Bedelini kim ödeyecek?

Erken seçim oldu olmasına ama sonuçları tartışmaları bitirmeye yetmedi.
Erken seçim oldu olmasına ama sonuçları tartışmaları bitirmeye yetmedi. Milletvekilleri daha yemin etmedi fakat koalisyon senaryoları şimdiden havada uçuşuyor. Sayın Zorlu Töre’nin de içinde olduğu bir grup hükümet için “ibre yüzde yüzde 80, UBP-DP-YDP koalisyonunu gösteriyor” derken, hala UBP-HP için umut olduğunu düşünenler de var. Sayın Hasan Taçoy’un da içinde olduğu bu grup, tüm açıklamalara rağmen UBP-HP koalisyonu için kapının tamamen kapanmadığını düşünüyor.
Lakin bu koalisyon için bugünkü tartışmalara baktığımızda aşılamaz duvarlar olduğu da bir gerçek. Son senaryo UBP’yi dışarıda bırakacak, CTP-HP-TDP-DP dörtlü koalisyon ihtimalinin ağır bastığı yönünde.
Varılan noktada Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da bu koalisyonu desteklediği öne sürülüyor. Şubat ayında Rum tarafından yapılacak başkanlık seçimlerinden sonra müzakere masasında daha rahat olabilmek için bu formülü zorladığı iddia ediliyor.
En çok da UBP cephesinde seslendirilen bu iddiaya karşı ne diyeceği merak edilen Sayın Akıncı, hükümetin kurulması süreciyle ilgili sessizliğini dün bozdu. Akıncı, “Ülkede parlamenter sistem olduğunu, hükümetleri cumhurbaşkanının değil siyasi partilerin kurduğunu” hatırlatarak, sürecin nasıl işleyeceğini tarif etti.
Daha çok Star Kıbrıs’da da manşete taşıdığığımız “Cumhurbaşkanı hükümet kuruyor” başlıklı köşe yazıma üstü kapalı atıfta bulunduğu belli olan Sayın Akıncı, Anayasa’ya atıfta bulundu. Hükümeti kurma görevini, gerekli çoğunluğu sağlayıp kurabilecek olan bir grup başkanına ya da milletvekiline vermek durumunda olduğunu belirtti.
Aslında bu sözlerin anlamı çok açıktı. Burada birinci parti değil de “gerekli çoğunluğu sağlayıp hükümeti kurabilecek olan bir grup başkanına” sözüyle, eğer önceden CTP, HP, TDP ve HP anlaşma sağlarsa, UBP’yi atlayabilme ihtimaline vurgu yapıyordu.
Daha önce siyasal tarihimizde bu yöntem gerçekleşti mi?
Evet gerçekleşti. Anayasaya uygun mu? Evet uygun.
Nitekim merhum Denktaş’ın da daha önce benzer uygulamaları olmuştu. Fakat halkın iradesinin ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiğine yönelik tercihlerine saygı duyulmuş olur mu? Orada ciddi soru işaretleri oluşur.
İstediğiniz kadar “geçmiş dönemde de CTP birinci partiydi ama UBP-DP koalisyonu ülkeyi yönetti” deyin. Bu savunmanın milletin gönlünde yer bulacağını düşünmüyorum.
Zira daha mürekkebi kurumamış bir seçimde yüzde 35.5 oy almış bir siyasi partiyi, öyle ya da böyle hükümet dışında tutma çabalarının, olası bir erken seçimde yine millet tarafından cezalandırılacağını düşünüyorum. Bunu en geç bir yıl içinde tekrarlanacağını öngördüğüm erken seçimde yaşayarak hep beraber göreceğiz.
Halkın Partisi, UBP ile kapattığı hükümet kurma kapısını aralar mı? Bunun da cevabını açıkçası net olarak veremiyorum.
Ancak UBP içinden yükselen sesler, Kudret Özersay dışında en az beş HP milletvekilinin bu sorunun yanıtına hala kesin cevap veremediği yönünde.
Nedeni ne olursa olsun ülkeyi bu kadar kritik bir dönemeçte hükümetsiz bırakmak bütün siyasi partiler için millet nezdinde önemli bir handikap olur. Bunun bedelini kim öder? Bunun bedelini hem toplum olarak biz öderiz, hem de ilk seçimlerde bu tercihi yapan siyasiler öder. Bu böyle biline…

Bu haber 375 defa okunmuştur

:

:

:

: