Bir Gezici ve siyasi rüşvet meselesi…

Ne memleket… Bir anket açıklanıyor ve dökülüyor ortalığa 500 Bin TL’lik bir taş…
Ne memleket… Bir anket açıklanıyor ve dökülüyor ortalığa 500 Bin TL’lik bir taş… Yine bir Gezici anketi ve yine kaos… 7 Ocak seçimleri öncesinde Murat Gezici’nin direktörlüğünü yürüttüğü Gezici şirketinin açıkladığı son ankete göre, Demokrat Parti baraj altında kalıyor ve partinin Genel Başkanı Serdar Denktaş ortaya çok ciddi bir iddia koyuyor… Denktaş, Murat Gezici’nin kendisine 500 Bin TL karşılığında DP’yi birinci parti gösterme teklifi yaptığını öne sürdü. Ve dedi ki, “Sarhoş olsam bile bu teklif karşında ayılırdım!!!!”
Şimdi olaya nereden baksak? Geçmişte eğer böyle bir teklif yapılmışsa, Serdar beyin bunu anket sonuçlarının açıklanmasını ardından yapması mı sorgulanmalı yoksa Gezici’nin bu teklifi yapıp yamadığına mı? Eğer anket DP’yi baraj üstü gösterseydi Serdar Denktaş yine bu açıklamayı yapacak mıydı? Serdar Denktaş bu ciddi iddiayı masaya koyarken, Murat Gezici de olayı yargıya taşıyacağını açıkladı. Ve dedi ki; “Sn. Denktaş ile bundan iki yıl önce bir otelin restoran kısmında buluştuk.
Kendisi ile tanıştığımızda, konuşamayacak kadar içkili olduğunu gördüm, çok da üzüldüm.
Sn. Denktaş, partisinin başarısızlığını kapatmak amacıyla, kendisinden para istediğimi söylüyor. Sn. Denktaş’tan asla para istemedim. Bunu kanıtlaması gerekir, bunu kanıtlamazsa müfteridir.
Kendileri bizden anket istemedi ve bizde teklifte dahi bulunmadık.” Yani “iftira” dedi.
Kim doğruyu söylüyor?
Gel gelelim bu ülkede siyaset artık iyice çamura battı. Seçim-para-rüşvet gözümüzün önünde… Berrak olmayan sularda, utanç duyuran ilişkiler, bu ilişkilere dönük iddialar… Parayla satılan partiler… İddialar korkunç! İki tarafın birbirlerine yönelik karşılıklı suçlamaları, skandalın derinliğini artırırken, halk şimdi bunları dinliyor, okuyor… Partilerin parayla alınıp satılması, normal gündem maddesi gibi konuşuluyor.
Şimdi halk siyasete olan güvensizliğinin sorumlusu, siyasetçilerin bizzat kendileri değil mi? Siyaseti böylesine kirleten, böylesine halktan uzak konuma sokan, böylesine kirli bir mekanizma hale getiren yine siyasetçiler değil mi? Toplum siyasetçilere bakınca, hile, tuzak, kumpas, yalan, kayırma, yağcılık, yandaşlık, menfaatlenme ile her türlü ahlaki değerlerin altüst olduğunu görmüyor mu? Bu ilk rüşvet iddiası değil…Belli ki son da olmayacak. Bu ülkede her seçim öncesi ve hükümetler koltuklara yerleşmeden önce, daha öncekilerin yolsuzluk ve usulsüzlüklerini ortaya döker, hesap soracağını söyler ama sadece söyler…
Şimdi bu olay da her kim suçluysa, yapanın yanına mı kalacak yine? Bu da mı ülke siyasi tarihin kirli sayfalarına yazılacak?



Bu haber 125 defa okunmuştur

:

:

:

: