Böyle bahar mı olur?

Eylül ayı hüzünlüdür, sonbaharın habercisidir.
Eylül ayı hüzünlüdür, sonbaharın habercisidir.

Yapraklar dökülür, her gönül, her kalp hüznü, yorgunluğu yaşar.

Genel olarak kış ayları, yalnızlık, mutsuzluk, sessizlik, kasvetle anılır.

Hava erken kararır, soğuktur, bizim memlekete düştüğü kadar yağmuru vardır.

Tabi ki hayattır ve hepsi yaşamın, hayatın içindedir.

Kış ayının özelleri vardır, erkenden eve kapanmak, dışarda yağan yağmur, ve soğuğa inat ev ortamı, sıcak salonda sohbet ve kahve keyfi bir başkadır.

Bazı insanlar kış ayını ve getirdiklerini sever, özler, tercih eder.

Eylül tüm bunların sözcüsüdür.

Oysa mart öyle midir?

Belki de en şımarık mevsimin, en şımarık ayıdır mart.

Mart ayı bahar, neşe, enerji, mutluluk, yenilenme hareket demektir.

Yaz ayının müjdecisidir, mart ayı.

En sevdiğimdir, elbette mart soğuğu diye birşey de vardır.

Tutarsız, dengesiz, dedim ya şımarık bir mevsimin, şımarık ayıdır mart.

Ama olsun, baharın gelmesi de bence yeterlidir.

Bu memleketin güzelliğini, değerini anlamanın en öğretici zamanlarını yaşamaya başlıyoruz.

Bu zamanları doyasıya yaşamamışsan, içine çeke çeke, hissede hissede tatmamışsan, bu memlekette olmuşsun ama farkına varmamışsın.

Uzanmadıysan otlara, ovalara, dağlara, tepelere.

Doğayı dinlemediysen, kuş seslerini, rüzgarı, rengarenk günün cümbüşünü.

Yeşili, maviyi, sarıyı, doğadaki uyumu, hayatın bir bütün içinde sunduğu senfoniyi.

Uzandığın yerden, gökyüzüne bakmamışsan, saatlerce dinlenmemiş, dinlememiş, için kıpır kıpır olmamışsa bu memlekettesin ama bu memleketin tadını almamışsın.

Mart ayına da geldik, bahar gelmiş memlekete.

Nasıl bir bahardır bu?

Başka bir coğrafyadan, başka bir kültürden, bir kadın, bir erkeğin cinsel ihtiyacını karşılarken, yitip gitmiş baharı görmeden, üstelik benim memleketimde.

Genç bir çocuk, çok uzaklardan Üniversite okumaya gelmiş ülkeme.

Diplomasını alıp gidecek, kendi ülkesinin baharında tutunacak hayata.

Dövülerek can vermiş, memleketimin baharını görmeden, nasıl anlatmıştı babası acısını;

'Sebep ne olursa olsun kimse öldürülmeyi hak etmez'.

Çalışmaya gelmiş bir başkası, daha günleri doldurmadan, koymuşlar bir makinanın üstüne.

Adına iş kazası dedikleri, amansız bir canavarın kurbanı olmuş.

Yürüyerek gelmişler, tabutlar içinde gitmişler.

Yurdundan, evinden, ailesinden, gelecekten, umutlardan, kendi elinde olmadan vazgeçmişler.

En acısı, geride onlar gibi yüzlercesi var.

Bahar gelmiş memleketime, yaşama sevinci dolmuş yürekler.

Ömrün baharı gençlik, bir taraf bahara yüz tutmuş, bir tarafı bataklıkta bir ülke.

Bu ülkenin utancı, devletten büyük sektörler, ihtiyaç varsa, denetlenir, adı yasalaştırılır, utanç olmaktan çıkarılır.

Sırf kazandırdıkları paraysa önemli olan, sırf devletin kazanç sağlamasıysa öncelik, eksik olsun.

Bahar gelmiş memlekete, ömrünün baharında gidenlere inat.

Nasıl olsa unutulur, ta ki yenileri yaşanana kadar.
Bu haber 634 defa okunmuştur

:

:

:

: