Halkın mesajını bekleyin

7 Ocak seçimlerine doğru siyasi atmosfer giderek kızışıyor.
7 Ocak seçimlerine doğru siyasi atmosfer giderek kızışıyor. Muhalefet Başbakan’ı banka hesaplarıyla ilgili iddialar üzerinden sıkıştırmak istiyor.
Nitekim TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit dün bu konuda hem Başsavcılığa hem de Meclis Başkanlığı’na başvuruda bulundu. Başbakan’ın hesaplarının incelenmesini istedi.
Aslında siyasette rakibini yıpratmak için bu da bir yol ve dünya üzerinde geçerli örnekleri var.
Fakat anketler bu iddiaların Başbakan Özgürgün ve UBP’nin popülaritesini düşürmediğini gösteriyor. Aksine çok sayıda araştırma UBP’nin tek başına iktidar olamasa da birinci parti olduğunu açık açık gösteriyor.
Başbakan Özgürgün ise seçim stratejisini daha çok yapacaklarını anlatmak üzerine kuruyor. Çünkü muhalefetin kendisini çekmek istediği tartışmanın, ona bir şey kazandırmayacağını çok iyi biliyor.
Önümüz kış, havalar soğumaya başladı. Klimalar, elektrikli sobalar açıldı. Elektrik faturaları da şimdiden şişmeye başladı. Dünyanın en pahalı elektriğini kullanan Kıbrıslı Türklere dün Özgürgün’den önemli bir vaat vardı.
Çok önemsediğim için Star Kıbrıs’ın da manşetine taşıdığım bu vaade göre Başbakan, elektrik fiyatını üç kat ucuzlatmaya söz verdi.
Şüphesiz bizde vatandaşlarla birlikte Star Kıbrıs olarak seçim sonrasında bu vaadin takipçisi olacağız.
Onca iddiaya rağmen, UBP’nin birinci parti olmasını ben Başbakan’ın sokaktaki insanların hayatına dokunan bu tür vaatlerine bağlıyorum.
Dolayısıyla muhalefetin iddialar üzerinden Başbakan’ı yıpratma girişimlerine karşı, Başbakan da yapacaklarını anlatarak seçmene ulaşmaya çalışıyor.
Kimin daha başarılı olacağını, 7 Ocak akşamı göreceğiz.
Fakat benim geçmişte dünyada da gördüğüm manzara hep şu oldu. Halk dedikoduları dinler ama kararını dedikodulara göre vermez. Somut vaatler her zaman oy getirir.
Elbette 7 Ocak ertesinde kimilerinin sözünü ettiği gibi UBP dışında CTP, TDP ve HP koalisyonu ihtimali de sürpriz olmaz, ihtimal dahilindedir.
Ben halkın kararı böyle çıkarsa Sayın Arıklı’nın dediği gibi “Dış güçler bu üçlü koalisyonu istiyor” tezini doğru bulmam. Çünkü her şekilde hükümeti kurmak için ilk görev birinci partinin olacaktır.
UBP de bütün partilerle koalisyon yapabileceğini geçmişte göstermiş bir partidir. Üstelik 7 Ocak sonrasında da CTP Lideri Erhürman’ın söylediklerinin aksine CTP ile bile yeniden koalisyonu denebileceklerini ifade ediyorlar.
Dolayısıyla hangi seçenek olursa olsun milletini kararı siyasilerin başının gözünün üstüne olmalıdır. Bu demokrasinin gereğidir.
Fakat gözlemim şudur, halkın oylarıyla birinci çıkan bir partiyi hükümet dışında bırakmak, bir takım yönetme zorluklarına yol açıyor. Tıpkı bu dönemde olduğu gibi, hükümet kamuoyu nezdinde güçlü olamıyor.
O yüzden “ben onla kurmam, ben bunla kurarım” açıklamalarından önce, halkın ne dediğine kulak vermek lazım. Şimdi söz halkın. Söz sırası siyasilere 7 Ocak akşamı geçecek.
Eskiler ne demiş, büyük lokma ye, büyük konuşma. Yoksa 7 Ocak akşamı halk öyle bir mesaj verir ki, herkes konuştuğunu yutmak zorunda kalır.
Bizden söylemesi…
Bu haber 296 defa okunmuştur

:

:

:

: