Küçük Kaymaklı, Kumsal...

21 Aralık ne anlama gelir? 23-24 Aralık Kumsal saldırılarını kimler yapmıştı?
21 Aralık ne anlama gelir? 23-24 Aralık Kumsal saldırılarını kimler yapmıştı? Kıbrıs Türk Alayı doktoru Nihat İlhan'ın evinde eşi ve çocuklarını hunharca kimler katletmişti o 24 Aralık 1964 günü? Kanlı Noel ne demek? Küçük Kaymaklı saldırısı, Kumsal katliamı ve bu acı gelişmelerin toplumda açtığı derin yaralardan haberi var mı bazı arkadaşların?
Hüseyin Ruso'nun 55 yıllık büyük bir işkence sonrasında nereye 'kimliksiz' defnedildiği daha yeni ortaya çıkarılmadı mı? Bir vurdumduymazlık, baştan savmacılık, bana dokunmayan yılan bin yaşasın ruh hali ölü toprağı gibi vicdanları örtmüş...
Biliyor musunuz sözde milliyetçi bir iktidara sahip ya Kıbrıs Türkü, Cumhuriyetçi Türk Partisi koalisyon hükümeti döneminden kalan bir uygulama devam ediyor. Okul çocukları ne Barbarlık Müzesi'ne ne de Kıbrıs Türk direnişinin önemli anılarını ziyaret ediyor. Çocuklar nefretle büyümesin diye tee Mehmet Al Talat'ın eğitim bakanlığı döneminde tecavüze uğrayan tarih kitaplarından özveriyle, kanlarımız ve canlarımızla yazılan mücadele tarihi bölümü çıkarılmış, birkaç sayfa ve kelaynak kuşu tarif edercesine basitleştirilerek geçiştirilmişti Kıbrıs Türk tarihi.
Geçenlerde eski Devlet Bakanı Orhan Kilercioğlu ile konuşuyorduk bir öğle yemeğinde. Hayatının önemli bölümünü asker ve siyasetçi olarak Kıbrıs meselesine adayan, Kıbrıs davasıyla ilgili üç kitap yazan Kilercioğlu gelişmelerden üzgün ama umutsuz değildi. Siyasetin en tepesinden, sırada bürokrata kadar gördüğü eksiklikler ama bilhassa Kıbrıs meselesinin anıtsal kişilerine, kurumlarına, anılarına yönelik vurdumduymaz tavırlardan yakınıyordu Kilercioğlu. Nasıl oluyordu da, mesela, milliyetçi olduğunu iddia eden bir eğitim bakanı, başbakan, başbakan yardımcısı Barbarlık Müzesi, Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın kabirleri, mücahitler müzesi, şehitlikler okul çocuklarının eğitim maksatlı ziyaretlerinin dışında tutuluyorlardı?
Ruso ne 55 yıl önce vurulduğunda, ne sahipsiz ve kimliksiz bir mezarda yattığı 55 senede değil, devletin ve cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanı, müsteşarı dahil eğitimle görevli kadroların onu unutturdukları gün ölecektir. Bu arada, ailesinin Hüseyin Ruso'nun öldürüldüğü yerde inşa edilen anıta gömülmesi isteği 'Ayrımcılık olur, diğer şehitlere saygısızlık olur' gibi aymazlık içerisinde reddedilmesi üzücü olmuştur. Ruso Kıbrıs Türk direnişinin, insanca yaşama talebinin bir bayrağı, bir sembolüdür ve o nedenle ayrı bir anıtla onurlandırılmıştır zaten. Anıtının bir anıt mezara dönüşmesi belki gelip geçerken Hüseyin Ruso'nun kim olduğundan bihaber ama onun adını taşıyan ortaokulun öğrencilerinin de 'Ruso kimmiş?' diye sorgulayıp öğrenmelerine sebep olur.
21 Aralık sadece saldırının yıl dönümü değil, bir direnişin de başlangıç günüdür. Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğinin şekillenmesinde kendisinin karar vereceğine karar verdiği gündür. Tahtakale'de iki vatandaşımızın katledildiği bu günü ve Kıbrıs Türk halkının toptan yok edilmesini amaçlayan Kanlı Noel saldırılarının yıl dönümü olan bu günlerde yaşananların adeta Rum üniforması giyen Kıbrıs Türklerince başlatıldığı mealindeki sapkın söylentiler üzücü olmaktadır.
Sol olmak, muhalif olmak önemli ve değerlidir. Her türlü rejimde iktidarlar bulunur ama ancak demokratik yönetimlerde muhalefet vardır. Muhalefetin olmadığı veya etkinlik gösteremediği ülkelerde maalesef demokrasi eksikliği hatta noksanlığı söz konusudur. Ancak sırf muhalif olmak adına, veya daha kötüsü 'sol' ne demek bilmeden, 'sol' olmadın en başta 'ulusal' olmayı gerektirdiğinden bihaber iktidar düşmanlığı, Rum hayranlığı hatta daha kötüsü ruhunu Rum'a satmak maalesef çok acı olmaktadır.
Ne demek '1963 olaylarını Türkler kendileri çıkarttı, Rumlara fatura etti' iddiaları? Bu kadar mı Rum sevicisiniz? Bu kadar mı satılmışsınız? Bu kadar mı edepten, izandan, gerçekten alakasızsınız?
Mete Hatay dostum yine kızacak. İfade ve basın hürriyeti, ifade özgürlüğü için ben bir ömür harcadım, harcıyorum. İfade özgürlüğü de diğer özgürlükler gibi sınırsız ve sorumsuz değildir. Elbette genel kabul görmüş doğrular da sorgulanmalı; halkın ve iktidarı sarsacak aykırı fikirler de seslendirilebilmeli; çok seslilik her şartta muhafaza edilmelidir. Ancak, düpedüz yalan ve Rum kesiminin propaganda hedeflerine hizmet eden söylentiler ve spekülasyonlar en hafif tabiri ile bu halka ve mücadelesine hakarettir, bühtandır.

Trump'a ayar
Hani Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sıklıkla söylüyor ya, 'Dünya beşten büyüktür' der ya, bu kez BM Genel Kurulu ABD Başkanı Donald Turmp'a seslendi: Dünya birden büyüktür.
Fazla böbürlenmenin alemi yok. Türkiye Yemen ile birlikte önerdi, BM Genel Kurulu da ABD'nin tüm baskısına ve hatta Trump'ın şantajına boyun eğmeyip Kudüs'ün her üç İbrahimi din açısından kutsallığını, sadece Yahudilerin başkenti olamayacağını net bir şekilde seslendirdi.
Karar bağlayıcı değil. Öyle de 9 ülke ABD ile birlikte tasarıya karşı çıkarken 128 ülke net 'Hayır' dedi. Bu uluslararası siyasette ABD'nin başkentini Kudüs'e taşıma ve İsrail'in Kudüs işgalini meşrulaştırma hamlesini gayrimeşru kılan bir gelişmedir.
Trump şimdi ne yapacak? Dediği gibi 128 ülkeyi cezalandırıp, verdiği yardım ve kredileri kesip, ABD iç pazarını rahatlatma adımını mı atacak? ABD dış yardım programlarını kimin hatırına veriyor ki? Bu verilen pazarlarla ne alınıyor? Bu paralar kesilince ABD ekonomisi çok mu rahat edecek, yoksa dış satımlardaki gerileme zaten yükselme eğilimindeki işsizliğe katkıda mı bulunacak.
Hani derler ya, 'Bekara boşanmak kolay gelir.' Trump da yaşayıp öğrenecek 'Başkan' olmayı diyeceğim ama, galiba fazla yaşamayacak, yakında siyasi mevta olacak. Amerikan derin devleti bu ABD tarihindeki en büyük aşağılanmayı her halde affetmeyecektir.

Bu haber 424 defa okunmuştur

:

:

:

: