Cüzdanımdaki paranın önemi

Gelirimizi elde ederiz. Başlarız tüketmeye. Ya da varsa bu küresel düzenin hayatımıza işlediği “Çok tüket! ” anlayışını yıkan kimseler işte onlar gelirlerinin bir kısmını da tasarruf ederler. Tasarrufu yakından etkileyen unsur gelir seviyemizdir.
Gelirimizi elde ederiz. Başlarız tüketmeye. Ya da varsa bu küresel düzenin hayatımıza işlediği “Çok tüket! ” anlayışını yıkan kimseler işte onlar gelirlerinin bir kısmını da tasarruf ederler. Tasarrufu yakından etkileyen unsur gelir seviyemizdir. Bunu söylemeden geçemeyeceğim. Gelir arttıkça tasarruflarda artıyor dolayısıyla. Ülke ekonomisini yakından ilgilendiren bu konu ülkeyi de avantajlı duruma getiriyor.

Tasarruf artışı… Peki tasarrufu arttırmak neleri sağlar? Yanlış ama yaygın olan düşünceler hakimdir bu konuda. Tasarruf artarsa bu durum tüketime yansır ve tüketimde azalma yaşanır. Haliyle bu durum ülkenin büyümesini düşürür. O halde kapitalist bir düşünce kaplar beynimizi. Çok tüket! Yanlış efendim. Önümüzde bir çok örnek ülkeler var. Çin, Singapur, Almanya, Kore, Hollanda gibi ülkeler tasarruf oranlarını yüksek tutmuş bununla birlikte yatırım oranları yükselmiş bu yüksek oran ihracat rakamlarına yansımıştır. Büyüme ve istikrar şeklinde de karşımıza çıkmıştır. Bunun yanında tasarruf oranı ülke borcunu da yakından etkilemiyor mu? Şüphesiz! Hem kamu kurum ve kuruluşların tasarrufları hem de hane halkı tasarrufları ülke ekonomisi açısından oldukça önem arz ediyor anlayacağınız. Yalnız şu ayrıntıyı vurgulamam şart; sadece yastık altında tutulan tüketimden arda kalan paradan bahsetmiyorum burada. Kayıt içinde tutulan tasarruflar hedef noktamız.

Annelerimizin mutfak dolabındaki fincanının içinde biriktirdiği paranın maalesef ülke ekonomisi açısından bir etkisi olmuyor. Böyle bir durumda aksine tüketimi de kısmış, ekonomik faaliyeti de sekteye uğratmış oluyoruz. Bu nedenle kayıt içi şart.
Gelelim tasarrufu uygulamaya… Öncelikle “Ben artık tasarruf yapacağım.” fikrine alıştırmanız gerek kendinizi. Bir diyete başlamaya karar verdiğinizde azim ve istek duygusu size nasıl işliyorsa, aynı azim ve istek ile tasarruf yapmaya da karar vermelisiniz. Mutfak masrafından tükettiğiniz enerjiye, hobilerinizden eğlencenize ayırdığınız paraya kadar yapacağınız ufacık tasarruflarla büyük kazançlar elde edebiliriz diye düşünüyorum. Sürekliliğinin olması gerektiğini de unutmamak gerek tabii. Böylece bir de bakmışız ki gönüllü tasarruflarımız yatırımlarımızı finanse ediyor. Çünkü gönüllü tasarruflar eksikliğinde zorunlu tasarruflar devreye sokuluyor ya da kredi olanakları devreye giriyor. Bu nedenle ufak demeyip yapacağımız kayıt içi tasarruflar ülke yatırımı açısından büyük rol oynuyor. Tasarrufları arttırmanın bir diğer sonucu da cari açığın azalmasıdır. Tabii burada iç ve dış tasarruf oranını ayırt etmek önemli. İç tasarruf oranı önem kazanıyor. Fakat başlı başına yeterli midir? Tabii ki hayır. Yüksek teknolojili ürün ihracatının, katma değerli mal ve hizmet üretiminin artması ülke ekonomisinin rotasını bakın nasıl da değiştiriyor. Bunun yanında pazar yapısı ve yönetimi ise tamamlayıcısı olarak ortaya çıkıyor. Etkinlik olmazsa olmaz burada. İthalat maliyetinizi de düşürdüğünüzde rota çok daha farklı yerlere gidebilir. Sonuç olarak, bakın cüzdanınızdaki para nelere kadir!
Bu haber 271 defa okunmuştur

:

:

:

: