Gelenek yine bozulmadı bu kez de UBP milletvekilleri sırf konuşmak için konuştular..

Konuştukça konuştular. Aynı şeyleri tekrar tekrar söylediler. Akıl verdiler, temennilerde bulundular. Sırf vakit geçirmek için kürsüden inmediler.
Konuştukça konuştular.
Aynı şeyleri tekrar tekrar söylediler.
Akıl verdiler, temennilerde bulundular.
Sırf vakit geçirmek için kürsüden inmediler.
Saatler saatleri kovaladı
Adeta sıraya girdiler.
Öyle şeyler söylediler ki.
Çabuk hırsız ev sahibini bastırdı.
Belli ki hükümet programını ya okumadılar.
Ya da okuyup, okuduklarını anlamadılar.
Veyahut da anlayıp popülizme baş vurdular.
Zira eğer okumuş olsalardı programın içinde defalarca “KKTC” ifadesi olduğunu göreceklerdi.
Ama okumadıkları için, ya da popülizm için ısrarla “KKTC” ifadesinin hükümet programında yer almadığını savundular.
Tutun ki o programın her satırında “KKTC” ifadesi yeralsın.
O zaman programın içeriği tamam mı olacaktı?
UBP’li vekillerden tam puan mı alacaktı.
Yüzlerce kez “KKTC” ifadesi geçmiş de icraat olmamış.
Ne fayda?
Peki yalnız buna mı takılmışlar UBP’li vekiller.
Olur mu?
Kıbrıs’ta çok arzu ediyorlar ya çözümü.
İşte bu nedenle “Kıbrıs sorunu” hakkında bir kelime bulamamışlar programın içeriğinde.
Dolayısıyla Kıbrıs konusunda da hükümetin bir vizyona sahip olmadığını söylediler.
Oysa bugün kadar yapılan Kıbrıs görüşmelerinde Müzakerecilik görevini yürüten 2 isim de hükümette Bakanlar Kurulu Üyesi.
Sayın Özersay ile Sayın Nami hükümetin birer Bakanı.
Ama gel gelelim UBP’li vekillere göre hükümetin Kıbrıs konusunda söyleyeceği bir şey yokmuş.
Ah ah!!
Ne denir? Nasıl anlatılır bilmiyorum..
Ama deneyelim.
UBP milletvekillerinin meclis kürsüsünden hükümet programını eleştirdikleri konuşmalarını şaşkınlıkla dinledim.
Onları duyan da zanneder ki daha düne kadar ülkeyi onlar yönetmiyordu.
Sanırsınız ki hükümette Başbakan olanlar ve Bakan koltuklarında gerile gerile oturanlar onlar değildi.
Hiç hükümetlerde bulunmamışlar gibi.
Oysa biliyoruz ki bugüne kadar kurulan 40 hükümetin 27 ’sinde UBP iktidarları vardı ülke yönetimlerinde.
Kaldı ki, daha düne kadar da onlar yönetiyordu ülkeyi.
Şimdi bu nasıl bir iştir diye sormayacağım.
Zira politika anlayışı bu denli düzeysiz bir seviyede algılandı yıllarca bu ülkede.
Popülist yaklaşımlar politika diye yutturuldu halka.
Halk da yuttu bunları yıllarca.
Politikacı verdiği sözleri tutmadı, tutmadığı yetmezmiş gibi yeni yeni sözler verdi durdu.
Sonuç?
Sonuç ortada işte..
Bugüne kadar kurulan 40 hükümetin 27’sinde iktidar ol, düne kadar bu ülkeyi yönet, üstüne düşenleri yapma, günü kurtar, insanların yüzüne baka baka yalanlar söyle, iktidardan gidince de hiç bir şeyden haberin yokmuş gibi düne kadar icra edemediğin icraatlar için başkalarına sorumluluk yükle.
Oldu mu ya UBP’nin değerli milletvekilleri!
Bu kadar boş konuşma yakıştı mı size?
Tabi ki olmadı.
Bunca zaman yapmadıkları, yapamadıkları iyi yönetim anlayışını, biz yapamadık, biz bu ülkeyi iyi yönetemedik diyeceklerine ve halktan da özür dileyip hükümet programına yönelik iş olsun diye değil gerçekten programı okuyarak, bir şeylere katkı yapmak adına eleştiri ortaya koyacaklarına üstüne bir de sanki bunca zamandır ülkeyi bu hükümet yönetmemişcesine eleştiri yaparak ortaya hiç bir şey koymamak bu halka yapılan en büyük saygısızlıktır.
İşte biz önceki gün “Halkın Meclisi” olarak nitelediğimiz Cumhuriyet Meclis’inde bunlara bir kez daha tanıklık etmek zorunda kaldık..
Tabi ki bu işlevsiz, aksatma amaçlı bir taktikti.
Hoş bu taktik bunca zamandır sadece UBP’liler tarafından da kullanılmadı.
Hükümet programıyla ilgili görüşmeler her zaman gece yarılarına kadar sürdü.
Kısacası gelenek yine bozulmadı ve bu defa UBP milletvekilleri tarafından yerine getirildi.
Bu haber 201 defa okunmuştur

:

:

:

: