Isıtıp ısıtıp eski yemeği önümüze getirmeyin

ABD Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı Wess Mitchell dün önce Güney’i ardından da Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı ziyaret etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı Wess Mitchell dün önce Güney’i ardından da Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı ziyaret etti.
Rum basını yaptığı haberlerde bu ziyarete Anastasiadis tarafından büyük umut bağlandığının işaretlerini veriyordu. Gazeteler, “Mitchell’in gelişi Anastasiadis ve Akıncı arasında sosyal görüşme için köprü olabilir” yorumunda bulundu.
Ancak öyle olmadı.
Cumhurbaşkanı Akıncı, ABD’li Bakan Yardımcısı Mitchell ile yaptığı görüşmenin ardından liderler yemeği için şu yorumda bulundu:
“Bizin reddettiğimiz bir durum yok. Eğer tutumlarda bir farklılaşma olmazsa kendimizi yeniden başlamadan bitecek bir sürecin içinde bulmak istemeyiz.”
Yani kısaca Akıncı şu mesajı veriyordu: Isıtıp ısıtıp eski yemeği bizim önümüze getirmeyin. Bu yemek bize dokunuyor. Yeniden yemek yapılmazsa, o masaya oturmayız.
Rumlar tabi eski yemeğin, yani Crans Montana’da süreci tıkadıkları noktanın peşindeler.
Neydi o nokta: “Sıfır asker, sıfır garanti…”
Rumlar o noktadan başlayalım diyor. İyi ama o nokta zaten masanın dağıldığı nokta değil miydi?
İşte Cumhurbaşkanı Akıncı, “tutumlarda bir farklılaşma olmazsa bir araya gelemeyiz” derken, bu noktaya işaret ediyor.
Üstelik ABD’li konuğu ile yaptığı basın toplantısında Akıncı çok önemli bir noktaya daha işaret etti.
“Rum tarafının en temel sorunu Kıbrıs’ı ve şimdi de denizlerini sadece kendilerine ait görmeleri. Bu konuları Kıbrıslı Türklerle paylaşmayı bırakınız, konuşmaya bile yanaşmamaları” diyen Akıncı, acı gerçeği bir kez daha itiraf etti.
Rumlar bu adada kendilerini ev sahibi, bizi de kiracı olarak gördükleri sürece bu yaklaşım ne yazık ki değişmeyecek.
Her fırsatta dile getirilen “anlayış değişmeli” sözüyle kastedilmek istenen de zaten budur.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mitchell ise ABD’nin Kıbrıs’a olan ilgisinin ilerleyen günlerde artarak devam edeceğini söyledi.
Bu bizim için elbette sürpriz olmadı. Zira dünya üzerinde nerede doğal kaynak, petrol, doğal gaz gibi zenginlikler varsa ABD’nin oraya ilgisi olur.
Zaten Ortadoğu ile o kadar yakın ilgililer ki ne yazık ki coğrafya bataklığa döndü. Yıllardır kandan, barut kokusundan geçilmiyor.
Şimdi de Kıbrıs ile ilgili olacaklarını söylemeleri insanın tüylerini diken diken ediyor.
Özellikte doğal gaz konusunda Rusya’nın Avrupa’daki üstünlüğüne son verecek kaynakların burada olması, ABD’nin iştahını hiç şüphesiz daha da kabartıyor.
O yüzden, “bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü” demeyin.
Exxon Mobil’in 10. Parseldeki sondaj faaliyetleriyle bu gerçek zaten belli.
Tabi bu arada Türkiye ile Ortadoğu’daki karşılaşmasında boyunun ölçüsünü alan Washington yönetimi, bu kez yoğurdu üfleyerek yiyor.
“Çözüm”, buradaki doğal kaynaklarla ilgili ABD rüyasının garantisi. Ya da en azından çözüm olmasa da çözer gibi görüntü verilmesi.
Yani yarım asırlık tiyatronun tekrarı.
Tabi bu tiyatro esnasında da Rumların doğal gaz sondajlarını rahat rahat yapmalarına fırsat yaratılması hedefleniyor.
Ancak Ankara bu oyuna gelmez. Cumhurbaşkanı Akıncı da bu oyunun farkında ki boşu boşuna yapılacak görüşmelerden ziyade, artık sonuç alıcı adımların atılmasını istiyor.
Tabi sonuç almaya niyetleri varsa…
Ben bu niyetin olduğunu hiç sanmıyorum…




Bu haber 258 defa okunmuştur

:

:

:

: