün beni çağırdılar. Hemen gittim. Bana olayı sordular, ben de her şeyi açık açık anlattım ve iyileşmenin bana ait olmadığını, tamamen bireyin isteği ve inancı ile ilgili olduğunu söyledim. Hatta isterlerse Birlik Saatlerime görevli memur da gönderebileceklerini anlattım. Onlar da beni kırmayıp iki tane görevli gönderdiler.
Birlik Saatimiz tamamlanıp bittiğinde görevliler enerjiden öyle bir etkilendiler ki, ter içinde kaldılar. Gerçekten mümkün olmayan şeyler gerçekleşti. Hayatlarında böyle bir şey yaşamadıklarını söyleyen memurlar yanlarında eşlerini de getirmişlerdi. Kadını ilk kez görüyordum ve geleceklerinden de haberim yoktu. Ama ona ailesi ve hayatı ile ilgili öyle şeyler anlattım ki, kadının ağzı açık kaldı. Çünkü hepsi de doğruydu. Polislerin yanında basından da birisi vardı ve bütün yaşananları bir bir not etti. Ama maalesef yazılarında tam da yaşananları yazmadı. Doğruları öğrenen memurlar benimle dost olmayı seçtiler ve daha sonra da toplantılarıma katılmaya devam ettiler.

her ne yaşarsanız yaşayın, nasıl bir yardım veya şifa alırsanız alın, bana teşekkür etmeyin. Ben teşekkür istemiyorum dostlarım. Bana değil, Tanrıya teşekkür edin. Benim sizden istediğim, sadece yaşadıklarınızı ve aldığınız şifaları ve yardımları başkalarına doğru bir şekilde anlatmanız. Çünkü sizin yaşadıklarınız başkalarına da örnek teşkil edeceğinden, onların da o yönde şifalanmalarına vesile olabilirsiniz.
Birliklerde görev almaktan çekinmeyin. Bu görevler sizin yapabileceğiniz şeylerdir. Kimseden yapamayacağı bir şeyi istemiyoruz. Sadece görev alan insanın, gerçekten bu görevini sevgiyle yapmasını, kendi hayatına bir külfet getirmeden rahatlıkla isteyerek yapmasını bekliyoruz. Yoksa kimseyi zorlayarak bir iş yaptırmak amacında değiliz. Yalnız şunu bilmenizi istiyorum ki, görev alanın her alanda önü açılır. Çünkü Tanrıdan ona daha fazla güç verilir ve işinin kolaylaşması için yolu açılır. Çünkü her yapılanın ve her düşüncenin farkında olarak, bütüne hizmet sunduğu için o insana daha fazla enerji aktarılır. Bütün aileniz ve kendiniz fark edersiniz ki her işiniz düzene girer. Çünkü siz bütün için bir şeyler yapıyorsunuz. Hiç bir yapılan mükafatsız kalmaz.

Bruno Gronıng'in bir birlik saatinden:
Bruno Gronıng, orada olan bayan Maria'ya söz hakkı vererek konuşturuyor:* Size çok teşekkür ediyorum bay Gronıng. Bir süredir hemşirelik mesleğimden ayrılmayı düşünüyordum ve size söylediğimde,
* Hayır orada kalın, hemşire olarak kalın.* dediniz ve düşündüğümde, gerçekten bu işin benim hayatımın görevi olduğunu anladım. Çünkü insanlara yardım etmeyi seviyordum.
Daha sonra bir hasta kadını ziyaret ettim. Çok acı çekiyordu.
* Şimdi rahat bir pozisyonda sırt üstü yatın, bedeninizi rahat bırakın ve ruhunuzla Tanrı'dan bedeninize tekrardan düzen getirmesini isteyin ve sonra neler hissedeceğinize dikkat edin.* yanından ayrılarak başka hastalarla ilgilendim.* bu arada da bay Gronıng, sizin ona yardım etmenizi dilemiştim*. Tekrar kadının yanına döndüm ve *Şimdi nasılsınız?* diye sordum. * Ahh Maria hemşire, çok değişik bir histi. Beni dümdüz yatırdığınızda, hemen bütün bedenim ısındı. Neredeyse ateş gibiydim. Bu durum bir süre devam etti. Şimdi çok iyiyim. Bedenime sanki yeni bir kan geldi.*
Bir süre sonra onu ziyaret ettiğimde çok sakin bir uykudaydı.
Bruno Gronıng:*siz sözlerinizle onu Tanrıya yönelttiniz, kendi isteği , niyeti ve sizin de bu kadına yardım geleceğine inanmanız, İlahi enerjinin onu şifalandırmasını sağladı. İşte hepsi bu. Gerçekten istemek, kendini teslim edebilmek ve şifalanacağına inanmak çok önemlidir arkadaşlar.*

Arkadaş Çevresinden Anni Pelz anlatıyor:
Sevgili dostlarım, ben bay Gronıng'i tanıdıktan sonra kendimi buldum. O güne kadar olmadık yanlışlar yapmıştım ama bunların yanlış olduklarının bile farkında değildim. Onu dinledikçe kendi yanlışlarımı fark ettim ve onları yapmamaya başladım. Bundan önce sanki dünyaya dert ve endişe yaratmak için gelmiştim. Şimdi hepsi geride kaldı. On yıldır Arkadaş Çevresindeyim. Tanrı bize Bruno Gronıng'i bir lutuf olarak gönderdi ve bize istersek bütün kötülüklere rağmen doğruda ve iyilik tarafında kalabileceğimizi gösterdi. Buna en büyük örnek olarak da Bruno Gronıng'in hayatını gözümüzün önüne serdi.

Bu haber 505 defa okunmuştur

:

:

:

: