Dünyadaki ajan krizi bölgemize nasıl yansır?

Rusya ve İngiltere arasında yaşanan casus krizi dünya çapında bir depreme sahne oldu. Kriz nasıl başlamıştı.
Rusya ve İngiltere arasında yaşanan casus krizi dünya çapında bir depreme sahne oldu. Kriz nasıl başlamıştı.
Bir süre önce eski Rus ajan Sergey Skripal ile kızı Yuliya 4 Mart'ta İngiltere'nin Salisbury kentinde kimyasal bir maddeden zehirlenmişti.
İngiltere Başbakanı Theresa May, sinir gazıyla saldırı düzenlendiğini söyleyip büyük ihtimalle Rusya’nın sorumlu olduğunu iddia etmişti. İngiltere hükümeti, ülkedeki 23 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı almıştı. Suçlamaları kesin dille reddeden Rusya da, ülkeden 23 İngiliz diplomatı göndererek karşılık vermişti.
Bu kriz dün tüm Avrupa’ya ve ABD’ye yayıldı.
İlk hamle ABD'den geldi. ABD Başkanı Donald Trump, 60 Rusya vatandaşını 'casus' olarak niteleyerek sınır dışı ettiğini duyurdu. ABD, Rusya'ya karşı adımlarını bununla sınırlı tutmayarak Seattle'daki Rusya Konsolosluğunu kapatma kararı aldı.
ABD'nin yanı sıra Kanada, Ukrayna ve 14 Avrupa Birliği ülkesi de benzer bir adım attı.
İngiltere Başbakanı Theresa May ise 16 ülkenin attığı adım hakkında, 'Rusya'ya, uluslararası hukuku ihlal etmemesi için omuz omuza çok güçlü bir mesaj gönderdiğimiz açık bir şekilde görülüyor' açıklamasında bulundu.
Rusya'nın Washington Büyükelçisi Anatoliy Antonov, ABD, 14 Avrupa ülkesinin attığı adımların ardından, ABD'nin ikili ilişkilerde kalan 'küçük bir kısmı' da yerle bir ettiğini söyledi. 'ABD sadece güçten anlar' ifadesini kullandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Sözcüsü Dimitri Peskov ise 'Her ülkeyle münasebetlerimizi gözden geçirerek duruma göre karşı adımlarımızı atacağız” diye karşılık verdi.
Aslında Rusya ile ilişkileri yağlı ballı olan Trump’ın nasıl böyle bir karar alabildiğini anlamak için yaşadığı soruşturma sürecine bakmak yeterli olur.
Rusya ile ilişkileri nedeniyle başkanlıktan azli bile tartışılan Trump, artık iplerini iyiden iyiye ABD derin devletine kaptırmış durumda.
Görünürde Trump’ın yaptığı bu hamlenin da aslında CIA operasyonu olduğu çok açık. Yumuşak karnı Rusya ile Trump da belki de yaşadığı soruşturmaların da etkisiyle kendisini ispat etme telaşına düştü.
Peki bu kriz Orta Doğu’ya, Türkiye-ABD, Türkiye-Avrupa ilişkilerine ve bölgemize nasıl yansır?
Malum şu an Türkiye’nin hem Orta Doğu’da ABD ile hem de AB ile ilişkileri inceldiği yerden koptu kopacak durumda.
Buna karşı Türkiye-Rusya ilişkileri ise tarihinde hiç olmadığı kadar parlak bir dönemi yaşıyor.
Varna’daki zirvede Türkiye’ye yönelik çok da dostane kararlar üretmeyen AB’nin Türkiye-Rusya ilişkilerini alkışladığını düşünmek saflık olur.
ABD ise Orta Doğu’da kendisine karşı bugüne kadar hiç olmamış bir şekilde dik duran Türkiye karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda.
Afrin’le başlayan süreç, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini artırdı.
Şimdi şüphesiz Avrupa’da yaşanan benzer bir süreç Türkiye’de de yaşanabilir. Bir takım listeler verilip, Rusya’ya karşı tavır alması istenebilir.
Fakat Ankara’nın böyle bir durumu kabul etmesi mümkün değildir. FETÖ’cü hainleri teslim etmeyen ABD’nin böyle bir talepte bulunmaya yüzü bile yoktur.
Rusya, Türkiye ile omuz omuza vererek bölgedeki etkinliğini artırırken, ABD güç kaybetmiştir.
Dolayısıyla ABD-Rusya kapışmasının önümüzdeki günlerde yeni adresinin Türkiye üzerinden olacağını beklemek hayal olmaz.
Bize gelince, satranç tahtası Orta Doğu’da Türkiye’nin yaptığı hamlelerin karşılığını iyisiyle kötüsüyle yaşayacağımız bir durum var önümüzde.
Rumların Doğu Akdeniz’de ABD desteğiyle yapacağı sondaj faaliyetleri bu noktada önem kazanıyor.
Türkiye de bu hamlelere karşı boş durmuyor.
Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın “Kum saati çalışıyor. Önümüzdeki aylarda Türkiye ile ortak bir şekilde sondaj faaliyetlerine başlayacağız” açıklamasını da böyle okumalıyız.
Siz bakmayın Rumların ve AB’nin bu yönde “yapamazsınız” açıklamalarına…
Dünyada tozun dumana katıldığı böyle bir ortamda kartlar yenide karılıyor.
Her ülke kendi milli çıkarları doğrultusunda bulunduğu konumu yeniden gözden geçiriyor.
Ankara da bu manada konumunu yeniden gözden geçirirken, KKTC ile yapacağı ortak hamleler Kıbrıs Türkü’nün gelecek dönemde bu coğrafyada enerji denkleminde söz sahibi olmasını sağlayabilir.
Her kriz aynı zamanda kendi içinde fırsatlar da barındırır. Türkiye ve KKTC de dünya üzerinde yaşanan bu son krizi fırsata çevirmenin yollarını aramalıdır.
Bu haber 354 defa okunmuştur

:

:

:

: