Abbas: Kıbrıs sorununda Rum tezlerini destekliyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs'ü İsrail'in resmi başkenti olarak tanıdı ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınacağını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs'ü İsrail'in resmi başkenti olarak tanıdı ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınacağını açıkladı.

Trump' Atılan bu adımı ABD'nin çıkarına olarak görüyorum. İsrail bağımsız ve egemen bir devlettir. Bu şehir Başbakan ve Cumhurbaşkanının evinin olduğu yerdir. Kudüs İsrail'in başkentidir'.

Bu kararla beraber elbette yer yerinden oynadı.

Kudüs neden önemlidir?

Dinler tarihinin, din savaşlarının, farklı inançların iç içe yaşadığı yer, kutsal topraklar.

'İsrail, kentin doğusunu 1967'de işgal etti ve 1980 yılında tamamını başkenti ilan etti. Ancak bugüne kadar Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan hiçbir devlet olmadı.

Filistinliler de Doğu Kudüs'ü ileride kurulacak Filistin devletinin başkenti olarak görüyor.

Üç semavi dinin de Kudüs'te kutsal mekânlarının bulunması, kentin tarih boyunca uluslararası öneme sahip olmasına yol açtı.

Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri olarak görülen Mescid-i Aksa, Kudüs'te.

Yahudiler için ise Mescid-i Aksa'nın hemen aşağısında yer alan kutsal Ağlama Duvarı var.

Hıristiyanlar için Kudüs'te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi çok önemli çünkü burada İsa Peygamber'in çarmıha gerildiği tahmin ediliyor.'

Kudüs Ortadoğu da sorunların kalbi durumunda.
ABD Başkanı barış, huzur, çözüm arayan bölgeye bir bomba daha attı.

Tepkiler, birçok ülkeden yüksek sesle seslendirildi.

İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri, Türkiye'nin öncülüğünde, İstanbul da toplandı;

'ABD'nin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının ardından, İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri, Doğu Kudüs'ü Filistin Devleti'nin başkenti ilan etti.'

Bu kararlar önümüzdeki süreci nasıl etkiler, Türkiye, İslam ülkeleri, diğer ülkeler ABD'nin kararını değiştirebilecek mi?

Bunu zaman içinde göreceğiz.

İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da katıldı ve bir konuşma yaptı;

'İnsanlık onuruna uygun koşullara bugün en başta Ortadoğu halklarının ihtiyacı vardır. Bu bakımdan özellikle nüfuz sahibi devletlerin, bölgeyi daha da karıştıracak, Filistin halkının acılarını daha da büyütecek yıkıcı hamlelere girişmek yerine, Kudüs'ün ruhani ahenginden ilham alan birleştirici politikalara yönelmesi dünya barışı için de elzemdir.'


Başbakan Hüseyin Özgürgün;

'İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinden sonra yayımlanan sonuç bildirgesinde, Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti ilan edilmesini destekliyorum. İsrail bölgede aldığı kararlarla, dünya barışına tehdit ediyor'.

İİT toplantısına Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da katıldı.

Ertuğruloğlu özetle;

'Bize reva görülen muamele maalesef Kudüs'e de görülmüştür. Bu topraklar dünya üzerinde 'Ben Müslüman'ım' diyen herkesin ortak paydasıdır. Burası Müslümanların namusudur.'

Buraya kadar yazdıklarımın hemen hepsinin altına imzamı atar, birçoğuna da katılırım.

Filistin ve Kudüs konusu yılların sorunudur.

Tıpkı Kıbrıs konusu gibi kangren olmuştur.

Elbette 'oh, iyi yapmışlar' demem.

Bu coğrafyada yaşayan insanları, Filistin halkını ayrı bir yere koyar, saygı duyarım.

Ama Filistin halkından ayrı olarak, Filistin yönetimi için Kıbrıs sorunu nedir?

Filistin yönetimi Başkanı Mahmud Abbas Temmuz 2009'da, güney Kıbrıs ziyaretinde bu sorunun cevabını vermişti.

Dönemin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' Cumhurbaşkanı Hristofyas ile yapılan ortak basın toplantısından şunlar çıktı;

'Hristofyas, Filistin Yönetimi'nin Rum halkının 'mücadelesine' verdiği destekten ötürü minnettar olduklarını söyledi.

Rum tezlerini İslam Konferansı Örgütü'nde savunduğu için Mahmud Abbas'a ayrıca teşekkür eden Hristofyas, Ramallah'ta Rum temsilciliği açılacağını, Filistin'le ekonomi, turizm ve eğitim alanlarında ikili anlaşmaların hayata geçirileceğini açıkladı.'

ABD'nin Kudüs kararını veya Filistin'in, Ortadoğunun içinde olduğu durumu savunur durumda değilim.

Ama geçmişin unutulmamasını sürekli dile getirenlerin, 2009 yılındaki Mahmud Abbas'ı nasıl unuttuklarını anlamış değilim.
İslam ve Arap ülkelerinin, Filistin yönetiminin kendi çıkarları için neler yaptığı biliniyor.

Kıbrıs sorununa kimin açısından baktıkları belli.

Demem o ki, çıkarlar, din, dil, ırk tanımaz.

Ne ekersen onu biçersin, ne yaparsan kendine yaparsın.
Bu haber 553 defa okunmuştur

:

:

:

: