Sayın Başbakan’ın belgelerden yoksun açıklaması ve sivil darbe benzetmesi!!

Başbakan Hüseyin Özgürgün yaklaşık 2 aydır kamuoyuna bomba gibi düşen banka hesapları ve edindiği mal mülk konusunda önceki gün bir açıklama yapar ve der ki; Borçla alınan bir mülk satışından, banka kredisinden, arkadaşlarından ve ailesinden borç olarak aldığı paradır söz konusu bankada olan para, villalar ve lüks otomobiller..
Başbakan Hüseyin Özgürgün yaklaşık 2 aydır kamuoyuna bomba gibi düşen
banka hesapları ve edindiği mal mülk konusunda önceki gün bir açıklama yapar ve der ki; Borçla alınan bir mülk satışından, banka kredisinden, arkadaşlarından ve ailesinden borç olarak aldığı paradır söz konusu bankada olan para, villalar ve lüks otomobiller..
Peki başka ne der Sayın Özgürgün:'Söz konusu boşanma davasından kaynaklı bu sorumlulukların altından kendi imkanlarımla kalkmam mümkün olmadığı için ailem ve yakın arkadaşlarımdan destek alarak, boşanmanın tüm külfetini karşılamış bulunmaktayım.'
Peki bunlara dair bir belge?
Yok.
En azından Başbakan Hüseyin Hüseyin Özgürgün bütün bu borç harcı açıklarken herhangi bir belge ortaya koyup açıklamadığını biliyoruz.
Tabi buna istinaden boşandığı eşi Dilek Karakuzu’nun avukatı Boysan Boyra’dan bir açıklama geldi.
Avukat Boysan Boyra diyor ki: 'Başbakan söz konusu meblağları 'boşanma masrafı' olarak açıklamıştı oysa hesaplardaki yatırımlar ve çekilişler olduğunda henüz bir boşanma davası hatta ayrılık dahi yoktu.'
Başka ne diyor Avukat Boysan Boyra: 'Başbakanın açıklamalarından, halen ikamet ettiği Çatalköy'deki villa ve İnci Pars'a alınan jaguar jeep de mi eşten dostan alınan paralarla alınmıştır, anlaşılamamıştır.'
Gördüğünüz gibi Sayın Özgürgün’ün banka hesapları ve edindiği mal ve mülkler için yaptığı açıklama kamuoyu nezdinde pek inandırıcı olmadı.
Bu konuda daha fazla bir yoruma da gerek yok sanırım.
Ve gelelim bunun hemen akabinde Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün hükümeti kurma görevi noktasında yaptığı bir başka açıklamaya..
Ne diyor Sayın Başbakan bu konu için bu sivil bir darbedir diyor..
Peki gerekçesi neymiş?
Zira henüz Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın hükümeti kurması için herhangi bir milletvekilini görevlendirmediğini biliyoruz..
Fakat Sayın Başbakan sanki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı bu görevi birine tevdi etmiş gibi konuşuyor..
Ve diyor ki UBP bu seçimin mutlak galibidir..
Peki öyle mi?
UBP bu seçimden 1. parti olarak çıktı.
21 milletvekiline sahip.
Ancak mutlak galip falan değil.
Zira hükümeti kurabilecek bir çoğunluğa sahip değil.
Anca koalisyon ortaklığında bir hükümet oluşturma şansı var.
O şans da parlamentoya giren 3 partinin dışında olabiliyor.
Malum CTP,HP ve TDP UBP ile herhangi bir koalisyona gitmeyeceklerini ve neden gitmeyeceklerine dair gerekçeleri ortaya koydular..
Bu durumda geriye DP ve YDP kalıyor.
Bu iki partiden birisi biz de UBP ile kurmuyoruz derse o iş yatar.
Kısa bir hatırlatma daha yapalım olasılıklar üzerinde.
UBP,DP ve YDP toplamı 26 sandalye.
CTP,HP,TDP,DP toplamı 27 sandalye.
Bu arada belirteyim Cumhurbaşkanı hükümeti kurabileceğine inandığı bir milletvekiline bu görevi tevdi edebilir.
Bu yasada açıkça zaten belirtiliyor..
Bu aşamada DP Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya biz UBP ile koalisyon kurmak niyetinde değiliz, 4 koalisyon içerisinde yer almak istiyoruz derse tabi ki bu saatten sonra UBP’nin hükümet kurma işi suya düşer..
Dolayısyla parti liderlerinin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile bu konuda yapacakları görüşmeler bunda etkili olacaktır..
Demem o ki eğer UBP bu noktada hükümeti kurabiliyorsa emin olun ki Cumhurbaşkanı da hükümeti kurma görevini Sayın Özgürgün’e verecektir.
Ama kuramıyorsa diğer seçeneklere doğal olarak yönelecektir.
Yani bunun sivil darbe ile yakından uzaktan bir alakası yoktur..
Hoş burada seçimin mutlak galibi olup olmamakla ilgili de de değil konu..
Burada esas olan partilerin yapacakları iş birliği sonrası hükümeti kurabilecek sayısal çoğunluğa ulaşıp ulaşmamaktır...
Bu haber 171 defa okunmuştur

:

:

:

: