İnadına keyifle yaşamak

Her ne yaparsanız yapın bunu keyif alarak yapın, diyor yaşama dair ahkam kesenler… Spor mu yapıyorsunuz, severek, isteyerek, mutlulukla yapın…
Her ne yaparsanız yapın bunu keyif alarak yapın, diyor yaşama dair ahkam kesenler… Spor mu yapıyorsunuz, severek, isteyerek, mutlulukla yapın…

Tatile mi gidiyorsunuz, mızmızlanmadan, kusurlar aramadan, keyfini çıkararak, olumsuzluklara takılmadan yapın...
İşinizi yaparken de aynı… İşsiz olanları düşünün, sizin bir işiniz var, unutmayın ve mutlu olun…

Bugün günlerden pazar... Ailenizin önerilerine kulak verin... Hemen HAYIR'ı yapıştırmayın. Bu güzel ve güneşli bahar havasında çıkın, yürüyün, temiz hava alın... Mangal yapın...

Bakın telefonum çaldı, bir otelin bahçesinde kahve daveti aldım. Bir saat boşum var, asla hayır demem... Hoşça kalın... Davetler kabul edilmek içindir...

İNSAN
insan
kendine baktıkça
küçülüyor sanki yavaş yavaş...

insan
kendine dokundukça
yaşlanıyor sanki ağır ağır...

insan
yüreğinin sesini dinledikçe
büyüyor sanki kocaman kocaman...

Ayşe TURAL

GÖNÜL ÜZÜNTÜSÜ...

Yaşlı adam duvara dayanmış... Beli bükülmüş sanki... Eşini birkaç ay önce kaybettiğini duymuştum...Başındaki kasketi hafifçe yukarı kaldırmış... Yüzünde yılların yorgunluğu... Yılların yılgınlığı demek daha doğru sanırım. Elindeki sigarayı dudaklarına götürürken çoook uzaklara bakıyor dalgın dalgın...

Eşlerini kaybeden erkeklerde sıkça rastladığım koyu bir hüzün... Bir kendini arama ve bulamama endişesi...

Genellikle çok sevilen eşin arkasından hissedilen YALNIZLIK duygusu... Aslında kadınlar da bu duyguyu elbette yaşıyor ama onlara tüm kapılar açık... Daha bir kolay katılıveriyorlar hayata... Nereye olsa sığınıveriyorlar...

Erkekler öyle mi ya?
Erkekler, hele de kızları yoksa gelin kaprisi çekmek zorunda kalıyorlar... Oğulları da koruma duygusundan uzaksa yandılar... Mesele karın doyurmak değil, hiç değil... Saygı ve sevgi görmek... İlgi bulmak...
Eziliyorlar... Bir yerlere sığamıyorlar...

Biliyorum ve inanıyorum ki EŞİN yerini kimse tutamaz... Yalnızlar ordusuna bakın:
İstediğiniz kadar, oğlunuzla, kızınızla, sevgi dolu dost ve akrabalarınızla olun... EŞİN EŞLE paylaştıklarını kimseyle paylaşamazsınız...

Ben diyorum ki o kadar çok yalnız insan var ki burada... Cesur olun... Bir bahane bulun... Ötekini ziyarete gidin... Oralardan geçiyormuş gibi yapın...
Uğrayıverin...
Dostça...
Arkadaşça...

Belli mi olur, bakarsınız içiniz ısınır... İçiniz ısınırsa da kalıverin orada...

( Kendini bu noktada bulmayanlar sözlerime alınmasın sakın... Yalnızlık Allah mahsustur...)

BU GECE

bu gece
gökyüzü
bir zaman atlası gibi...

sen
yıldızları düşür üstüne
sonra bir Samanyolu çiz...

ayın tam ortasına
koy kalbini
üstüne uzanıp uyumam için...

Ayşe TURAL

ŞİİR RUHU YUMUŞATIR

YAŞAMIN hoşluklarından biri de şiirdir... Pek çok sanat dalı gibi evrenseldir. En önemli öğesi de sözcüklerdir. Düşünce ve duygular kısa, öz ve çarpıcı biçimde verildiğinden olmalı; çok sevilir.

Elbette şiir sevgisi ve zevki, onunla
iç içe oldukça ortaya çıkar, incelir.
Büyük şiir ustası ORHAN VELİ, bir şiirinde:
“ Şiir yazdım bunca senedir
Ne buldum?
Eşkiyalık edeceğim bundan sonra...”

Der ya, şiirden de vazgeçemez...

Hepimizin düşünsel ve duygusal yanımız vardır; hem de birbirimize hiç benzemeyen... Bizi yaşama sıkı sıkıya bağlayan da bunlardır. Bu özelliklerimize resmi, müziği ya da şiiri katabilirsek hayatı daha çok severiz.

Olaylara bakış açımız, şiirle güzelleşir, yumuşar... Hayat siyah- beyaz olmaktan kurtulur. Gökkuşağı 🌈 renklerine bürünür... Bu renkler de ona çoooook yakışır...

Şiir, ruhu yumuşatır; insanı hoşgörülü ve sevecen yapar...

DAHA NE OLSUN...

Bir göz değer gözlerine
titrer kirpiklerin sevdadan...

Bir el değer parmaklarına
ısınır yüreğin sımsıcacık...

İki kol sarılır bedenine
delice çarpar yüreğin...

Ayşe TURAL

HAYAT YAZBOZ TAHTASI DEĞİLDİR

Sevgili Gençler!

Yaşamın içinde ani kararlar alıyorsunuz. Sanki hayat bir oyunmuş gibi davranıyorsunuz...

Evleniyorsunuz... Çocuklarınız oluyor... Ardından haydi boşanalım diyorsunuz... Hiç sıkıntıya tahammülünüz yok...

Başınızı sokacak eviniz, karnınızı doyuracak paranız, sağlıklı çocuklarınız var... Kıymet bilmek yerine birbirinizi incir çekirdeğini doldurmayacak konularla hırpalıyorsunuz...

Ayrılmak lafta kolay... Sonra omuzlarınıza yüklenecek, aklınıza gelmeyecek binbir zorluk yaşayacağınızı düşünmüyorsunuz değil mi?

Burun kıvırdığınız şu günlerinizi mumla ararsınız sonra... Rahat batıyor değil mi?

Etrafınıza bir bakın lütfen... Amansız hastalıklarla boğuşan aileler var...
Sağlıksız çocukları için ömrünü tüketen ana- babalar var...
Karnını doyuramayan, başının üstünde bir dam olmayan insanlar yaşıyor şu dünyada....

Siz de entipüften şeylerle kapris yapıp yuvanızı dağıtmak için elinizden geleni yapıyorsunuz...

Buna olsa olsa şımarıklık denir... Buldunuz da bunadınız... Sahip olduklarınızın değerini bilin... Yoksa ilerde başınızı taşlara da vursanız geri dönüş yolu bulamazsınız...

Hayat sizi ezmeden, güzel ve huzurlu yaşamanın yolunu bulun... Şımarıklık yapmayın...

ŞİİR OLUYOR

tan ağarırken
gün yaprağa değiyor
gülümsüyor çiçek
günaydına duruyor evren
şiir oluveriyor...

bir kırlangıç kanadı
ansızın dokununca buluta
nisan yağmurları yağıyor
ebemkuşaklarınca
gönlüm şiire boyanıyor...

bakışların dokununca tenime
al basıyor yanaklarımı
deli gibi çarpıyor kalbim
aşkınla sarhoş ruhum
derinden derine şiir kokuyor...

Ayşe TURAL

YALNIZLAR RIHTIMI gibi...

Zamanı çok olup da bu sayfalarda gezinenler için sanki doğru bir yakıştırma...

Bireysel yalnızlığını okunan bir yazıda ya da birkaç dizede yakalayanlar için mutluluk kaynağı olup çıkıverir...

Bir merhaba ya da günaydın'dır beklenen... Kışı yaza çeviren sıcacık bir sevgi sözcüğüdür...

Biraz ilgi, biraz paylaşımdır... Hepsi o kadar...

Birileri çıksın bizi anlasın isteriz...
Daha ötesi yoktur, olmaz da...

İşte o olmazı anlamalı yürek... Bambaşka dünyalarda gezinirken rastlaşmışızdır... Öylesine bir merhaba almışızdır... Hepi topu budur...

Yalnız yürek bununla kanmaz... Anlatmak ister, paylaşmak ister...
Daha... daha...

Ama dahası yoktur... Merhabası geride kalmış, kişi, çoktan yürüyüp gitmiştir oysa...

YALNIZLIK RIHTIMInda kalakalırsınız...

Ne mi yapmalı?

Sanal alem yerine gerçek aleminizde dostlar yakalamalısınız... Gözlerine bakabildiğiniz, ellerini tutabildiğiniz...

Varsa değerini bilin ve kaçırmayın...
Bu sayfalar yol göstericiniz olsun...
Akıl defteriniz olsun...
Yüreğinize dokunan olsun...
Hepsi o kadar...

DÜŞ ODASI

gel
gerçeğin düş odasına
düşelim beraber...

sonra uzanalım
dörtnala okyanuslara...

bir güneş cümlesi
al getir de
yapıştır alnıma...

bir o kadar da ay ışığı
ser ayaklarıma...

Ayşe TURAL

HAYATA KARŞI ÖZÜRLERİNİZ OLMASIN

Hayatınızla ilgili adımları beklemeden atın...
Zaman çok çabuk geçiyor... Biliyorsunuz YARIN hiç gelmeyecek bir zaman dilimidir.

Bir gün başkalarına dokunmadan, değmeden geçen hayatınız için üzülebilirsiniz çünkü...

ÜZÜLMEMEK İÇİN:

Kabuğunuzdan çıkın.
Başka hayatlara dokunun.
Onları kendi hayatınıza DAVET edin.

Olmazsa siz onlara MİSAFİR gidin.
Gülümseyişine bir tebessüm / bakışına bir ışık gönderin...

Biliyorum bir de, uzaktan uzağa, görmeden, tanımadan dokunduğumuz HAYATLAR vardır...

Düşüncelerimizle, duygularımızla dokunduğumuz YÜREKLER vardır...

Ne mutlu duyan, düşünen, hisseden yüreklere...

YALAN

Önce
Yalanı duydum
Sonra
Yalan söylediler
Şimdi
Ben de yalancı oldum...

Ayşe TURAL

GENE Mİ AŞK, DEMEYİN LÜTFEN

Hangi yaşta olursak olalım aşık olmaya hakkımız var. Yeter ki yüreklerimizi bahar ateşi terketmemiş olsun.

Bizim aşkımız elbette daha durmuş, oturmuş olabilir ama olsun... Aşk olsun yeter ki!...

Bence sevdiğimizi düşünerek, ona dokunan yemeği yemesine izin vermemektir aşk... Sağlığı için sigarasını azaltmasını istemek; hatta onun için önce sigarayı kendinizin bırakmasıdır aşk... Serinleyen havada üşüyebileceğini düşünüp şalını omuzlarına sarmak ve sıcacık kucaklamaktır aşk... Gözgöze bakarak onun ne düşündüğünü anlamaktır aşk...
Aşkı, aşka aşık olanlar yaşatacak biliyorum... Aşkın unutulmasına izin vermeyeceğiz. Aşkı, günü birlik ilişkilerden, vıcık vıcık laubaliliklerden, çıkara dayalı birlikteliklerden ayırmak gerek...

Onu öyle bir yere koyalım ki, hep özel kalsın. Yaşatmak için de öğrenelim. Yeni baştan anlamaya, kavramaya çalışalım.

Bir ders gibi yeni baştan, inceliklerini öğrene öğrene yol alırsanız siz kazançlı çıkarsınız. Sevmenin keyfi sevilmekten geçer. Sevilmek için de elbette sevmeniz gerek...

Aşk güzel şeydir; hem de çok güzel!..

MEVSİMLER

bence yazlar turuncudur inadına
kimine göre bazı yerlerde mavi de olabilir tabi...

sonbahar sarı
hatta çokça da kahverengi...

kış beyazdır alabildiğine
kelebekler düşer gökyüzünden melekler gibi...

bahara gelince
en çok pembeler yakışır
fuşyalar, morlar...

Ayşe TURAL

HAYATIN RENKLERİNDE BULUŞMAK...

Hayat, her yönüyle bir renktir aslında… Sevinçler için sarılar, pembeler, morlar, yeşiller; sıkıntılı zamanlar içinse: kan kırmızılar, kahverengiler, karalar, griler…

Hayatı olduğu gibi kabul ettikçe daha az yoruluruz, daha az üzülürüz gibi geliyor bana…

Gün içinde karşılaştığımız olayları olabildiğince doğal karşılamak ve çözümler üretmek. Yaşam okulunda sınıfta kalmamak için yapabileceğimiz en doğru yol sanki…

Mutlu, sağlıklı ve huzurlu hafta sonu olsun efendim...


Bu haber 271 defa okunmuştur

:

:

:

: