Cübbeli Ahmet ve 'Allah ile Aldatmak'

'Kur'an, 'Allah ile aldatılmayın!' ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.
'Kur'an, 'Allah ile aldatılmayın!' ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.
Allah ile aldatmanın rantından, en büyük terör örgütleri bile yararlanıyor.
PKK'nın başı, yandaşlarına şu talimatı veriyor, 'Peygamberler şerhi Urfa'ya ilahiyat akademisi kurun!'
Allah ile aldatmak, dini çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur.
İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı.
Onun dini, imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.
Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir 'tahakküm teolojisi' oluşturmuşlardır.
Türkiye'de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.
Bu bir Haçlı-İngiliz siyasetidir.
Atatürk bu şeytani siyaseti ta 1920'de Müslüman dünyaya tanıtıyor.
İngilizlerin siyasetinin 'İslam'ı, İslam'la yok etme siyaseti' olduğunu ilan ediyor.
Allah ile aldatma zulmünün en ağırları kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir.
Türkiye'de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır.
Türkiye'de sosyal devleti çöküşün eşiğine getiren sebeplerin başında Allah ile aldatanların yarattığı 'sadaka kültürü' ve bu kültürün yarattığı 'sömürü merhametçiliği' gelmektedir.
Sivas'ta ülkemizin nice aydını Allah adına diri diri yakılıyor.
Allah adına ortaya çıkan dinci gazetelerde her gün İnsanlara yalan, İftira, kin ve nefret kusuluyor.
Yakası açılmadık küfürler acımasızca yağdırılıyor.
İnsanlar, öldürülmeleri İçin hedef gösteriliyor. Allah adına cinayet teşvikçiliği yapılıyor. Yalancı, yüzsüz, riyakâr, dedikoducu, karanlık suratlı bir yığın adam bir araya gelmiş Allah adına sövüyor, İftira yağdırıyor.
Laikliğe saldırıyı emperyalizmin haçlı kurmayları kotarıyor.
Müslüman burada sadece taşeronluk yapmaktadır.
Türkiye'yi Allah ile aldatma zehrinin panzehiri ancak İslam'ın gerçeği içinden çıkarılabilir.'
Bu anlatılanlar;
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün, 'Allah ile Aldatmak' kitabının bir bölümünden alıntıdır.
Ve büyük Atatürk;
'Efendiler ve ey ulus, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır.'
Büyük Atatürk, yüz yıl önce bunu düşünmüş, hedef koymuş anlatmış.
Bugüne geldiğimizde ne kadar acıdır ki din unsurunu, bir ilim, bilim ve uygarlık yoluna değil, baskı yoluna çevirmişler.
Bu çevriliş yıllardır devam ediyor.
Elbette bizde nasibimizi alıyoruz;
'Din İşleri Dairesi izin verdi. Cübbeli Ahmet Hoca tarikatı Kıbrıs'ta hutbe veriyor.
Kuzey Kıbrıs'ta bulunan önemli camilerde Türkiye'deki Cübbeli Ahmet Hoca tarikatına mensup kişiler tarafından, Din İşleri Dairesi izniyle hutbe veriyor, Kıbrıs'ta yapılanmaya gidiyor.'
Bir bu eksikti, maneviyat, din sömürüsü bitti, sıra tarikatlara geldi.
Diyeceksiniz ki, çok daha vahimi, başkaları da yıllardır, bu uygulamanın içinde.
Biliniyor da neden müdahale eden yok?
Devlet sadece makamlardan mı oluşur?
Devlet din eğitimini, bilimle, ilimle, uygarlıkla öğretmiyor mu?
Tarikatçılığın, cemaatçiliğin, devlete nasıl sızdığını, neler yaptığını yakın zamanda Türkiye'de görmedik mi?
Yazık, millet uzaya araba götürüyor, biz hala nelerle uğraşıyoruz.

Bu haber 642 defa okunmuştur

:

:

:

: