İdrak edebilen için güç halktır..

12 Aralık itibarıyla propaganda süreci de resmen başladı.
12 Aralık itibarıyla propaganda süreci de resmen başladı.
Hiç kuşku yok ki, 7 Ocak 2018 seçimleri diğer seçimlere göre farklı bir seçim olacak.
Zira halk kararlı.
Toplum bütün dinamikleri ile bir değişimi zorlamaya hazırlanıyor.
Sokağa çıktığınız zaman bunu görmek mümkün.
Dolayısıyla algı yaratmaya yönelik güdümlü anketleri bir tarafa bırakalım.
Biz gerçeğe bakalım.
Hade gelin her gün bire bir yüzleştiğimiz koşulları önümüze koyalım.
Sağlık!
Sağlık sistemimiz ihtiyaçlara cevap vermiyor.
Çünkü sistem yok.
Eğitim!
Eğitim çökmüş durumda.
Mevcut okul binaları yetersiz.
Üstelik çağ dışı kalmış bir fiziki niteliğe sahip.
Devlet okulları ile özel okullar arasında ki fark her anlamda her geçen gün gözle görülür şekilde artıyor.
Kaldı ki bu farklılık yarın bir gün gençleri sosyal bir çatışma alanına çekebilir.
Yollar!
Yollar çok kötü.
Hangi güzergaha yolculuk yaparsanız yapın, hiç bir şekilde can güvenliğimiz yoktur.
Alt yapıdan tutun, yolların güvenlik yapılanmalarına kadar her şey eksik ve yetersiz.
Tarım!
Tarım öylesine gidiyor.
Plandan programdan yoksun.
Hayvancılık!
Hayvancılık derseniz o daha da kötü.
Günübirlik kişisel önlemlerle ayakta kalmaya çalışıyor.
Turizm!
Turizm devlet politikası ile yürümüyor.
Tamamen kumara dayalı bir algıda günü kurtarıyor.
Burada da bireysel çabalar söz konusu.
Lakin nereye kadar?
Çevre!
Çevre almış başını gidiyor.
Ülkenin dört bir yanından yükselen kötü kokular var.
Kirlilik hat safhada.
Dağlar mahvolmuş..
Mahkemeler tıkanmış.
Ülke giriş çıkış denetimsizliğinden suç cennetine dönüşmüş.
Hapishane dolmuş taşmış.
Şimdi yeni hapishane yapmaya çalışıyor devlet.
Ekonomi göbekten bağımlı.
İç dinamikler üzerinde politika geliştirme yok.
Kısacası ülke iyi yönetilmiyor.
Zaten bu bilinmeyen bir konu değil.
Hemen hemen hepimiz bütün bunların yabancısı değiliz.
Zira bire bir yaşayarak tecrübe ettik bunları.
Maalesef yıllardır kötü yönetilen kaynaklarını verimli kullanamayan bir devlet ve onu yönetenler var.
Bunun aksini iddia etmek gerçekçi olmaz.
Dolayısıyla yılların getirdiği ve gelmiş geçmiş mevcut siyasi yönetimlerin teşvik ettiği sistemsizlikten halk olarak olumsuz etkilendiğimiz bir gerçektir.
İşte tam da bu sebeplerdendir ki halkın ezici bir çoğunluğu mağdurdur.
Hakkını alamamaktan mağdurdur.
Kaliteli bir yaşama ulaşamamaktan mağdurdur.
Gelir dağılımından dolayı mağdurdur.
Partizanlıktan dolayı mağdurdur.
Adam kayırmacılıktan dolayı mağdurdur.
Kamu kuruluşlarından yeterince iyi hizmet alamadığından mağdurdur.
Eşit hak ve hukuka sahip olamadığından mağdurdur..
Peki ama halk böylesi bir düzene mahkum mu?
Tabi ki hayır.
O halde memnun olmadığı bir yönetim şekline niye onay versin?
Öyle ya nihayetinde bu insanlar gökten zembille inmiyorlar bu makamlara.
Bizlerin oylarıyla geliyorlar.
Bizler kimiz?
Halkız...
Bizler oy veriyoruz, bizler tercih ediyoruz bu insanları..
Nasıl ki rüyalarında görseler hayıra yormayacakları makamları onlara bahşediyoruz, ve sonra dizlerimizi dövüyoruz, onları bu makamlardan eşek tepercesine yalla deyip gönderecek olan da bizleriz.
Başkası değil.
Halktır. Ötesi yoktur.
Güç halkındır..
Yeter ki bunun idraki içerisinde olalım.
Bu haber 129 defa okunmuştur

:

:

:

: