2019’un şifreleri mi?

Ortadoğu, Suriye ve son olarak Afrin.
Ortadoğu, Suriye ve son olarak Afrin.

Kim sağlıklı bilgiye sahip?

Sağlıklı bilgi, doğru yorum yapmaya yetecek bilgidir.

Türkiye, Suriye yönetiminin etkisiz olduğu bölgede, kendi güvenliğini sağlamaya yönelik bir dizi operasyon yapıyor.

Bildiğimiz bunlar.

Bu konuda ki gelişmeleri hem bölgenin, hem de konunun uzmanı olan, tüm yönleriyle, ABD, Rusya ve Suriye’den izlenim ve araştırmalarıyla anlatan insanlar var.

Daha önce yapılan hatalar sonucu, Türkiye’nin bu operasyonlara mecbur olduğunu söyleyenler var.

Dediğim gibi, bizler çeşitli kaynaklarca bölgeyi ve bölgede yaşananları anlamaya çalışıyoruz.

Ben bu şartlarda, kısıtlı bilgiyle yorum yapmayı en azından kendi adıma doğru bulmam.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’yla ilgili, BBC

Türkçe'den Selin Girit'in sorularını yanıtladı.

İbrahim Kalın;

'Suriye toprağında kesinlikle gözümüz yok. Biz Fırat Kalkanı operasyonunda 2 bin kilometrekarelik alanı Daeş'ten temizledik. O operasyon başladığında da birçok soru ortaya atılmıştı. Ne kadar sürecek? Kapsamı ne olacak? Sivil kayıplar nasıl önlenecek?

Fırat Kalkanı operasyonuna baktığınızda çok başarılı bir sicil görürsünüz.

Tüm Daeş unsurlarını oradan temizledik. Cerablus ile El Bab arasındaki alana 100 bin insanın dönüşünü sağladık.

Afrin'de de aynı tabloyu görmek istiyoruz. Buradan da teröristler temizlenecek. Burayı da yerel halk yönetecek. İnsani yardım göndereceğiz. Sınırımızda güvenliği sağlayacağız. Bu, Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından da çok önemli. YPG gibi ayrılıkçı bir örgütün daha fazla toprak kazanmasına izin vermeyeceğiz.

Asıl amaç da bunlardır. Bu kesinlikle Kürtlere ya da Suriye'ye ya da

Afrin'e karşı bir operasyon değildir. Bu, ABD'nin Menbiç'te ya da Suriye'nin başka noktalarında Daeş'le mücadele ediyor diye destek verdiği terör örgütüne karşı yapılan bir operasyondur. Biz sınırımızdaki bu tehdidi bertaraf etmek istiyoruz.”



En resmi açıklama bu.

Gelişmeleri elbette göreceğiz ve umacağız ki hedef ve amaç bölge barışı ve istikrarı için en erken zamanda başarıya ulaşsın.

Konu tam olarak anlaşılmadan, kendimizi bir tartışmanın içinde bulduk.

Tartışma, yerini bölünmeye, kaplaşmaya bıraktı.

İllaki herkes aynı fikirde olacak, burada bir kasıt var mı?

Türkiye, 2019 yılında önemli bir seçim yaşayacak.

Başkanlık seçimi, bu seçim için çalışmalar, tartışmalar çoktan başladı.

Türkiye yönetiminin, hükümetin hemen, hemen her adımı bu seçime odaklı.

Hatırlanacağı gibi, 16 Nisan 2017 de Türkiye Başkanlık sistemine geçiş için referanduma gitmişti.

Referandum için KKTC’de de sandık kurulmuş, sonuç olarak evet:%45,18, hayır ise %54,81 olarak tecelli etmişti.

Türkiye’deki yönetim şeklinin değişmesine, KKTC’den oy veren seçmenin çoğunluğu hayır demişti.

Sistem değişikliği için genel olarak sınırda bir sonuç çıkmıştı;

Evet oyları %51, hayır oyları ise %49 civarıydı.

2019 yılında yapılacak Başkanlık seçimi için de elbette KKTC’de sandık kurulacak.

AKP ile MHP milliyetçiliği ön plana çıkararak sonuca ortak olarak gitmek istiyor.

Referandumda çıkan hayır sonucu, Başkan seçiminde AKP’nin istediği gibi Evet’e nasıl dönüştürülecek?

Burada da milli duyguların ön plana çıkartılması denenebilir mi?

Bence olabilir, hatta son yaşanan olaylar birazda bununla bağlantılı gibi.

KKTC’de özellikle Türkiyeli, Kıbrıslı ayırımı körüklenerek milli, dini, Türkiyeli duygular “milli duruş” argümanı etrafında toplanmaya çalışılabilir.

Burada referandumdaki başarısızlığı, başarıya çevirmeye çalışacak odaklar var.

Hatta bu çalışmaya başlanmış gibi, Kıbrıslı Türkler, Türkiye ile ilk kez bu kadar uzak noktaya itildi.

Burada bazı kesimler, Başkanlık seçiminde KKTC’den oy verecek seçmenini, milli duygularla kenetleyerek istediği sonucu almak isteyecek.

Anlatmak istediğim, kuzey Kıbrıs’ta ayrılıkçı girişimler bilinçli olarak hızlandırılıp, artırılabilir.

Bu bir temenni değil.

Tam tersi bir farkındalık çağrısıdır.

Bu ülkede yaşayan ve bu ülkenin huzurundan ortak faydalanan herkes, aklıselim ve sorumlu davranmalı, karşıtlığı körüklememeli.

Hele Kıbrıslı, Türkiyeli kutuplaşması hiç ama hiç yaratılmasın.

Bundan sonra, son günlerde yaşanan üzücü olaylar, artmaya, körüklenmeye meyilli.

Aman dikkat diyorum, bu noktaya gelinmesin, bir kesim bundan fayda sağlamak istiyor.

Buna fırsat verilmesin.

Bugün yapılacak olan “Barış ve demokrasi yürüyüşü” adına uygun, olası tahriklere kapılmadan, sağduyu içinde yaşansın ve bitsin.

İyi kötü her şey tecrübedir, yaşadıklarımız bundan sonrasını kurtarsın.
Bu haber 519 defa okunmuştur

:

:

:

: