Türkiye milli çıkarları korumada kararlı

Türkiye ‘yi, Bermuda Şeytan Üçgeni gibi, bazı şer odakları, üçgen içine almaya çalışarak, bunaltarak veya çeşitli yöntemlerle yıldırarak. Bu üçgeni belirleyen noktalarda, taviz vermesini hep umut ettiler .
Türkiye ‘yi, Bermuda Şeytan Üçgeni gibi, bazı şer odakları, üçgen içine almaya çalışarak, bunaltarak veya çeşitli yöntemlerle yıldırarak. Bu üçgeni belirleyen noktalarda, taviz vermesini hep umut ettiler .
Nedir bu noktalar ?
Bunlar, hem iç kamu oyunda .
Hem de, dünya kamu oyunda bilinen, klasikleşmiş noktalardır .
Birincisi ve en önemlisi :
PKK sorunu .
İkincisi Ege .
Üçüncüsü de, Kıbrıs .
Bu üç noktanın oluşturduğu üçgene, Türkiye’yi akıllarınca sıkıştıracaklarını zanneden dış güçler ve onların yerli iş birlikçileri, gerçek faşistler. Türkiye’nin Afrin’le başlayan ve sadece terör odaklarına yönelik harekatı karşısında, Türkiye’nin kararlı duruşuna afallayıp hayretler içerisinde kaldılar . Bu harekatlarda, bir gerçek ortaya çıktı. O da, bu terör örgütlerinin arkasında ABD’nin olması .
ABD Nato üyesi . Türkiye de, Nato üyesi .
İki ülke, müttefik ve stratejik ortak .
YPG’ye, ABD bütçesinden, 550 milyon dolar ayıran, bir stratejik ortağa, dense, dense, stratejik düşman denmez mi ?
Türkiye’nin terörle mücadelesini bir fırsat gören Yunan ve Rum ikilisi, büyük bir risk alarak, Kıbrıs açıklarındaki denizlerde, gaz aramaya başladılar . Arkasından da Ege Denizindeki tahriklere giriştiler .
Türkiye Hükümeti Devleti, Afrin kararlılığını, bu iki konuda da ciddi şekilde gösterince. Türkiye’nin kararlılığını tüm dünya ve ülke içerisindeki yerli işbirlikçileri, üzülerek görmüş oldular . Bu çok marjinal işbirlikçiler, ABD ve desteklediği teröristler tarafından, Türkiye’nin hezimete uğratılacağı hayalleri içerisindedirler .
Afrin, evvel Allah, hal yoluna gitmektedir .
Sıra, Ege ve Kıbrıs ‘ın denizlerindeki gazda .
Aslında, Ege’deki Türk çıkarları, 1973 yılında, Birinci Ecevit Hükümeti döneminde, kıta sahanlığının belirlenmesi ile, bir nebze giderilmişti .
Yunanistan’ın, Ege’yi bir Yunan gölü olarak görmesini, Ecevit Hükümetinin gönderdiği Hora gemisi, alabora etmişti .
Bu konuda, Rahmetli Turan Hoca ile, esprili bir sohbetimiz olmuştu .
Bunu da, siz okurlarıma anlatmamda, fayda umarım .
Hora’nın, Ege’de araştırma yaptığı günlerde, CHP’nin il başkanlarının, Arı Sinemasında toplantısı olmuştu .
Turan Güneş Hoca da gelmişti . Gençlik kollarının olduğu bölüme gelince, ben, Hora’nın yapmış olduğu araştırmalarında, elde edilinen bulgularını sormuştum .
Verdiği yanıt çok ilginçti !
Ne bulgusu demişti . Gemi balıkçı teknesi, sismik araştırma yapacak donanıma sahip değil . Horanın, esas görevi, gittiği yerlerin kıta sahanlığı açısından, bize ait olan noktaların belirlenmesi .
Daha sonra, bu görevi Çandarlı sismik araştırma gemisi yapacaktı .
Kıbrıs Barış Harekatından sonra da, Birinci Ecevit Hükümeti. Türkiye’nin, denizle olan komşuları ile yaptığı ikili anlaşmalarla, kıta sahanlığını halletti . Yunanistan, Ege’de hep krizi oynadı .
Türkiye yetkililerinin, gerek Ege, gerekse Kıbrıs açıklarındaki gaz konusunda, yaptıkları ikazları, ciddi şekilde algılarlarsa ne ala .
Ha, AB imiş . Bilmem, kim imiş, sahip çıkanlara, ne Yunanistan, ne de Rum komşularımız, sakın haaa aldanıp da inanmasınlar . Bunlar kimi tutmuşlarsa , karşılarında ciddi ve kararlı bir güç gördükleri vakit . O elinden tuttuklarını, kıç üstü yere bıraktıklarını, yakın geçmişte çok gördük .
Türkiye Halkı, 1963 Kıbrıs olaylarından bu yana, Türkiye Devletini yönetenlere, bunların verdikleri sözlerden, nasıl caydıklarını yaşayarak gördü .
Artık sözün bittiği .
Eylemin başladığı noktadayız .
Yabancı şirketleri, Akdeniz’e getirerek, o şirketlerin bağlı oldukları ülkelerle, Türkiye’yi çatıştıracağını uman Yunan ve Rum ikilisinin. Bu çabaları da, sonuç vermeyecek .
Bunlar, 1915 ‘te Çanakkale’de, Türk Askerinin paçasına saldıranlar, değil midir?
Sonuç .
Yedikleri tekme ile, sessiz sedasız gittiler .
Milli çıkarlar için, ABD ile savaşı göze alan, bir Türkiye vardır .
Bunu ben demiyorum !
Ya kim diyor ?
Sn. Başbakan Binali Yıldırım söylüyor .
Bu haber 290 defa okunmuştur

:

:

:

: