Kardan adamlarla kardan kadınların aşkı

Bu pazar konumuz aldatmak ve aldanmak üzerine… Kimi aldatırız en çok? Ya da kim bizi aldatır?
Bu pazar konumuz aldatmak ve aldanmak üzerine…
Kimi aldatırız en çok? Ya da kim bizi aldatır?
Sanıyorum en çok sevdiklerimize aldanırız. Çünkü onlara duyduğumuz güven gerçeği görmememizi engeller.
En çok da kendimizi aldatırız. Bazen bilerek aldanırız, bazen bilip de bilmiyormuş gibi yaparız. Çünkü o sırada sadece yaşadığımız o ana inanırız. Gerçeğimizin bir tek yaşadığımız o an olduğunu düşünürüz.
Nasıl aldatırız?
Bazen kendimize söylediğimiz yalanlarla, bazense başkalarına söylediğimiz yalanlarla aldatırız.
Değişmeyen tek gerçek ise aslında aldanan da aldatan da kendimiz olduğumuzdur.
Umutlarımıza verdiğimiz bir geçittir belki de bizi aldatan…
Ya da yaşamın zorlukları karşısında kolaycılığın getirdiği bir hayal dünyasıdır belki de aldanmamıza yol açan…
Aşkta da anlatır, evliliklerde insan bazen… Peki neden aldatır?
Erich Fromm Sevme Sanatı adlı kitabında şöyle diyor:
“İnsan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz. Aldatmaz ve ağlatmaz. Çünkü aldatmak insan onuruna; ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.”
Müthiş bir söz. İnsan seviyorsa aldatmamalı ama daha önemlisi bence geride bıraktıklarını ağlatmamalı.
Aldatanların affedildiği çok olmuştur ama ağlatanları affetmek çok daha zordur.
Çünkü geride bıraktığınız gözü yaşlı insanın ahı, evrende bir yerde durur. Günün sonunda sizi hayatınızın olmadık bir yerinde mutlaka bulur.
Aldatmak ve aldanmak üzerine konu açışımızın nedeni, Türkiye’de büyük bir skandala yol açan Çiftlikbank rezaletinin her an burada da patlama ihtimali.
Çünkü uzmanlara göre bu tür “Saadet Zinciri” skandallarında merkez olarak Kıbrıs tercih ediliyor.
Kıbrıs’ta bilişim suçlarıyla ilgili bir yasanın henüz mevcut olmaması bu tür faaliyetlerin Kuzey Kıbrıs’ta çok kolay yaygınlaşması ve zemin bulmasına olanak sağlıyor.
Yani aldatmaya da aldanmaya da yasal nedenlerden dolayı oldukça teşneyiz.
Çünkü insanlar emek vermeden kazanmanın peşinden koşuyor.
Fakat hiçbir kazancın emeksiz olamayacağını ancak acı tecrübelerle anlıyoruz.
Sadece toplumsal hayatımızda değil, ikili ilişkilerde de emeksiz sevgilerin, emeksiz “büyük aşk”ların peşinden koşuluyor.
Günün sonunda ise koca bir hayal kırıklığı yaşanıyor.
Ne demişti Türkan Sultan, Yeşilçam’ın efsane filmi Selvi Boylum Al Yazmalım’da…
“Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti…”
Emeksiz sevgi peşinden koşanların kulağına küpe olsun…
Emeksiz sevgi, güneş çıkınca eriyen kara benzer…
Kardan adam ve kardan kadınların aşkı da ancak güneş çıkana kadar sürer…
Bu haber 171 defa okunmuştur

:

:

:

: