Diplomaside belirsizlik algı yöntemini faal kılar..

Belirsizlik, siyaset ve diplomasinin temel bir parçasıdır. Kritik seçimler, silahlı çatışmalar, müttefik/düşman davranışları ve açık/örtük tehditler özünde belirsizdir; buna karşın devlet yönetimi, diplomasi ve siyasetin esas süreçlerini oluşturur.
Belirsizlik, siyaset ve diplomasinin temel bir parçasıdır. Kritik seçimler, silahlı çatışmalar, müttefik/düşman davranışları ve açık/örtük tehditler özünde belirsizdir; buna karşın devlet yönetimi, diplomasi ve siyasetin esas süreçlerini oluşturur. Bu nedenle diplomasi yüzyıllardır, uluslar ve kurumlar arasındaki yüksek-risk belirsizliklerinin yönetiminde bir sanat biçimi haline gelmiştir. Belirsizlik, önemsiz veya ikincil değildir, çünkü maliyetli yanlış hesaplamaların ulusların politikaları ve kaderleri üzerinde doğrudan etkisi vardır. Bilişsel süreçler, yanlış algılama ve elit psikolojisi Soğuk Savaş boyunca uluslararası ilişkiler araştırmalarında merkezi temaları oluşturmuş ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra dış politika araştırmalarını tanımlamaya devam etmiştir. Savaş başlangıçları, diplomatik müzakerelerin sonuçları veya acil durumlar ve krizler sırasında insanların tüm davranış biçimleri, küresel düzeyde güç ilişkilerini belirleyen üç boyutlu bir denklemin değişkenleridir.
Belirsizlik aynı zamanda iletişimsel de bir süreçtir. Belirsizliği nasıl anladığımız, kavramsallaştırdığımız ve belirsizliğe nasıl ayak uydurduğumuz, sözlü ve sözel olmayan ipuçlarına bağlıdır. Bu nedenle tarihsel olarak, eklemleme, incelik ve sezgi uluslar arasındaki iktidar ilişkilerini aksettirdiklerinden, iyi bir hükümet temsilcisi ve elçinin sahip olması gereken temel nitelikleri oluşturmuşlardır. Bu aynı zamanda, devletlerin temel iletişimlerini özellikle belirsizlik yönetimi sanatında eğitilmiş, yüksek nitelikli kişilerden oluşan küçük bir kitleyle sınırlandırmak istemelerinin başlıca nedenidir. Daha fazla kişi siyasal süreçlere dahil oldukça bilgi kaçağı olasılığı artmış; ancak belki daha da önemlisi, tarafların belirsizlik dönemlerinde yollarını bulmalarını sağlayan ortak politik dil kaybedilmiştir. İletişim teknolojisi geliştikçe diplomatik süreçler, hem sırları hem de bahsi geçen ortak dili korumak için bu gelişime uyum sağlamak durumunda kalmışlardır. Yazının icadının kimlik doğrulama mühürlerinin ortaya çıkmasına, matbaa makinesinin mekanik şifrelerin geliştirilmesine, telgrafın mors alfabesinin doğuşuna ve radyonun modern telsizin icadına zemin hazırlaması, bu durumun örnekleridir.
Bu açıdan bakıldığında dijital diplomasi, teknoloji ve diplomatik iletişimin köklü tarihi içerisinde, doğal olmayan bir ilerleme gibidir. Çevrimiçi siyaset, hiyerarşik, tek yönlü veya gizli olmaktan olabildiğince uzaktır. Dışişleri bakanlarından katiplere, politik veya diplomatik süreçlerde yer alan bütün taraflar, sosyal medya platformlarına eşit şekilde erişebilir veya birer web sitesi oluşturabilirler. İçeriğin kalitesi takipçi sayısını belirler ve emojilerin, netliğin ve hicvin ayrıntılı ve uzun açıklamalardan daha değerli olduğu yeni bir teknoloji dili, diplomatik dilin yerini alır. Diplomasinin sloganı “bu aslında oldukça karmaşık” olagelmiştir, fakat giderek 140-kelimelik açıklamaların ve emojilerin alanına kaymaktadır. Guardian gazetesi Kasım 2016’da, diplomatik çevrelerde, ki buna Birleşmiş Milletler ve AB genel merkezlerinde yapılan bazı önemli oylama ve müzakere süreçleri bile dahildir, Whatsapp uygulamasının temel iletişim aracı haline geldiğini bildirmiştir.
Whatsapp’ın diplomatik çevreler arasındaki yayılımı endişe vericidir, öyle ki İngiltere Dışişleri Bakanlığı bile diplomatlarının özel olarak tasarlanmış şifreli mesajlaşma uygulaması yerine Whatsapp kullandıklarını açıklamıştır. Kullanıcı dostu platformlar ağır ve ayrıntılı arayüze sahip platformlara karşı her zaman daha üstün olmuştur. Tasarımsa, özellikle genç diplomatlar için genellikle güvenlikten daha cezbedicidir. Dahası, Edward Snowden, Julian Assange, Chelsea Manning ve daha nicelerinin yüksek önem taşıyan bilgileri art arda sızdırmış olmalarının kanıtladığı gibi, en iyi korunan devlet sırları bile sızdırılabilir. Geçmişte bu tür sızıntılar istihbarat ajansları veya medya şirketlerini ilgilendirirken artık tüm sızıntılar, kamuya açık haldedir ve dijital reklamların kullandığına benzer ölçekler tarafından belirlenmektedir. Buna ek olarak sosyal medya mecraları, sızıntılar dahil milyonlarca mesaj yayabilen troller ve botlar gibi dijital ‘etki çarpanları’na karşı giderek daha da savunmasız bir hal almıştır.
Ulusların en derin sırlarının bile çevrimiçi olarak yayıldığı ve milyonlarca kez paylaşıldığı günümüzde, özellikle hükümetler bu tür süreçlerle nasıl başa çıkılacağı konusunda net bir gündeme sahip olmadıkları için çalışamaz hale geldiklerinden, devletler daha özgün politikalar üretmek ve ulusal stratejiler geliştirmek durumundadır. Mevcut diplomasi henüz “dijital”e adapte olamamışken, teknolojinin daha gelişmiş bilişimsel kanallarından kaynaklı sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Buna bağlı olarak dışişleri bakanlıkları bilişimsel zorluklara üç ayrı katmanda uyum sağlamak zorundadır. Bunlardan ilki, boyut, başka bir deyişle, hacimdir. Dijital birbirine bağlantılılık önemli siyasi süreçlerde aktör ve tarafların sayısını arttırarak diplomaside etki seviyesini sıradan çevrimiçi vatandaşa indirgemiştir. Dijital alanda benzeri görülmemiş miktarda bilgi ve görüş akışı vardır. Bu durum, devletlerin ulusal imaj, politika ve markalaşmaları üzerindeki kontrollerini zayıflatmaktadır. Hayal gücünden yoksun, “renksiz” ve görece sıkıcı olduklarından devlet liderliğindeki halka ilişkiler kampanyalarının devlet dışı aktörlerin daha yaratıcı ve canlı tekliflerine karşı kaybetmeleri kaçınılmazdır. İkincisi, dijital iletişimin anlık olmasıdır. Yüksek-öncelikli ve yüksek-riskli politik konuların iletişimsel süreçleri çevrimiçi ortamda, devletlerin geleneksel yöntem ve politika süreçleri ile yanıt veremeyecekleri kadar hızlı yayılmaktadır. Devletlerin dijital platformlara adaptasyonu yalnızca araçların değil, aynı zamanda acil durumları algılama ve bu durumlara karşılık verme biçimlerinin de iyileştirilmesini gerektirmektedir. Son olarak, çevrimiçi ortamda dolaşan her bilgi doğru değildir. Bir olay patlak verdiğinde yanıltıcı bilgiler veya üzerinde oynanmış görüntüler genellikle hızlı bir şekilde yayılmakta; devletlerin tansiyonun yükselmesini engellemek için yayılan bilgileri doğrulamaları ve yanlışlıkları düzeltmeleri gerekliliğini doğurmaktadır. Buna karşın, son zamanlarda devletler diplomatik rakiplerine karşı üstünlük elde etmek için bu yanıltıcı içerik türleriyle flört etmeye başlamışlardır. Bu durum, meşru dijital siyasal iletişim konusunda devlet ile devlet dışı oyuncular arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmaktadır.

Bu haber 107 defa okunmuştur

:

:

:

: