Fark yaratan Bakanlar

Yıllarca gözümü kapattık. Hep görmezden geldik ve bu ülkenin tek sorununu Kıbrıs meselesiyle sınırlayarak, çözüm ve çözümsüzlük üzerinden kabullendik.
Yıllarca gözümü kapattık.
Hep görmezden geldik ve bu ülkenin tek sorununu Kıbrıs meselesiyle sınırlayarak, çözüm ve çözümsüzlük üzerinden kabullendik.
Özellikle sağ siyaset, yıllarca sadece çözüm modeli, çözüm karşıtlığı, kurulan bir devlet, KKTC ile her şeyin bittiğini savundu.
Tüm politikasını bunu kökleştirmek için geliştirdi, uyguladı.
Bu durum hala daha böyle, bu anlayış yıllar geçmesine, Kıbrıs sorununun gündemde bile olmamasına rağmen böyle sürüp gidiyor.
Sanki bu ülkenin başka sorunu yok, atılan her adım savunulan her görüş, ülkenin değerlerine saygı için yapılan her savunma, dönüp dolaşıp Rum tarafıyla bağlanıyor.
Gerçekten çok ilginç, gözün önünde o kadar vahimlikler yaşanıyor, ama tek konu müzakerelerin başla ihtimali, KKTC'nin geleceği, müzakere masasında oturacak olanların yapması muhtemel hatalar.
Yıllar bu çerçevede geçti, esas tehlike ve sorun görmezden gelindi.
Çok büyük hatalar yapıldı, devlet, devlet gibi yönetilmedi, kurulmakla yetinildi.
KKTC'ye karşı tek tehdit Rum tarafı diye geliştirilen siyaset, iç tehlikeleri, iç tehlikeleri büyüten, dış kaynaklı gelişmeleri hep sumen altı etti.
Söylediğim gibi bu anlayış hala aynı.
Bu ülkenin sokakları, köyleri, şehirleri, kültürü, dili, maneviyatı, hoşgörüsü tehdit altında, hatta bazı şeyler için geç bile kalınmış.
Yöneticilere çok önemli görev ve sorumluluklar düşüyor.
Özellikle bugün için beklentileri yükselten, yükseltmeye devam eden dörtlü koalisyona.
Yoksa tamamen sığlıktan çıkamayan sağ siyasetten, böyle bir iktidar hükümetinin kırk yıllık anlayışından, daha farklı bir şey beklenmez.
Bu ülkeyi gerçekten seven, bu devleti gerçekten yüceltmek isteyen, insanlara otoriteyi, o güveni vermek isteyen bir anlayış en başta bu ülkenin kaynaklarını korumakla görevli.
Başbakan Tufan Erhürman;
'Yolsuzluk dosyalarının akıbetini ortaya çıkarmayı taahhüt ettik, bunu yapıyoruz' diyerek kırk kusur dosyayı açıkladı.
Açıklamakla bitmez, mutlaka ama mutlaka, ucu kime giderse gitsin, gerekenler yapılmalı ve bu ülkenin kara lekesi olan bu konular temizlenmeli.
Başta Sayıştay, Başsavcılık ve elbette polis kurumu görevini tam anlamıyla yapabilecek konuma getirilmeli, bunun için bedel ne ise göze alınmalı.
Hükümetin genel olarak bu yönde iradesi olduğuna inanıyorum.
Kabinede fark yaratan birkaç isim var.
Çalışma Bakanı Zeki Çeler, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan.
Maliye Bakanı Serdar Denktaş ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu zaten önceki hükümet döneminden kaldıkları görevlere devam ediyorlar.
Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, tamamen Kıbrıs konusunda aktör.
Türk Dışişleri ile aynı eksende, bir önceki Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile benzer söylemleri daha ılımlı şekilde dile getiriyor.
Güneyden gelen yardım malzemelerine KKTC sınır kapılarında uygulanan vergi olayı ve ibadet özgürlüğü ile ilgili henüz adım yok.
Kudret hoca hedefi ortaya koymuş.
Hedef Cumhurbaşkanlığı seçimi.
Kabine içinde daha geri planda kalan Sağlık Bakanı Filiz Besim ve Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit.
Eğitim ve sağlık;
Vatandaşın en sıkıntılı, reformların, yenilenmenin, düzenin ve istikrarlı bir sistemin en çok beklendiği iki alan.
Daha geç olmadan, eğitimde gidilen sıkıntılı ve tehlikeli yol daha da çıkmaza girmeden el atılması şart.
Yıllar yanlışlarla, tehlikeleri büyüttü.
Daha fazlasına ne zaman, ne de ortam müsait.

Bu haber 714 defa okunmuştur

:

:

:

: