Rum tarafında yeni bir şey yok

Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin birinci tur geride kaldı.
Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin birinci tur geride kaldı. Beklenildiği gibi Eski partisi Demokratik Hareket (Disi) tarafından desteklenen mevcut Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades yüzde 35.5 oyla birinci, Komünist Çalışan Kıbrıs Halkının Partisi (Akel) destekli Stavros Malas yüzde 30.24 alarak bu Pazar yapılacak ikinci turda yarışmaya hak kazandılar. Seçimde 'sürpriz yapabilir' diye bazı çevrelerin ümit bağladığı Demokratik Parti (Diko) lideri Nikolas Papadopoulos yüzde 25.74 ile üçüncü oldu ve yarıştan koptu. Seçimin enteresan sonucu daha önce yüzde üç civarında oya sahip faşist Elam örgütü artık yüzde 5.65 seviyesinde. Vatandaşlar İttifakı adayı Giorgos Lilikas is beklenildiği gibi yüzde 2.18 alarak bir kez daha hüsrana uğradı.
Malas beklenilenden iyi performans gösterirken, Anastasiades'in seçilme umudu Diko seçmeninden alacağı desteğe kaldı. Durum çetrefil. Göründüğü kadarıyla, neredeyse parti lideri haricinde aynı gibi görünen Disi ve Diko Anastasiades'i desteklemede birleşirler ise, ikinci tur çantada keklik. Ancak, bir diğer Papadopoulos'un, baba Tasos Papadopouls'un, hem de üstelik Glafkos Klerides'e karşı Akel desteği ile seçildiğini hatırda tutmakta da yarar var. Üstelik, her ne kadar Disi ve Diko arasında fark yokmuş gibi görünse de Disi EOKA örgütünün, yani 1963-1974 canilerinin terör örgütünün siyasallaşmış hali iken, Diko ise, her ne kadar Baba Papadopulos orijinal EOKA çetesinin de elebaşı ise de Yunanistan desteğiyle Makaryos'u deviren 1974 EOKA-B örgütünün siyasallaşmış hali. Birisi Makaryos'un başını çektiği çete, diğeri Makaryos'u devirmiş çete...
Eski kuyruk acıları depreşir, eski hesaplar açılır ise, nasıl Baba Papdolulos Akel oyu ile seçilmiş ise zamanında, oğul Papadopulos da eski borcu ödeyip, Akel adayı Malas'ı taşıyabilir başkanlığa... Olur mu? Zor ama, her ne kadar bu günlerde kış hüküm sürmekte ise de adada, derler ya Akdeniz güneşi altında her şey mümkün.
Bizim federasyoncu hayalperestler sonuçlardan çok mutlu oldular. İkinci tura kalan her iki aday da 'federasyon savunucusu' imiş, dolayısıyla 'Pazar'dan sonra yeni dönem' başlayacakmış. Helal olsun adamlara. 'Bu kafa ne kafası, bize de söyleyin' diyeceğim ama, gerek yok, niyet de yok. Bu ne pespayeliktir? Nasıl bu kadar teslim olunur? Annan Planı yetmedi. 2004'de 'Sizi istemiyoruz, ne adayı, egemenliği ne de yönetimi sizle paylaşmıyoruz' anlamındaki referandum sonucu da yetmedi. Suratlara kapılar kağandı, yetmedi. Mon Pelerin'de kaçak güreşildi, Crans Montana'da bir kez daha nanik çekildi, sanki Türk askeri ve garantiler üzerinden kavga ediliyormuş havası yaratıldı ne siyasi eşitliğin ne mal-mülk meselesinin ne de toprak boyutunun çözüme milim yaklaşmadığının üstü kapatıldı, gözlerden uzak tutuldu.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı değil miydi Rumların çözüm isteksizliğinin ifşa olduğunu, bu nesilde bu işin olamayacağını, artık iki devletli çözümün düşünülmesi gerektiğini söyleyen? Şimdi Anastasiades seçilmiş gibi umut tacirliği yapılıyor yeniden, görüşmeler hemen kaldığı yerden başlayacakmış...
Tabii Anastasiades'in seçileceği bugünden söylenemez. Diko ne yapacak, Malas nasıl bir destek tabanı yaratmaya çalışacak izleyip görmek lazım. Ama seçimin hemen ertesinde büyük hareketlilik olacağı, görüşmelerin hemen başlayacağı beklentisi bence ham hayal.

Akıncı buna ne diyecek? Bilemiyorum. Her şeyi unutup, 'Varsın defalarca aldatsınlar bizi, ille de federasyon talebinde ısrar' mı diyecek yoksa 'Yeni sürece evet. Ancak süreç sonsuza kadar devam edemez, bir son tarih konulmalı. Federasyon tek seçenek değil, konfederasyon ve hatta AB çatısında iki devletli çözüm de masada. Ayrıca masaya oturabilmemiz için olur ya Rum tarafı yine masayı devirir veya başarısız kalması için her türlü numarayı yaparsa, bu sürecin başarısız olması durumunda Kıbrıs Türk statüsü ne olacak en baştan ortaya konmalı' pozisyonunu koruyacak mı?

Rum tarafında kim seçilmiş, pek de önemli değil. Önemli olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde hangi hükümet iktidara geleceği de değil. İster dörtlü koalisyon ister üçlü olsun, fark etmez. Kıbrıs Türk halkı yüzde yetmişi aşan bir netlikte devletine, toprağına, egemenliğine sahip çıktı son seçimde. Görüşmeleri yapacak olan da, halk adına Kusey Kıbrıs'ı yönetecek olan da bu sesi duymalı, kendine ona göre çeki düzen vermelidir. Yoksa... Siyasi şımarıklığı, görmemişliği, buldumcuk olanları halk bir sonraki seçimde hizaya çeker, iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini gösterir.
Bu haber 575 defa okunmuştur

:

:

:

: