Hayat, şarap ve Hayyam…

Canım şarap çekiyor, şöyle kan kırmızısından, orta tatta sıcacık bir kadeh şarap...
Canım şarap çekiyor, şöyle kan kırmızısından, orta tatta sıcacık bir kadeh şarap... Ve hayata dair düşünürken, her bir yudumda gülümsemek… Birbirine benzer günleri, kaosları, memleket sorunlarını, siyaseti bir köşeye itip melankoliğinin kucağında şaraplanmak… Ayaklarım çıplak, sıcacık taş sokaklarda yürürken… Ya da yüzümü denize dönerek oturduğum bir taşta…. Ya da yıldızlara kulaç atarken…Usulcacık ve şevkle... Sessizce, sakince ve huzurla… İnce bir rüzgar yalarken yüzümü ve ruhumun her yanını güneş ve şefkat ısıtırken… Ve deliliğin kırmızı kapısında Ömer Hayyam’ı düşünmek… Bir rubaiye şarabın tüm kırmızılığını katmayı bilen, lal renkli o deli şairi… Her dörtlüğünde bizlere yasak zevklerimizi yeniden keşfettiren… Yalnızca içtiğimiz şaraba değil, hayatlarımıza da farklı bakış açısıyla dokunan Hayyam’ı…Yaşamın sırrına şarabın lezzetini katan, alay ederek, iğneleyerek, aşka, şaraba, kadına, dünyanın faniliğine dokunan o üstadı... Dualar edip Allah’a daha da yakın olmak isteyenlerin bile, içten içe hak verdiği o adamı… Haksızlıkları, saçmalıkları ince bir dille anlatan, dörtlüklerinde dünya, şarap, aşk, insan hayatı, yaşama sevinci ve bulunduğumuz dünyanın tadını çıkarmanın inceliklerini anlatan… Ezberletilen her şeye başkaldırmayı, sorgulamayı, merak etmeyi öğreten… Evreni ve yaratılışı yorumlamak konusunda içinde yetiştiği kültürün egemen anlayışına karşı çıkmış, akıl yürütmelerini son derecede çarpıcı rubailerle aktarmış Hayyam…. Onun anlattığı sarhoşluk çok farklı… Kaynağında şarapla birlikte engin insan var… O, insanı sevindirmekle elde edilen sarhoşluğu, insan cisminin, zekâsının ve ruhunun huzursuzluktan kurtuluşunun tek yolu ve güvencesi olarak gösteriyor. Hem de günahla sevabın birleştiği yerde…Dindarlığa da, hovardalığa da uyarak... Peki biz böyle bakabiliyor muyuz hayata? Hem kutsal kitaplarımızın sayfalarından hem de yasak kırmızı suyun bize verdiği tadın ardından? Yoksa bizler de onun gibi iki yolun birleştiği yerde mi duruyoruz hayatlarımızda?

“Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç,

Gençlik sevincinin pınarıdır, iç,

Gamı yakar eritir ateş gibi

Sağlık sularından şifalıdır, iç!”

Diyen tarafımında mıyız hayatın ; yoksa

“Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;

Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;

Mahşerde lütfunla ak pak olursa yüzüm

Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam.”

tarafında mı?


Bu haber 702 defa okunmuştur

:

:

:

: