Şahmaran'ın cemşabı

Bazı efsaneler vardır özünden bir şey kaybetmez.Günümüzde okunur ders alınır.
Bazı efsaneler vardır özünden bir şey kaybetmez.Günümüzde okunur ders alınır. Bir dizide görmüştüm 'Şahmaran ' deseni ile işlenmiş iki parça bir birini tamamlayıcı el işi olan kıymetli ve saklandıkça değer bulan iki ayrı eser gün gelir zaman geçer iki sevdalı için şartlar müsait olur ve onları kavuşturur. Şahmaran ne demek; o gün bu gündür deyip baktım. Şahmaran efsanesininde yer alan desenin Anadolu'da başta Tarsus olmak üzere Güneydoğuda bilinen evlere uğur ve bereket getirmesi için duvarlara asılan kültürel bir unsur olduğunu öğrendim. Kelime Farsça ve Şahmaran yılanların şahı anlamına geldiği şah'ın kral, mar'ın yılan,maran'nın yıllanları,temsil ettiği ve efsaneye göre Şahmaran yılanların şahı olduğu rivayetine rastladım. Şahmaran baş tarafı dünyalar güzeli bir kadın, alt tarafı yılan olan bir canlı olduğu ve yeraltında, yılanlar ülkesinde yaşadığı ve genel anlatımlarda Tarsus'da yaşayan odunculuk yapan Cemşab adlı gencin oduna gittikleri bir günde bir mağara ve içinde bir kuyu keşfettiklerini kuyunun içinde su yerine bal olduğunu gördükleridir. Arkadaşları Cemşab'ı görevlendirirler balı yukarı taşıması için kuyuya indirirler. Kuyu içerisinden balı yukarıya gönderen delikanlı arkadaşlarının hırslarına yenik düşüp balı aralarında paylaşmaları bir yana kendisini kuyuda bırakıp gittiklerini de anlar. Çaresizdir ancak kuyunun duvarında gördüğü delik vardır. Üzerinde taşıdığı çakısı ile deliği genişletir karşısına gizli bir geçit çıkmıştır.İşte bu geçit onu yılanlar ülkesine götürür. Etraf güzel,her yandan şelale gibi sular akmaktadır ve orda çeşitleri çok bir çok yılan yaşamaktadır. Hepsinin ortasında da bu yılanların hükümdarı olan sütbeyaz renkte, başı çok güzel bir kadın,vücuduysa yılan biçiminde olan Şahmaran vardır ve Şahmaran bu delikanlıyı çok sevmiştir. Ona sevdalanmıştır,uzun yıllar orda kalan Cemşab, Şahmaran ve yılanlarla beraber bu güzel yeraltı bahçesinde yaşar. Şahmaran ona hastalıkların tedavisi ve şifalı otlar hakkında bütün bildiklerini öğretir. Yalnız delikanlı ailesini ve yeryüzünü çok özlemiştir. Şahmaran sonunda onun ısrarına dayanamaz. Kimselere kendinden bahsetmemesi konusunda söz alır ve onu kuyudan çıkararak yeryüzüne gönderir. Aradan çok uzun zaman geçer. Delikanlı bu sırrı uzun zaman saklar. Bir gün Tarsus kralı hastalanır ve bu amansız hastalığın tedavisi için Şahmaran etinin yenmesi gerektiği ve yılanların şahının yerinin Cemşab tarafından bilindiği kralın kulağına gider. Şahmaran, mağarasında yakalanıp Tarsus’a getirilir. Bugün 'Şahmaran Hamamı' denilen hamamın içinde öldürülür. Onun etini yiyen kral iyileşir. Şahmaran’ın sevgisine, bir şekilde ihanet etmiş olan Cemaşb da ünlü bir kişi hüvviyetinde dertlere deva bulmaya devam eder. Arkadaşlarının ihaneti,bu delikanlıya aradan zaman geçsede ona bilmediği bir eğitimi vermiştir. Bir kralın kurtarılmasına yine ihanetle yardımcı olunabileceğini böylelikle öğrenmiştir. İhaneti başkalarına öğreten olarak Cemşap kapatılan her kapının yeni bir kapı açarak yeni ufuklara sebebiyet verdiğini de anlamıştır. Cemşab bir nevi ihanetin kitabını yazacak pozisyona gelmiştir. Ve herkesin bir şekilde ihanet denen kapıdan geçtiğini tekrarlayan olmuştur. Aynen bu sözde olduğu gibi de konuşmaya devam edendir. 'Koşullar insanları idare ederler, insanlar koşulları değil.”

Bu haber 677 defa okunmuştur

:

:

:

: