Vitrin önü hikayeleri

Sevgili Zeynep Yenen, 2015'te Bence Kitap'tan yayınlanan ilk kitabınız ' Adam Vitrinin Önünde Duruyordu' dan sonra 2016 da Harf Yayınları'ndan ' Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu ' ve 2017 de ' Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu' isimli öykü kitaplarınız çıktı.
Sevgili Zeynep Yenen, 2015'te Bence Kitap'tan yayınlanan ilk kitabınız ' Adam Vitrinin Önünde Duruyordu' dan sonra 2016 da Harf Yayınları'ndan ' Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu ' ve 2017 de ' Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu' isimli öykü kitaplarınız çıktı.

Okuyucuları sıkmadan, akıcı bir üslupla kendine bağlayan yüz öykünün her biri, aynı başlangıç paragrafıyla konuya giriş yapsa da, işlenen karakterler, zaman ve konumların hepsi birbirinden çok farklılıklar gösteriyor.

Her öykünün aynı paragrafla başlaması ve farklı hayatlara akışı ilginç ve bütünlük sağlayıcı. Bu metodun bir adı veya nedeni var mı?

• Bunun bir metod olduğunu düşünmedim hiç. Kurgumun bir parçasıydı. Bundan otuz yıl önce nişan törenim için almak isteyip ayırttığım elbisemi, yaşlı bir beyefendi kimseye denettirmeden, kapora verilmiş olmasına karşın ısrar ederek satın almıştı. Bu olay beni o elbisenin pek çok farklı nedenlerle satın alınabileceği düşüncesine götürdü. Hemen o gece bu konuda dört farklı öykü yazdım. Sonra bunların sayısı zaman içinde artarak aynı paragrafla başlayan ama öznesi adam, kadın ve çocuk olarak değişen yüz öykü oluştu.

• Sözünü ettiğiniz paragrafı okuyucularımız da öğrensin isterseniz.

Paragraf ; 'Adam (Kadın/Çocuk) vitrinin önünde duruyordu. Birbirinden şık kıyafetlerden birini beğenmiş olacak ki cama iyice yaklaştı. Evet, şu kırmızı-siyahlı olan tam istediği gibiydi. Elini cebine attı.' diye başlıyor ama olay farklı sonlara gidiyor.

Öykülerinizde çıkış noktanız nedir?
Mitolojik ve tarihsel unsurlar, toplumsal eleştiri, fantastik öğeler, beklenmeyen sonlar ve gazete haberleri öykülerinizde yer alıyor. Bunları o vitrinin önüne getirmekte zorlanıyor musunuz?

• Bu konuları o vitrinle bağdaştırmakta zorlanmıyorum. Çünkü o vitrin hayatımızın vitrini, biz orada dururken olaylar önümüzden akıp gidiyor. Zorlandığım konu başlangıçta kullandığım paragrafı sonraki kitapta sadece öznesini değiştirerek kullanmak oldu. 'Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu...' da kadınların ellerini ceplerine atmaları konusunda zorlandım. Çünkü biz kadınlar paramızı, cüzdanımızı ve telefon gibi eşyalarımızı ceplerimizde değil de çantamızda taşırız genellikle. Ama asıl 'Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu...' yu yazarken zorlandım, paragrafta özne dışında başka bir değişiklik yapmamak için. Çünkü öykünün akışı içinde 'çocuk vitrinin önünde kırmızı elbiseye neden bakar?', 'satın alma gücü olmayan bir çocuk elini cebine atınca eline ne gelir?' gibi soruları yanıtlamam gerekiyordu. O yüzden çocuğun cebine bazen bir şeker, bazen emzik, bazen ufak bir kağıda yazılmış bir not, bazen de telefon gibi unsurlar yerleştirdim. Umarım başarabilmişimdir.
Tüm kitaplarınızı okumuş biri olarak
gerçekten çok başarılı olduğunuzu belirmeliyim. Sade, akıcı ve beklenmedik konularla okuyucuyu şaşırtmayı beceriyorsunuz. Üstelik hepsi de son derece güncel konular...

Öykülerinizde yaşadığımız tarihsel süreçte savaş, terör, göç, sığınmacılar gibi meseleler gerçekçi bir yaklaşımla ele alınmış. Bu temaları öncelemeniz yazarın toplumsal sorumluluğundan mı ileri geliyor?

• Yazarın tarihe tanıklığı bence çok önemli. Hareketli bir coğrafyada yaşadığımız için, duygularımızı etkileyen her şey öyküye konu olabiliyor. Bence yazar toplumsal olaylara duyarlı olmalı. Ne hissediyorsak onu yazıyoruz. Bazen bir başkasının penceresinden bakarak hissettiklerimiz de artık bizim bir parçamız oluyor. O yüzden bir göçmenin sıkıntılarını televizyondan izlemek yorucu olabiliyorken, yazıya dökmek yürek çöküntüsünü azaltıveriyor. Bir dostun omzunda ağlamak gibi.

Harikasınız... En karamsar olaylara bile kattığınız ince esprili nüanslarla, okuyucunun acılara gülümseyerek bakmasını başarıyorsunuz.

Kısaca yaşam size ne ifade ediyor, felsefeniz yazılarınızdaki gibi güldürerek düşündürmek diyebilir miyiz?

• Hayat gülümsemeyi gerektirir. Keşke her zaman gülümseyecek şeyler bulabilsek. Her öykümde gülümsetmeyi başaramıyorum. Bunu da amaçlamıyorum. Ama çok sevdiğim bir dostumun önerisi üzerine hikayelerin arasına esprili, komik hikayeler de sıkıştırdım.

Diş Hekimliği mi, yazarlık mı dersem cevabınız ne olurdu? Bu gün size bir şans daha verilseydi eğer, iş yaşamına aynı yolları izleyerek mi başlayıp devam etmek isterdiniz yoksa güzel sanatların bir kolunda eğitim görerek duygu yoğunluklu bir hayatı mı tercih ederdiniz? Bu soruyu, seçimlerini yapacak olan yolun başındaki gençler adına, önce meslek sonra sanatsal uğraşılar diyen ailelere, tecrübelerinizin yol göstereceğine inanarak soruyorum.

• İkisini birden seçme şansım var mı? Otuz yıldır ara ara yazarak mesleğimi severek yaptığıma inandığım gibi, mesleğim gereği insanla birebir iletişimde olmamın da yazma açısından beni beslediğini düşünüyorum. Her insan ayrı bir evren. O evrenler cümlelere, hikayelere romanlara dönüşüyor. Yani ikisinin bir arada olmasını seviyorum ve seçemiyorum birinden birini. Tabii ki sanat eğitimini almış olarak edebiyat dünyasının içinde olmak büyük bir şans olurdu, gıpta ettiğim birşey ama çoğumuz bu şansa sahip olamıyoruz.

Kantara Kalesi, radyasyon taramaları olan serüven ve annesiyle babası arasında kalıp cemile çiçeğini ( begonvil) özleyen çocuk öykülerinizde Kıbrıs motifleri geçiyor. Karakter Belgesi, cemile, molehiya sözcükleri Kıbrıs dışındaki okuyucularınız tarafından merak edildi mi?

• Yazdıklarımız yaşadıklarımızdan etkileniyor. Tamamen kurmaca bir öykü bile yazsak öykü kişisi ile ister istemez bir noktada birleşiyoruz. Öyküyü işlerken kendimizden gerçekler katıyoruz. Sevdiğimiz ve özlediğimiz unsurlarla genişletip besliyoruz. Bu unsurlar öyküye kendiliinden döküldüler. Kıbrıs dışındaki okuyucuların bazıları Karakter Belgesi'ni ilk kez duyduklarını belirttiler. Cemile de Kıbrıs dışında bu isimle çok bilinen bir bitki değil. Evet genel olarak merak edildi.

Gelecek öykülerinizi ve kitaplarınızı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Çalışmalarınızda başarılarınızın devamını diliyorum, benimle görüşlerinizi paylaştığınız için de ayrıca çok teşekkürler!

• Ben de emeğiniz ve sorularınız için çok teşekkür ediyorum.



Bu haber 283 defa okunmuştur

:

:

:

: