Fırsat eşitliğini tesis etmek devletin sorumluluğudur

Bireyler doğarken yasalar önünde eşit olarak doğarlar. Fakat birçok yönden eşitsizlik içinde yaşarlar.
Bireyler doğarken yasalar önünde eşit olarak doğarlar.
Fakat birçok yönden eşitsizlik içinde yaşarlar.
Bu eşitsizlikler ailenin sosyo-ekonomik durumu, eğitim düzeyi ve bölgeler arası farklılıklardan kaynaklanabilmektedir.
“Fırsat (ya da şans) eşitliği” kavramı, “herhangi bir alandaki bir girişime, bir seçmeye vb. katılanlar arasında eşit koşulların ve olanakların bulunması durumu” olarak tanımlanır.
Eğitimde fırsat eşitliği ise; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde “Her bireyin eğitim görme hakkı vardır” olarak belirtilmiştir. Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de eğitim hakkını güvence altına alır.
Peki bugün ülkemizde bu konuda ki durum nedir?
Yani eğitimde fırsat eşitliği ne durumdadır?
Açıkçası bu noktada sıkıntıların olduğu sır değil.
Kuzey Kıbrıs’ta tam manasıyla eğitimde bir fırsat eşitliğinden söz etmek çok zor.
Nitekim mevcut sistemin yarattığı durumdan bunu görmek de mümkün.
Bugün bu anlamda ilk ve orta dereceli eğitim kurumlarımızda başlayan ve yüksek öğrenime kadar sirayet eden bir eşitsizliğin olduğu aşikar.
İlkokuldan itibaren maddi olanaklara bağlı olarak yön bulan bir eğitim kavramımız var.
İşte bu noktada maddi olanakları iyi olan, ya da bu bağlamda imkanlarını zorlayan ailelerin çocukları daha iyi bir eğitim alma şansına sahip olurlar.
Nitekim geldiğimiz günde eğitimdeki bu ayrışım uygulanan yanlış politikalarla bir ayrıştırmayı beraberinde getiriyor.
Ve maalesef eğitimde sağlanamayan bu eşit fırsat ilkesi önümüzdeki dönemlerde bu ayrışımı daha da körükler hale gelecek.
Bugün özel okullarda öğrencilere sağlanan imkanlarla devlet okullarında sağlanan imkanların eşit düzeyde olmadığını hepimiz biliyoruz.
İşte tam da bu nedenledir ki bu imkanları bulan çocuklarla bulamayan çocuklar arasında her anlamda ayrılık derinleşiyor.
Ve bu uzun vadede toplumda gettolaşmayı getiriyor.
Sınıf ayrımını derinleştiriyor.
Peki nedir bu gettolaşma?
Nasıl oluşur?
Modernite ve onun ekonomik hayatla toplumsal hayat arasındaki ilişkileri düzenleyen “araçlarından” en güçlüsü olan kapitalizmin sürdürülebilir olması toplumsal alanın gettolaş(tırıl)masıyla yakından ilintilidir. Gettolaşma, bir yandan çeşitli toplumsal kesimlerden gelen insanlar arasındaki bağları koparırken, öte yandan insanı salt bir dünya yaratığı hâline döndürecek bütün yolları sonuna kadar açar.

Bu haber 172 defa okunmuştur

:

:

:

: