Provakatif eylemlerden kaçınalım

Türkiye’nin “ Zeytin Dalı Harekatı “ nın ikinci günü, Afrika gazetesindeki manşette. Kıbrıs’ın işgaline benzetilmesi ve ikinci bir işgal olarak nitelendirilmesi, haklı olarak, büyük bir tepkiye neden oldu.
Türkiye’nin “ Zeytin Dalı Harekatı “ nın ikinci günü, Afrika gazetesindeki manşette. Kıbrıs’ın işgaline benzetilmesi ve ikinci bir işgal olarak nitelendirilmesi, haklı olarak, büyük bir tepkiye neden oldu.
Kıbrıs’ta, bir işgalin olmadığını, tüm dünya kabul etmiştir .
Hiçbir BMGK , kararında, Kıbrıs’ın Türkiye tarafından işgal edildiği yollu bir karara rastlamak mümkün değildir .
Kararlar .
“ Askeri çek” doğrultusundadır .
Bir kimsenin, duygu ve düşüncelerini açıklaması kadar, doğal bir şey olamaz .
Fakat bu , yasalar veya belirli kurallara ters ise, bunu açıklayan, müeyyidelerle cezalandırılır .
Bir de, yapılan açıklamaların, halkları provoke eder boyuta getirilmemesi gerek .
Provokasyon da, ayrıca yasalarla, suç teşkil eder hale getirilmiştir .
Afrika Gazetesinde, böyle bir başlığın, halkı provoke edeceği, hiç mi akla getirilmedi .
Gazete , yayınlandığı gün, bu başlığı herkes okudu .
Tüm yetkililer de, okudu .
Bunun bir kışkırtma olduğunu ve üzerine gidilmesi gerektiğini, hiçbir yetkili görmedi mi ?
Bunu niçin yazdım ?
Belki yayına girdiği gün, bir soruşturma olmuş olsa idi. Belki de Meclisin açıldığı gün, böyle olaylar yaşanmazdı .
Başlıktaki ifadelerden rahatsız olanlar ve tahrik olanlara, bir takoz konulamaz mıydı ?
Bu kışkırtmanın ve tahrikin önü, alınamaz mıydı ?
Bu maalesef yapılmadı .
Yapılmayınca da, yaşananlar oldu .
Dileğim, bunun, Meclisin açıldığı günde kalması .
Fakat endişem, kalmayacağı yönünde .
Dilerim yanılırım .
Türkiye’nin “ Zeytin Dalı Harekatına” gelince .
Bu harekata, nerede ise tüm dünya destek veriyor .
ABD suçlanıyor .
Harekat, bir işgal harekatı olsa idi, bu kadar destek gelir miydi ?
Kaldı ki, Türkiye yetkilileri, açıklama üstüne açıklama yapıyorlar .
“Harekat işgal değil “diye .
Hele hele, Kıbrıs Barış Harekatına atıfta bulunularak, onun da, bir işgal harekatı olduğu söylemi ise. Kışkırtıcılık değil de nedir ?
Türkiye’nin, adaya müdahalesinin, uluslararası anlaşmalara dayanarak yapıldığını. Atina mahkemesi de, teyit etmedi mi ?
Bu ortada iken, adanın işgal edildiği yollu haberlerin yapılması. Halkı Provoke etmek değil de, nedir ?
Halkı kışkırtıp, galeyana getirmenin cezası, ceza yasamızda vardır .
Yetkililerin bunu yerine getirmemesi , bunun cezasını başkalarının vereceği anlamına gelmez .
Hele hele, Demokratik Hukuk Devleti kurallarının olduğu ülkemizde, hiç gelmez .
Herkes, herkese ceza vermeye kalkarsa, ülke büyük bir kaosa gider.
Bunu engellemek için, her alanda ve ivedi olarak, ülkede kanun hakimiyetini tesis etmektir .
Meclisin açılışında meydana gelen her iki olayda da, bu hakimiyetin maalesef tesis edilmediği görülmüştür .
Bu da, ülkeyi karıştırmak için provokatörlere verilen, en güzel hediye olmaz mı ?
Gazetelere her yazılan ve çizileni , fikir özgürlüğü anlamında kabullenmek de, dünyamızda artık mümkün değildir .
Bir çok batılı ülkelerde, bunun için çok ağır müeyyideler
vardır .
Halkın sindiremeyeceği ve çeşitli kesimler arasında doğabilecek söylem ve yazıların, halk arasında husumete ve daha da ileri boyutlara gelmesine yol açacaksa . Bunlar fikir özgürlüğü olarak kabul edilebilir mi ?
Provokatörlere ve hareketlerine çok dikkat edelim .
Onların oyunlarına gelmeyelim …
Bu haber 223 defa okunmuştur

:

:

:

: