Sandığı boykot çözüm değil

Haftalardır süren seçim maratonunun finaline geldik.
Haftalardır süren seçim maratonunun finaline geldik. Şimdi söz milletin. Bugüne kadar adaylar konuştu, vaatlerini anlattı.
Şimdi sandığa gidecek olan millet konuşacak. Kime inandıysa mührünü ona vuracak.
Şimdiden 7 Ocak seçimlerinin vatana millete hayırlı uğurlu olmasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden…
Bir de sandığa küskünler var. Siyasete küsen bu kitlenin yüzde 23’leri bulduğu ifade ediliyor.
Bu çok önemli bir oran. Bu kitlenin sandığa gitmemesindeki en önemli argüman ise siyasilere olan güven eksikliği... Sonuç ne olursa olsun bir şey değişmeyeceği yönündeki inanç…
Protesto gibi görünen ama bana göre tamamen teslimiyeti çağrıştıran bu fikre kesinlikle katılmıyorum.
Çünkü siyasi yanlışlıkları yine sadece siyaset kurumu düzeltebilir.
Bundan ümidi kesmek, gelecekten umudu kesmek anlamına gelir ki, o zaman yapacak bir şey kalmaz.
Dükkanı kapatıp çekilmemiz gerekir. Oysa çocuklarımızın geleceği için A partisi, B Partisi ya da C partisi, hangisi olursa olsun, sandığa gidip, sorunların çözümünü zorlamak, siyasilere bu baskıyı yapmakta fayda vardır.
Kurtuluşun tek yolu yine sandıktır.
Yarın yapılacak seçim, pür dikkat Rumlar tarafından da izleniyor.
Rum Yönetimi lideri Anastasiadis, seçimde ortaya çıkacak eğilimin Kıbrıs sorununu etkileyeceği değerlendirmesinde bulundu.
“Kıbrıs sorununu müzakere eden başbakan değil, Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş lideridir” diyen Anastasiadis, “Ancak partilerin çoğunluğu müzakere etmekte olduğumuz çözüm şekline karşı olursa, muhtemelen Kıbrıs Türk toplumu liderinin iradesini de etkileyecek” diye de eklemeyi ihmal etmedi.
Rum liderin söylemi o kadar boş ki nereden tutsanız elinizde kalıyor. Duyan da Sayın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile çok uyumlu bir müzakere süreci yürüttüler de şimdi aman bu etkilenmesin diye temennide bulunuyorlar sanır.
Kim gelirse gelsin, Kıbrıs müzakerelerinde ortaya çıkan gerçek şudur. Rumların mutlu olacağı tek çözüm, evimizin anahtarını Rumlara teslim etmemizdir.
Mesele bu kadar açık ve nettir. Ne zaman biz aynı evde yaşayan iki ev arkadaşı kıvamına gelir ve ikimizde de evin birer anahtarı olmasını kabul edersek, o zaman bir ilerleme sağlayabiliriz.
Aksi halde, çözüm sözü sadece havada kalan boş bir umut olur. Bu böyle biline…
Bu haber 770 defa okunmuştur

:

:

:

: