Gazete, siyasetçi fark etmez, tahrik, tahriktir

Bu ülkenin en önemli sorunu adaletsizlik.
Bu ülkenin en önemli sorunu adaletsizlik.


Adaletsizlik, herkesin derdi ve ortak sorunu.



Yani illaki bir kesim insana ait bir sorun değil bu.



Babacığım, anacığım, güney Kıbrıs’tan, kuzeye geçerken dağları aştılar.



Gençliklerinin, en güzel çağlarının tadını çıkaramadılar, evlerinden, köylerinden can korkusuyla kaçtılar.



Bıraktılar, evlerini, bahçelerini, yollarını, okullarını, çocukluklarını, arkadaşlarını, anıları, yaşanmışları.



Elbette onlar gibi binlerce insan yaşadı bu trajediyi.



Güneyden, kuzeye, kuzeyden, güneye, Kıbrıs ters dönmüştü.



Güneyde kalan kaldı, kuzeyde adaletsizlik, sistem oldu.



Rahmetli babamın, annemin kuzey Kıbrıs’ta, dikili bir ağaçları yok.



Benim de yok, sahip olduğum bir arabam var o kadar.



Bu sistem, kuzey Kıbrıs’a güneyden gelenler için de geçerli, Türkiye’den gelenler için de geçerli.



Türkiye’den, taşradan, kırsal bölgelerden, kuzey Kıbrıs’a özel göçmen gelen insanlarda, geldikleri yerlerde birçok şey bıraktılar.



Burada onlara sunulan imkânlarla yeni hayatlar kurdular, çok uzun süre oy deposu olarak görüldüler.



Adaletsizlik, ayırım yapılmaksızın bu ülkenin düzeni oldu.



Söylediğim gibi bunun bir ayarı, terazisi, dengesi yok, herkes bundan payına düşeni aldı.



Aslında ortak kaygı, ortak bir amaç olmalı;



Üstünde yaşanabilir, üreterek, kazanarak, çocuklar, gençler, yaşlılar, insanlar için mutlu, huzurlu yıllarca var olunacak bir ülke yaratmak.



Kıbrıslı, Türkiyeli, Rum, Yunan veya dahası, başkası, insan olduktan sonra ne fark eder ki?



Hepimizin ailesinde, her milletten, başka başka coğrafyalarda doğmuş insanlar yok mu?



İnsan olmalarını değiştiriyor mu bu?



Benim, eşim, arkadaşım, eniştem, yengem, ailemin diğer yarısı Türkiye de doğmuş olabilir.



Bu mutlu olmamızı engellemez ki, yine bir araya geliyoruz.



Ve inanın konularımız sadece mangal ve futbol.



Belli bir kesim dışında kimse insani ilişkilerinin siyasallaştırılmasıyla ilgilenmiyor.



Bugün gelinen nokta hoş değil, bundan memnun olan var mı bilmiyorum, belki bir kesim memnundur, ben değilim.



YDP’den veya YKP’den memnun olmayabilirsiniz, Doğuş Derya, Zorlu Töre veya Bertan Zaroğlu’nu sevmeyebilirsiniz.



Ama bu ülkenin gerçeğidirler.


Özellikle sosyal medya da gerek Doğuş Derya, gerekse Bertan

Zaroğlu için söylenmiş, yazılıp, çizilmiş öyle söylemler görüyorum ki artık midem kaldırmıyor.


Bu ortamı sürdürmenin, toplumu bölerek, gerginliğin sürmesine hizmet etmenin kimseye faydası yok.


AFRİKA gazetesinin bazı yayınları için YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı daha önce;



“Yeter artık Afrika. Milleti tahrikten vazgeç. Bizim elçilik yetkilileriyle birlikte tutukluları ziyaret ettiğimiz ve ‘Bizim çocuklara iyi bakın’ dediğimiz safsatasını nerenizden uydurdunuz. Biz arkadaşlarımızla tutukluları ziyarete gittik ama kimseyle görüşemedik. Elçilikten de kimseyi görmedik. Ayıp, günah.”



Sayın Başkan AFRİKA gazetesine milleti tahrik etmekten vazgeç demişti.



Son açıklamasıyla ortaya bir çelişki çıkardı.



Kendisi de bir başka kesimi tahrik etti.



'22 Ocak eylemini diğerlerinden ayıran bir kaç özellik var.



Birincisi; 22 Ocak eylemlerinin tetikleyicisi Sayın Erdoğan'ın yaptığı konuşma idi. Sayın Cumhurbaşkanı yaptığı konuşmada Afrin harekâtına 'İşgal Harekâtı' diyen Afrika gazetesine sert tepki göstermiş ve bunun üzerine 22 Ocak eylemi organize edilmişti.



İkincisi;22 Ocak eylemlerini yapanların hemen hemen hepsi 75 göçmeni vatandaşlardı. Oysa daha önce bu tür eylemleri yapanlar genellikle Kök Kıbrıslı kardeşlerimizdi.



Öyleyse bu eylem ağır bir şekilde cezalandırılmalı, hem Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir mesaj verilmeli, hem de buradaki haddini bilmez, Türkiye kökenli vatandaşlara bir ders verilmeli idi.'



Bana göre AFRİKA gazetesinden farklı bir yorum yok.



AFRİKA tahrik ediyorsa, bu ve benzeri söylemler de tahrik ediyor.



Herkes defa defa düşünsün, bu küçücük ülkede, benim, senin, onun, bizim huzurumuzu bozmaya kimsenin hakkı yok.



Hukukun, yasaların dışına kim çıkarsa, çıksın karşılığına katlanacak.



Siyasetçiler, siyasi partiler, meclis çatısında ülke için çalışacak, görevini yapacak.



Ülkenin yükü yeterince ağır, daha da ağırlaştırırsak, hepimiz altında kalacağız.

Bu haber 527 defa okunmuştur

:

:

:

: