Özeleştiri tamam ilacını görelim…

Başbakan Tufan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin, hükümetiyle, başbakanıyla, gazetecisiyle ve her bir ferdiyle silkinip kendisine gelmesi gerektiğini söyledi.

Başbakan Tufan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin, hükümetiyle, başbakanıyla, gazetecisiyle ve her bir ferdiyle silkinip kendisine gelmesi gerektiğini söyledi.
Ve sonra hemen peşinden ekledi. “Başbakan ve siyasetçi olarak kendimden de memnun değilim. İzin verin itiraf edeyim; basınımızdan da memnun değilim, medyadan da memnun değilim. Benim yönetimim altında olan BRT’den de memnun değilim. Ama bunları söylemek şikâyet etmek değildir. Bu, biz çok daha iyisini yapabiliriz mesajını vermek için kullandığım bir araçtır. Hepimizin daha çok çalışması gerekiyor…”
Kutlu Adalı Basın Ödülleri töreninde Erhürman’ın yaptığı bu özeleştiriye sanıyorum ki toplumsal olarak hepimizin çok ihtiyacı var.
Eminim şimdi “Ben kendimden memnunum” ya da “hata bende değil, karşımdakinde” türü yaklaşımlar da olacaktır.
O halde madem her şey dört dörtlük, nedir bu “nerden tutsan elde kalır” halimiz…
Trafik dökülüyor…
Altyapı Allah’a emanet…
Biraz fazla yağmur yağdığından caddeler nehir, araçlar sandal kıvamına geliyor…
Toplumdaki şiddet ve çeteleşme gözle görülür bir biçimde artıyor.
Kime sorsan “Biz eskiden kapılarımız açık yatardık” diyor ama…
Kaçak işçi cenneti olmuş bir adada şu an kimsenin bu cesareti göstereceğini düşünemiyorum.
Uyuşturucu ve kumar sinsi bir düşman gibi toplumu çürütüyor…
Herkes çok çalıştığını düşünüyor.
Ama verimli çalışıp çalışmadığı konusunda kimse kafa yormuyor…
Bu anlamda bal yapmayan arılardan hallice bir durumda gidip geliyoruz…
Yıllardır söylenen ‘Kamu Reforumu’ kulağa hoş geliyor ama bu konuda adım atmak hepimizi rahatsız ediyor…
Çünkü kamudaki kokuşmuş düzen alışkanlıklarımıza uyuyor, bizi günden güne uyuşturuyor.
Kıbrıs Türklerinin silkinip kendine gelmesini isteyen Başbakan Erhürman’ın çağrısına hak vermemek elde değil.
Erhürman, toplumun tüm kurumlarını, tüm fertlerini kapsamlı bir özeleştiri yapmaya çağırıyor.
Tabii ki “ilk taşı en günahsız olanınız atsın” yaklaşımı içinde kimsenin kimseyi suçlayacak hali de yok.
Ancak bu özeleştiride en büyük pay, bu toplumu yönetme iddiasında olan siyaset kurumunundur.
Çünkü toplumu dönüştürecek olan, değiştirecek olan onlardır.
Hakkını yemeyelim. Başbakan Erhürman da zaten “Kendimden de memnun değilim” diyerek hoşnutsuzluğunu dile getiriyor.
Ama diğer siyasetçilerden farklı olarak durumu itiraf ediyor.
Belki de Erhürman’ın yaptığı gibi önce sorunu kendimize itiraf etmek gerekiyor.
Sonra çözüm yolu elbette aranacaktır.
Tabi sorunu teşhiste ilk aşamayı geçen Başbakan’a, sıradan bir vatandaştan farklı olarak çözüm yollarını da göstermek düşüyor.
O yüzden Kıbrıs Türkü, merakla Erhürman’ın başbakanlığındaki hükümetin çalışmalarını izliyor.
İlk başlarda biraz acemice de bulunsa, iyi niyet ve azimden kimse kuşku duymuyor.
İlk aşamayı geçtik. Sorunu tespit ettik. Şimdi sıra tespit ettiğimiz sorunları çözmede…
Kıbrıs Türkü, dörtlü koalisyondan toplumsal hastalıklarımıza ilaç olacak çözümleri bekliyor…

Bu haber 375 defa okunmuştur

:

:

:

: