Hükümetin yüz günü yok

Ülke yönetimi ve siyasette yeni dönem başladı.
Ülke yönetimi ve siyasette yeni dönem başladı.

'Siyasette her an her şey değişebilir' söylemi boşuna söylenmemiş.

Seçim sonuçları kimine hayal kırıklığı, kimine zaferi ve kazanmayı yaşattı.

7 Ocak gecesi seçim sonuçları belli olduktan sonra, UBP Başkanı Hüseyin Özgürgün ve üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu beraber balkon konuşması yapmışlar ve ;

'Halkımızdan aldığımız bu güvenle, bu sorumlulukla yeni dönemde halkın refahı, mutluluğu ve tüm KKTC'nin kalkınması için el ele, gönül gönüle çalışacağız. Şimdi iş yapma zamanı' demişlerdi.

UBP şimdi ana muhalefet.

CTP, seçim sonuçlarında en büyük hayal kırıklığı yaşayan siyasi partiydi.

Başkan Tufan Erhürman;

'Belli ki hata yaptık, yoksa bu şekilde bir sonuç ortaya çıkmazdı. Sahada uyguladığımız yöntem, özeleştiri yapacağımız şeylerdir. Yıllar içinde oluşan güvensizliği aşmayı başaramadık' diyordu.

Bugün, CTP iktidarın büyük ortağı, Tufan Erhürman Başbakan.

Siyaset böyle bir şey, sandıktan çıkmak iktidar için yeterli olamayabiliyor.

Pek çok konu için en önemli unsur olan zamanı çok hoyratça harcadık.

Geldiğimiz noktada daha fazla zaman kaybına gücümüz yok.

Artık günlük, kişisel, makamsal, ihtiras ve kavgaları bir tarafa bırakıp ülke ve insan için öncelikli konulara el atmak ve yıllardır yapılan eleştirileri icraata döndürmek yeni hükümetin boynunun borcu.

Bu anlamda dörtlü koalisyon, ortak noktada buluşup bunu fırsata çevirebilir.

Başbakan Tufan Erhürman; Hükümeti, kabineyi, Bakanları senkronize edebilir, etmesi gerek. Her Bakanlık ve her Bakanın ayrı bir devlet gibi davranmasını engelleyip, hükümetin bütünlüğünü sağlamalı.

İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars; Özellikle yasa dışı vatandaşlık ve kırsal kesim arsası tartışmalarına son vermeli. E-devlet için çalışmalar ne aşamada, yeni cezaevi inşasının geldiği nokta nedir? Öncelik bunlar olmalı.

Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit; Bu ülkenin en önemli sorunlarından olan eğitim konusunu, öğretmenlik ve sendikacılık geçmişi, tecrübesi ile sorunların üzerini örtmeden temizlemeli. Devletin, Eğitim Bakanlığının, tüm eğitim kurumları üzerinde tam ve tek otorite olarak güven kazanmasını başarmalı.

Sağlık Bakanı Filiz Besim; Eğitim gibi sorunlu ikinci konumuz sağlık. Kamu olsun, özel olsun, tüm sektörde sosyal devlet olgusunu yerleştirip, ilgili tüm kesimlerle işbirliği yaparak, eşit sağlık hizmeti için bir yerden başlamalı.

Çalışma Bakanı Zeki Çeler; En başta özel sektörün düzenlenmesi, özel sektör çalışanının sosyal hak ve menfaatlerinin korunması, geliştirilmesi, inşaat sektörü ve başka sektörlerin denetim ve otorite altında çalışması, iş kazalarının ve cinayetlerinin sona ermesi için hedefin sıfır kaza olarak konması, devletin gücünü, yasaları kullanması ve otoriteyi sağlaması gerek.

Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan; Yarım kalan yollar, en başta Girne- Dağyolu güzergâhının yenilenmesi, tartışmalı T izinleri, bolca eleştirdikleri plakaların değişmesi konusu, trafikte sıfır kaza ve en üst seviyede güvenlik hedef olmalı.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami; Türkiye ile yapılan enerji anlaşması ve elektrik enerjisinin Türkiye'den getirilmesi meselesini, sürecin ilerleme safhasını açık ve şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmalı.

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay; Dış temsilciliklerin etkinliği gözden geçirilmeli, KKTC'de yaşayan Rumlar için güneyden BM aracılığıyla gelen yardım malzemelerinden vergi alınması ve ibadet sınırlandırılması kararları yeniden düzenlenmeli. Elbette Kıbrıs konusu, dış temaslarda etkin ve olumlu katkı şart.



Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali; En önemli konu herhalde su konusu. Su projesi ülkenin her yanına, en başta tarımsal üretime ulaşmalı. Gıda denetimleri, hayvancıların sıkıntıları, kalıcı ve radikal kararlar bekleniyor.





Maliye Bakanı Serdar Denktaş ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu; Kabinede yer alan iki tecrübeli isim. Daha önceki hükümette aynı görevleri yapmaları ve yeniden bu görevlerde devam etmeleri önemli. Çünkü maliye ve turizm istikrar olması gereken iki alan. Ekonomik protokollerin uygulanması, mali disiplinin sağlanması, turizmde hedeflenen noktaya gelinmesi ülke için önemli.

Bu beklentiler elbette özet.

Gerçek olan şu ki;

Bu hükümetin yüz günü yok, bu halkın bekleyecek takati kalmadı.

Bu fırsatı değerlendirip, bu görevi iyi kullanmalılar.

Makamları, ziyaretlerden, kabullerden, çiçek ve mesajlara hapsolmaktan kurtarıp, icraat aracına dönüştürmeliler.

Yoksa aynı nakarat yine başlayacak;

'Fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynisi'

Bu haber 553 defa okunmuştur

:

:

:

: