Rumlara hodri meydan…

Kıbrıs’ın etrafındaki doğal zenginlikleri bir oldu bitti ile tek başına kullanmak isteyen Rumlar, Mağusa açıklarındaki 3’üncü Parsel’de aradığını bulamadı.

Kıbrıs’ın etrafındaki doğal zenginlikleri bir oldu bitti ile tek başına kullanmak isteyen Rumlar, Mağusa açıklarındaki 3’üncü Parsel’de aradığını bulamadı.

KKTC ve Türkiye'nin kararlı tutumu, İtalyan şirketi ENI’yi pes ettirdi. Sonunda tası tarağı toplayıp gitmek zorunda kaldılar.
Günün sonunda ENI de ancak Kıbrıs Türk ve Rum tarafının uzlaşmasıyla bölgede sondaj yapabileceğine ikna oldu. Özellikle Türkiye’ye rağmen, tek taraflı bir sondaj faaliyeti yürütemeyeceğini anladı.
Ancak Rumlar pes etmedi. Bu kez Ortadoğu'daki Türkiye ABD gerilimini Doğu Akdeniz'e taşımaya çalışıyorlar.
10’uncu Parsel’de Amerikan şirketiyle yaptıkları aramaya bu yüzden özel önem atfediyorlar.
Türkiye'nin 'İki taraf ortak bir şekilde yatırım yapsın ve doğal zenginliklerden nüfusları oranında pay alsın' önerisini kabul etmeye yanaşmıyorlar.
Son olarak dün Rum basınında çıkan iddialar, KKTC'nin yaptığı 'Rumlar bu şekilde tek başına arama yapmaya devam ederse biz de Türkiye ile birlikte sondaj faaliyetlerine başlayacağız' restine ilişkindi.
Rumlar Türkiye, Doğu Akdeniz’de sondaj yapmaya kalkarsa Rum tarafının AB'den yaptırım talep edeceğini açıkladı.
AB’den yapılan açıklamalara baktığımızda da Rumlara bu konuda tam destek verildiği görülüyor.
Ankara ise bu konuda geri adım atmıyor. Dışişleri Bakanlığı, AB’nin Kıbrıs konusunda tarafsızlığını tamamen yitirdiğini açıkladı.
Oysa ben AB’nin bu konuda en baştan beri hiç tarafsız olmadığını düşünüyorum.
Yani AB’den yapılan açıklamalar, aslında malumun ilanı.
Çünkü Rum yönetimini şımartıp, Türkiye’ye karşı kışkırtan da zaten kendileri.
Rumlar, doğalgaz konusunu müzakerelerin dışında tutmak istiyor.
'Biz çıkaralım size daha sonra hakkınızı veririz' yaklaşımı içindeler.
Elbette buna inanmak, en iyi tabirle “saflık” olur.
Rum tarafı bugüne dek hangi iyi niyetli adımı attı ki, bu güven duygusunu içimizde yeşertelim.
Üstelik devletler arası ilişkiler, ne zamandır böyle sözlerle yürüyor.
Bu yaklaşımla yaptıkları taktiğin, Kıbrıs Türkü’nü oyalamak, daha doğrusu doğalgaz faaliyetlerini tek yanlı olarak yürütmek için zaman kazanma çabası olduğu ortadadır.
Elbette Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın Ankara ziyaretinde de altını çizdiği gibi kum saati çalışıyor.
Eğer bu sondaj faaliyetleri ortak olarak yürütülmezse KKTC de Türkiye ile birlikte TPAO iştirakiyle kazılara başlayacak.
Rumları istedikleri kadar bağırsın, çağırsın.
Bundan geri dönüş olamaz. Kum saatini durdurmanın tek yolu var. Çözüm olana dek bir ara formül. O formüle göre yapılacak ortalıkla, herkesin nüfusu oranında adanın etrafındaki doğal kaynaklardan pay alması.
Bunu kabul etmiyorlarsa işleri zor. ENI örneğinde yaşadılar, gördüler. Yine denemesi bedava.
Hodri meydan… Yaptıkları anlaşmaların hangisini hayata geçirecekler, göreceğiz…

Bu haber 242 defa okunmuştur

:

:

:

: