Esad’ın rolü bitmedi

“Büyük Güçlerin Suriye Planı” kitabının yazarı Doç. Dr. Ali Poyraz GÜRSON, Ortadoğu’da olan biteni konuştuk. Türkiye’nin er ya da geç Afrin’e mutlaka müdahale etmesi gerekeceğini söyleyen Gürson, “Esad’ın rolü olmasa öldürülürdü” dedi
“Büyük Güçlerin Suriye Planı” kitabının yazarı Doç. Dr. Ali Poyraz GÜRSON, Ortadoğu’da olan biteni konuştuk. Türkiye’nin er ya da geç Afrin’e mutlaka müdahale etmesi gerekeceğini söyleyen Gürson, “Esad’ın rolü olmasa öldürülürdü” dedi

Ülkelerin stratejik önemini belirleyen temel unsur yalnızca sahip olduğu öz kaynaklar değil, bunun yanında coğrafi konumu da büyük önem arz etmektedir. Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası’nın Anadolu ve Avrupa’ya açılan konumundaki Suriye, Irak ve Suudi Arabistan gibi petrol zengini ülkelerin Akdeniz üzerinden petrollerini dünya piyasalarına sürmeleri için sahip olduğu konumla ciddi bir role sahiptir. Uluslararası arenada Suriye meselesi, özü itibariyle karmaşıklığının yanı sıra merak ettiğimiz sorunların belki de en başında gelmektedir.
Ortadoğu’da Güncel Sorunlar üzerine araştırma yapan, “Büyük Güçlerin Suriye Planı” kitabının yazarı Doç. Dr. Ali Poyraz GÜRSON, Suriye meselesi üzerine sorularımı bu röportajımda yanıtladı.

-Hocam öncelikle Suriye üzerine yazmış olduğunuz kitabın Türkçe baskısından sonra farklı dillere çevrileceğinden de bahsetmiştiniz. İlk tercihiniz Rusça baskıyı çıkarmak oldu. Bunun temel sebebi nedir?
Çok kutuplu “yeni dünya düzeninde” A.B.D. yönünü Pasifik’e, Çin’in kontrolüne çevirdi. Ortadoğu’da belirleyici ilk pivot güç Rusya oldu. İngilizce versiyonunu kitabımın Arapça versiyonu ile aynı anda ve fakat biraz daha kısa (150-200 sayfa) olarak hazırlıyorum. Türkçe kitabım 6. baskıyı yaptı. 20.000 e yakın kitap satıldı. Okuyucularıma teşekkür ediyorum. Doğru bir şey yaptığınızda ki ilk Suriye kitabım Atılım Üniversitesi yayını olarak 2010 yılında çıkmıştı ve Suriye / muhaberatın doğru anlaşılamadığını ortaya koyarak başladım kitaplarımı yazmaya. Başlangıçta konunun uzmanı olduğunu zannedenlerden, eski Libya büyükelçisinin torunu gibilerden sert eleştiri almıştım. O zaman söylediğim gibi bölgede yıllarım geçti. Ben eski bir savaşçı şu anda da bir akademisyenim ve en önemlisi Türk’üm! Herkesin olayları nasıl gördüğü beni ilgilendirmez. Tam 28 yıldır Suriye ile ilgileniyorum. Gazetecilik mezunuyum, Ortadoğu uzmanıyım. Bölgeyi sanırım ilk defa denize veya dereye bakan odalarında anlamaya çalışan Amerikalı akademisyenler ve onların kürede yer alan etki ajanları da kitaplarımdan öğrenebileceklerini anladılar! Emin olun hiç bir şey bilmiyorlar! Entellektüel olarak; bu onlar biliyordur anlayışını kırmamız şart! Benim zamanımda üniversite sınavını kazanamayanları aileleri parayla ABD’de okuturdu. Şimdi tüm dünyada geçerli üniversitelerini dayatıyorlar! Seneye veya bir dahaki seneye daha iyi öğrenebilmeleri için İngilizce de basacağım kitabımı. Ama önce bir stratejist olarak “üst akılın” onlar değil “ben” olduğumu anlamalarını ve vekalet savaşının kazananının “onlar” değil çok haklı bir şekilde vatanları için savaşanlar olduğunu savaşı kazananın da her metrekaresini bombaladıkları “Vietnam”da bile hakimiyet teorileri değil “yürek” olduğunu öğrenebilmeleri adına.

-Küresel güçler Suriye’de... ABD ve Rusya arasında yaşanan çatışmanın odağı olarak da nitelendirebilir miyiz?
Vekalet Savaşı Suriye’de hız kesmiş değil henüz. İsrail ve Suudi Arabistan birlikteliği de savaşı Lübnan’a taşıyor. İran’ın ve Hizbullah’ın Ortadoğu’da artan bir etkisi oldu son dönemde. Suriye’yi kontrol etmeden Ortadoğu’yu kontrol edemezsiniz Patric Seale’nin de belirttiği üzere.

-Soçi Zirvesi, Suriye meselesinde Rusya ve ittifaklarının kazandığını mı simgelemektedir? Yoksa mevcut güç mücadelesi devam eder mi?
Astana görüşmelerinin sonucunda oluşan bir zirve. Son nihai söz gene siyasi çözüm için Cenevre’de söylenebilir. Syces Picot 1917 de 20. yüzyılın iki büyük gücü ile Kahire’de imzalanmıştı. Şimdi taraflardan birinin Rusya olacağı kesin.

-Son dönemde Rusya’dan S-400 füze sisteminin satın alınmasının yanı sıra Soçi’de yapılan zirvede Türkiye’nin de yer aldığını görüyoruz. Tüm bu gelişmeleri dikkate aldığımız zaman Türkiye’nin önümüzdeki dönemde Suriye meselesinde nasıl adımlar atacağını düşünüyorsunuz?
Türkiye’nin Afrin’e mutlaka müdahale etmesi gerekecek er veya geç.

- “Büyük güçlerin Ortadoğu’daki planlarına boyun eğen devletler ve kabileler birer piyon olmaktan öteye gidememektedir” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Her ülke kendi milli politikalarını yürütmek ister. Bu da gücünüz ile ilintili. Siz büyük güçlerin her dediğini yerine getirerek milli bir politika izleyebilir misiniz?

-Suriye’de meydana gelebilecek değişimlerin bölgeye olası yansımaları nelerdir?
Rusya var gücü ile bölgede. Tüm dünyada 85 milyar dolarlık silah satışı gerçekleştirdi. ABD de 200 milyar dolar silah satışı ile birinci konumda. Lübnan üzerinden 200-220 milyonluk Şii hilali de sanırım savaşa aktif olarak dahil edilecek.

-Suriye krizi gerek Ortadoğu’daki gelişmeler açısından gerekse küresel güçler arasındaki dengelerde ciddi bir pazarlık konusu haline gelmiştir. Esad’sız bir geçiş yönetimi için de bunu söylemek mümkün müdür?
2011 yılında da bana Esad soruluyordu. Rolü olmasa öldürülürdü demiştim. Sözlerimin arkasındayım.
Bu haber 290 defa okunmuştur
  • Murat Arslan - 09.12.2017 Yıllarını ve zihnini bu konulara vakfetmiş olan hocamın tespitleri ne tamamen katılıyorum. Umarım hocamın bu realist ve isabetli birikiminden devletimiz istifade etmeyi akıl eder.

:

:

:

: