Kıbrıs gazıyla ilgili tartışmalar ve KKTC siyasetinin gündemi

Memleket adına onca sorun varken, günlük dedikodulara devam.
Memleket adına onca sorun varken, günlük dedikodulara devam.

Saçma ve gereksiz gündemlerle zaman geçiyor.

Sırf iç siyaset ve bir sonraki seçimde oy artırma kaygısı, ülkenin ileriye gitmesine yardımcı olacak hiçbir adım yok.

'Kıbrıs gazıyla ilgili süre giden tartışmalar nedir?

Kıbrıs adasındaki doğalgaz kaynakları uzun zamandır Güney Kıbrıs ve Türkiye arasında tartışmaların yaşanmasına yol açıyor.

Türkiye, uzun zamandır Güney Kıbrıs'ın 'münhasır ekonomik bölge' olarak ilan ettiği alanda Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkeri'nin de hakkı olduğunu savunuyor.

O yüzden yapılacak herhangi bir doğalgaz sondaj çalışmasının Türkiye onayı olmadan gerçekleştirilemeyeceğini belirtiyor.

Bu yüzden Güney Kıbrıs'ın gerçekleştirmek istediği sondaj çalışmaları ile ilgili uzun yıllardır taraflar arasında atışmalar yaşanıyor.

Türkiye, barış görüşmeleri sona erdirilmeden Güney Kıbrıs'ın sondaj çalışmalarına başlamamasından yana.

Kuzey Kıbrıs lideri Mustafa Akıncı ise Akdeniz'deki gaz kaynaklarının barışın sağlanması için büyük bir aracı olabileceği görüşünde olduğunu dile getirmişti.

Akıncı, doğal gaz kaynaklarının hem Türkiye, İsrail ve Güney Kıbrıs arasında barışı sağlayabileceğini, hem de Ada'da barışın kurulması için aracı olabileceğini aktarmıştı.



Kıbrıs ile ilgili yürütülen bir başka gaz tartışması ise Türkiye'nin İsrail'deki Leviathan gaz sahasından taşımak istediği gaz ile ilgili olarak sürüyor.

Türkiye-İsrail boru hattı için en elverişli rota Güney Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinden geçiyor.

Güney Kıbrıs projede olmayı reddettiği için Türkiye'nin bölgeden boru hattını nasıl geçireceği bilinmiyor.

Genel olarak Akdeniz'deki gaz kaynaklarında Güney Kıbrıs, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin ve Mısır gibi ülkeler hak iddia ediyor.'

BBC Türkçe de yer alan bir haberin, bir bölümüydü bu.

Bu konunun tartışılması gereken birkaç tarafı var.

Kıbrıs adasının, Kıbrıslı Türklerin, en başta Türkiye için önemi.

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyetinin garantörü olarak bu hakları kullanıyor.

Yani sadece Kıbrıslı Türkler, Türkiye'ye ihtiyaçlı değil, Türkiye'nin en başta Akdeniz de ki çıkarları için bu halk öneme sahip.

Bu anlamda karşılıklı ilişkiler çıkar odaklı geliştirilmeli, nasıl ki Kıbrıslı Türkler için Türkiye önemli, Türkiye içinde Kıbrıslı Türkler önemlidir.

Ve her iki ülke, sırf yöneticilerinden ibaret değil.

Yöneticiler gelir geçer, kalıcı olan ülkeler ve halklardır.

Bildik sığ tartışmalar, Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin yıllardan süre gelen ilişkilerini küçümseme, hep belli odak ve bakış açısıyla 'muhtaç- el avuç açan' noktadan uzak birliktelik ve çıkar ortaklığı ile olduğunu anlayamama.

Bunu en başta iki ülke içinde kavrayamama kargaşası var.

Burada yaşayan insanlar, bu ülke ve coğrafyada var olan hakları için yıllarca mücadele etti, Türkiye bu haklı mücadeleye ortak oldu, kendi haklarıyla yan yana savundu.

Bu savunma ile gerginliği artırıcı adımları atmaktan çekinmedi, bizde ise bu konu maalesef geçiştiriliyor.

Cumhurbaşkanı, Mecliste temsil edilen siyasi partilerle son gelişmeleri değerlendirecek.

Önemli bir adımdır ve ortak hareket kaçınılmazdır.

Bu kadar zaman kaybı yeter.

KKTC'de yaşayan insanlar arasında kutuplaştırılmaya harcanan enerji, ülkenin sorunlarına harcansa çok farklı bir ülke yaratılabilirdi.

Genel olarak, Kıbrıs adasında gerginlik yerine ortak kazançlar için çaba harcansa, adanın kaynakları hem Kıbrıslı Türk, hem de Kıbrıslı Rumlar için bambaşka bir ülke yaratabilir.

Doğalgaz ve enerji konusu, hiçbir tarafın tek başına sahipliğiyle çözülecek bir mesele değil.

Tartışmalı yaşanan bu ortamdan kazanan olmayacak, tam tersi 'gerginlik' kazanan tek taraf olacak.

Konunun diğer tüm konular gibi müzakere sürecine dâhil edilmesi ve ayrı bir başlık olarak tartışılması en akıllıca olanıydı.

Bugüne kadar olmadı, bundan sonra olur mu?

Bu gelişmeler uzlaşı noktasına gelmezse olmaz.

Böyle bir durumda da kimseye, hiçbir tarafa fayda sağlamayacak.

Aksi tüm taraflar kaybedecek.


Bu haber 665 defa okunmuştur

:

:

:

: