'Allah kabul etsin '

Bütün eylemlerin kökeninde bir lokma ekmeğin kazanımı için yapılan mücadele yatıyor olmasının bilincindeyiz.
Bütün eylemlerin kökeninde bir lokma ekmeğin kazanımı için yapılan mücadele yatıyor olmasının bilincindeyiz. Her mücadelenin de güçlü olmanın verdiği duruşla başarı kazandığını bilenler olduğumuz gibi… 'Şükretmeyerek dünyaları yesen ne fayda? Şükrederek yenilen bir lokma ekmek değmez mi dünyalara' sözü ile Mevlana bir lokma ekmek için, şükretmenin manevi gücündeki değeri güçlü bir şekilde ifade etmiş olmasının hakikati bir yana, dünya malı dünyada diyerek insanların kendi durumlarına ait şikayetleri olsa da bütün bu şikayetlerin üstesinden gelinebileceğini biliyoruz. Ne diyoruz, yeter ki Allah çaresiz dert vermesin. Düşüncesi kirli olanların, dualarının kendilerine dönük olduğu bilindiği sürece, korkunun onlara ait olduğunu, yaptıkları Ah'da ahın kendilerini bulduğu, genel düşüncede kabul gördüğünü de biliyoruz. Cuma günleri belki de insanın kendine ait hayat muhasebesini yaptığı veya yapacağı gün olmalıdır ki bu günde olumlu yöndeki temenni duaları kabul görsün. Vefat edip aramızdan ayrılanlara mevlit ve dualardan sonraki temenni yine 'Allah kabul etsin ' söylemi ve duası ile sona erdiği gibi...
Bu gün Cuma yaptığınız her dua yerine ulaşsın kabul görsün diyoruz. Her Cuma gününde olduğu gibi 'Omorfo Öğretmen Kolejinden' ilk mezun olan 6 öğretmenden biri olan babam Hüseyin Özdemir'in eğitim bursu ile Mısır İngiltere gidişindeki 1945 yıllarındaki anılarını anlatmaya devam ediyorum. Babam majestelerinin gemisinde geçen seyahatini anlatırken o yılların vapurunda tuvaletlerin kapısı olmadığını, salıncak gibi ranzalı yatakların bulunduğu, kamaralardan çoğu yolcunun güverteye taşındığını notlarına yazmıştır. Vapurda tanıştığı Rum öğretmenin eşini Haydarpaşa Lisesi yanındaki evi önünde gördüğünü hatta Türk öğretmen ile sevdalı bakışlarını hatırladığı için kadına keman çalan ve kadının müziği büyük bir zevkle dinlediğini gördüğü için ona Ramadan beyi sorarken Türk musikisini çok mu seviyordunuz diye soru sorduğunda aldığı cevabın 'Ramadanimmu, şekerimmu' olduğunu belirtmiştir. Vapurda 3-4 gün geçtikten sonra Napoli'de üç saat bekleme olacağını isteyenlerin dışarıya çıkabileceğinin anonsu ile çevreye baktıkları zaman geminin etrafındaki sandallardaki insanların atılan ekmekleri topladığını ayrıca Vezüv yanardağından çıkan dumanlarını gördüklerinde içlerinin ürperdiğini yazmıştır. Gemide sayıları oldukça fazla olan askerlerin bulunduğu ve Napoli'den gemiye yolcu olarak alınan 50 İtalyan kızının varlığının askerleri ziyadesi ile sevindirdiğini, 6 gün bu kızların eğlence mahiyetindeki etkinliklerinin gemide hareketi heyecanı artırdığı, İtalya'nın savaştaki mağlubiyetinin ekonomik durumlarını bozduğu gözlemini de notlarına ekleyen babam, Afrika'nın kuzeyinden geçerken Cezayir ve İspanya'daki çiftçileri güverteden seyrettiklerini Cebelitarık boğazından geçerken Malta adasını gördüklerini ve sonrasında Atlantik sularında vapurları seyrederken havanın da gittikçe soğuduğunu güvertedeki eşyaların ise içeriye taşıdıklarını yazmıştır. Takvimdeki yılın 1946 'ya ulaşmış olduğunu ayrıca bizlere notlarında hatırlatmıştır.
Zaman mevhumu olmadan yıllarını eğitimde geçirenlerin hakiki yaşanmışlıkların ve bizlere bıraktığı anılarında, geçmişlerinde yetiştirdikleri çok insanın, öğretmenin ve meslek sahibi olan kişilere rastlamak onların mazilerindeki hatıralarını bu günlere taşıyan kişilerden 'babanızı tanıyorduk' ifadesini duymak evlatları memnun edendir.
Aileye saygı olduğu müddet, kişilerin özgüveninin kaynağının bilincinin çevreye pozitif yansıyacağı gerçeği vardır. Kendisi ile barışık olmak güzel bir meziyet olup duamız her insanın bu yeteneğe sahip olmasıdır.


Bu haber 835 defa okunmuştur

:

:

:

: