13. maaş seçim kazanmaya yeter mi?

13. maaşlar geçen hafta ödendi. Kamu çalışanları mutlu, şu da bir gerçek ki birçok kamu çalışanı aylar öncesinden 13. maaşı harcadı.
13. maaşlar geçen hafta ödendi.
Kamu çalışanları mutlu, şu da bir gerçek ki birçok kamu çalışanı aylar öncesinden 13. maaşı harcadı.
Özel sektörde böyle bir imkân elbette yok, belki bazı işletmeler de olabilir.
Devletin, hükümetlerin görevi çalışma hayatında ayrıcalıklar yaratmak değil, tüm kesimleri aynı seviyeye çıkartmak.
Genel olarak tüm insanlara kaliteli yaşam için gerekli şartları sağlamak.
Bu kadar küçük bir ülkede, bu kadar doğal bir hedefe ulaşamamak sadece beceriksizlik olabilir.
Her alanda ayrıcalıklar ve ayrıcalıklı kesimler yaratıldı.
“13. maaşlar geçen hafta ödendi” diye bir cümleyle giriş yaptım.
Bu konu her yıl, her hükümet dönemi, hep tartışılmıştır.
Zaten genel olarak maaşlar konusu bizde hükümet başarısı ile orantılanmıştır.
Maaş ödeyen hükümet başarılı.
Nereden buldu, kaynak var mıydı, borçlandı mı?
Hiç önemli değil, ne de olsa o borç yıllara, nesillere yayılmış durumda.
Nasılsa “maaş ödenmesi devletin, hükümetlerin görevi, yükümlülüğü” anlayış bu.
Bu yükümlülük tabi ki 13. maaşı için de geçerli.
Şuan ki koalisyon iktidarında “Maliye Bakanlığı” DP tarafında.
Maliye Bakanı, DP Başkanı Serdar Denktaş.
Seçime sayılı günler kala tüm siyasi partiler, adaylar ortaya fark, vaat koymaya çalışıyor.
13. maaş ödemesi de hükümetin DP kanadınca bir fark ve başarı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
Topluma bu şekilde sunuluyor.
“Tüm kesimler alacağını gününde alıyor, maaşlar kesintisiz ödeniyor”.
Hedefi ve topluma verebileceğini bu kadar sınırlamış iktidar partileri.
Kamu da maaşlar ödeniyorsa, herşey güzel, güllük, gülistanlık.
Halbuki bu memlekette her gelir seviyesinden insanlar yaşamakta.
Ekonomiyi büyütmek, kişi başına düşen geliri yaşama yansıyacak şekilde artırmak hükümetlerin hedefi olmalıdır.
Daha önce Demokrat parti için;
“Son Şans” isimli bir kitapçık hazırlandı. Hatırlanacağı üzere daha önce de “Bir Taykacık” isimli bir kitapçık yayınlanmıştı.
Bu kitapta Kıbrıs Türk halkından, sendikalara, siyasi partilere, sanayi kesimine, hükümete, meclise ve de Ankara’ya eleştiriler ve öneriler yapılmıştı.
“Son Şans” kitapçığında ise Kıbrıs Türk siyasi hayatına yön veren siyasi görüşlerin, partilerin eksiklikleri ve değişimin zorunluluğu anlatılıyor. Bana göre en önemli tespit; Toplum ve toplum ihtiyaçlarının her gün için değişmesine rağmen, bunları sağlayacak siyasi yapının toplumsal değişime ayak uyduramamış olması gerçeğidir.
Özeleştiri hataları görme ve giderme için en önemli yöntemdir. Bu yöntem ayni zamanda önemli bir eksikliğimizdir.”
Daha önce Demokrat partinin “Bir taykacık” ve “Son şanş” çalışmaları için bunları yazmıştım.
Hatta bazı “köşe yazarları” tarafından Demokrat Partinin “kanka yazarı” diye eleştirilmiştim.
Neyse, bu çalışmalar hayat bulmadı, o günlerde yapılan eleştiriler, çözüm yolları, iktidar olunca hatırlanmadı.
Söylediklerini yapmayınca, aynı şeyleri söylemek tabi ki inandırıcı olmaz.
Ya söylediklerinizi yapacaksınız, ya da yapmayacaklarınızı söylemeyeceksiniz.
Umut diye ortaya attıklarınızı unutursanız, vatandaşa sadece maaş ödemeyi vaat etmekle sınırlı kalırsınız.
Ve genel bir düşünce;
Propaganda, program, yazılı, sözlü plan, proje artık güven vermiyor.
İcraat en önemli gösterge olacak ve bu gösterge hiçbir siyaset için iç açıcı değil.
Bu haber 414 defa okunmuştur

:

:

:

: