Parti siyasetlerinin inkarları

Önceki yazılarımda Kıbrıs’taki geçmiş gerilimler ve bugünkü çıkmaz ile ilgili olarak KKTC ve TC kaynaklı bazı temel saptırmaları sorguladık.
Önceki yazılarımda Kıbrıs’taki geçmiş gerilimler ve bugünkü çıkmaz ile ilgili olarak KKTC ve TC kaynaklı bazı temel saptırmaları sorguladık. (http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=264179 ve http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=264044)
DÜNYA BİZE HAKSIZLIK MI YAPIYOR YOKSA BİZ Mİ DÜNYAYLA DALGA GEÇİYORUZ KARAR SİZİN.
Bugünkü yazıda da muhtemel anlaşmadan doğacak sözde kötülükleri çerçeveleyelim. Evet, gerek önceki iki yazımda gerek bu günkü yazıdaki sıraladıklarımdan dolayı doğrudan veya dolaylı olarak yorum, eleştiri ve inkarlar gırla, İlk yazımdaki beyanımı tekrar ediyorum. Bu yazdıklarımın doğru olmadığının teyidini belgelerle açığa çıkaracak olanlara çok teşekkür ederek saygı duyacağım. Ama ucuz iç siyaset kalıpları yetmez!
.
‘’Oluşturucu Türk Federal Devlet’inin verdiği vatandaşlık hakkı iptal edilecek.
Rum mülklerinde oturanlar sokağa atılacaklar.’’ Aslında ancak bir çözümden sonra, bugünkü yeni KKTC vatandaşlıkları hukuki geçerlilik kazanacak, Federal Kıbrıs vatandaşlığına dönüşecekler. Yeter ki 2014 yılından sonraki şüpheli vatandaşlık sayıları ve KKTC’nin kendi yasalarına aykırı olan vatandaşlıklar giderek bir planlı nüfus ve demografik değişim şekline dönmesin.
‘’TC’nin ada üzerinde talep edeceği Garantörlük hakkı Kıbrıs Türk halkının güvenliği içindir, elzem ve yeterlidir. Kıbrıs Rumlarının büyük çoğunluğu ENOSİS ister ve Kıbrıslı Türk düşmanlarıdır.’’ Yok canım, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların en fazla ihtiyaçları olan huzurun güvencesi ancak herhangi bir gerilime anında müdahale edecek tarafsız bir yargı sistemidir. Böylelikle 1963 teki gibi birkaç silahlı militanın veya gaspçının başlattığı gerilim iki toplumun huzurunu bozmasına fırsat verilmez ve ayrıca buna teşebbüs edenler yasalar gereği cezalandırılırlar.
Yunanistan’ın adaya müdahale ile Kıbrıs Cumhuriyetini sekteye uğratması, Türkiye’nin askeri operasyonlar ile ada topraklarında farklı yönetimler yaratması zaten müdahale hakkı veren garantörlük sistemlerinin hiç de etkin olmadığını göstermiştir.
‘’Vakıf mülklerini veya herhangi bir özel mülkü Oluşturucu Rum Federal Devleti (ORFD) sınırları içinde bırakmak, o mülklerin mülkiyetinden Rumlar adına feragat etmektir.
KKTC ER GEÇ TANINACAK.’’
1974 ürünü ve olgusu olan şahıs, kurum ve kesimler, yaşadıkları mitleri kaybetmekten ölümüne korkuyorlar.
Cumhurbaşkanlarımızdan tutun da siyasi partilerimize, meslek örgütlerimize, 74 sonrası haksız zenginleşen kişi ve kurumlar bu yalanların, mitlerin, geleceğe fal bakmaların nerede ise gerçekler olarak algılanması için çok direniyorlar.
Sözde yazar, araştırmacı ve tarihçiler hepimizin kaynaklarını kullanarak sayısız yazı, kitap ve saire ile bir sis dumanı yaratıp, özellikle yeni nesillerin ve yeni vatandaşların tarihi ve güncel gerçekleri görmelerini engelliyorlar.
Eksiklerim de var ama bu kadarı olsun kayda geçirmenin belki insanlarımıza faydası olur.
Kıbrıs Rumları da bir sürü şehir efsaneleri, siyasetçilerin yönlendirmeleri, Kilisenin kehanetleri gözü ile bakıyorlar Kıbrıs Konusuna.
Türkiye insanı da, ha keza, 50 yıldır iç ve dış politikalarda hiç de inanmadıkları onlarca siyasetçinin Kıbrıs ile ilgili anlattıklarına inatla inanmaktalar.
Medya ve kanallarda bilgi yerine görüşleri ve mitleri gerçekmiş gibi sunan yorumcu ve siyasiler bir yandan, sosyal medyayı saptırma enstrümanı olarak kullananlar diğer yandan, tarihi, hukuku, uluslararası sözleşmeleri, 1964-2017 Kıbrıs Görüşmeleri rapor ve kayıtlarını ya hiçe sayan ya da tersinden yorumlayan bir dünya insan gerçeklerden veba gibi kaçarak nereye koşuyorlar?

EĞER GÖRÜŞLER, ALDATMACALAR, GÖLGELEMELER İLE BİLGİLERİ BİRİ BİRİNDEN AYIRT EDEMEZSEK, GİDEREK TOTALİTER ÜLKELERDEKİ GİBİ PROPAGANDA MAKİNELERİNİN ÇİĞNEYİP, YOĞURUP, KÖRLEŞTİRİP ACİZ BIRAKTIĞI TOPLUMLAR GİBİ YOK OLACAĞIZ.

Bu haber 327 defa okunmuştur

:

:

:

: