Soda şişesiyle fantezi yapan sapkınlar içimizde

Kanunlar, yasalar, kurumlar varsa, otorite de vardır.
Kanunlar, yasalar, kurumlar varsa, otorite de vardır.
Daha doğrusu olmalıdır.
İnsan, dini, dili, ırkı, doğum yeri her ne olursa olsun, en değerli varlıktır.
Şeyh Edebali'nin Osman Beye nasihatiydi; ''İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın''.
KKTC de mevcut yasaları uygulayan, denetleyen, yasalara riayet eden yok denecek kadar az.
Tüm sorunların esas kaynağı, devletin, yasal gücün, yasa dışılıklar karşısında resmi gücünü kullanamamasıdır.
Zayıf ve tek derdi bir sonraki seçimleri kazanmak olan siyasetçiler sebebiyle devlet otoritesi sıfır noktasında.
Devlet kimin kalbini kıracak, kimi üzecek diye düşünmez, düşünmemeli.
Ya da devlet olanakları birilerini kırmamak için kullanılmaz, kullanılmamalı.
Bu devlet sonsuza kadar yaşayacak diyenler de, bu devlet Kıbrıs adasında ortak iki devletten biri olacak diyenler de, güçlü, iradeli, adil, sitemli, güven veren bir devlet yapısını oluşturamadılar.
Devleti ve otoriteyi halktan kopardılar.
Devleti halk için değil, halkı devlet için bir araya getirdiler.
Oysa her şey o kadar açık ve ortada ki.
Yasalar, kanunlar, kaideler eşit şekilde uygulansa, hepimizin istediği düzen kendiliğinden gelecek.
Birkaç gün önce KIBRIS gazetesinin önemli bir haberi vardı.
'Lefkoşa sınırlarındaki gece kulüplerinin kapatılmasıyla ilgili devam eden davada tanık olarak dinlenen Dr. Nesil Bayraktar'ın anlattıkları, gece kulübü işletmecilerinin 'seks işçiliği yok' savunmasını yerle bir etti.

Dr. Bayraktar, muayenesini yaptığı kadınların anlattıkları ve muayene sırasında aşırı seks yapmaktan veya birlikte olmaya zorlandığı erkekler tarafından gördüğü muameleden vajina ve anüslerinde tespit ettiği bulgulardan bahsetti.

Bayraktar, karşılaştığı en önemli vakalardan birinin de, konsomatris kadınların tanımıyla bir müşteri tarafından anüsünde soda şişesi kırılan kadın olduğunu belirtti.

Dr. Nesil Bayraktar, 'Üç saat içinde 70 konsomatris kadının muayenesini ve tetkiklerinin yapılması isteniyor ama bu sağlıklı değil. Üç saatlik zaman yeterli değil. Yetersiz hizmet veriyoruz. Bu süreçte Hepatit B, C ve HIV testleri yapılıyorken, cinsel yolla bulaşan HPV, Klomidya, Gonore, Herpes testleri yapılamıyor. Tetkikleri sağlıklı bir şekilde yapılamıyor' dedi.

Sağlıklı tetkik yapılmıyor, üç saat içinde 70 kadın muayene ediliyor.
Ve dehşet, kan dondurucu;
Aşırı seks yapmaktan veya birlikte olmaya zorlandığı erkekler tarafından gördüğü muameleden vajina ve anüslerinde tespit edilen yırtıklar var.
Konsomatris kadının anüsünde müşteri tarafından soda şişesi kırılması.
Bunlar bulunuyor, tespit ediliyor, peki, ya sonrası, sonrasında ne yapılıyor?
'Muayene bitti, gidebilirsiniz' denip bir sonraki mi bekleniyor.
Bunlar raporlanıp Sağlık Bakanlığına veya polise bildiriliyor mu?
Bu kadınların seyahat belgeleri poliste iken şikâyet yapılsa da bir işe yarıyor mu?
Bu saatten sonra bu kadınların yaptığı işin ne olduğuyla ilgili hala daha şüphe mi var?
Bunların duymak istediğimden soruyorum, burada insana eziyet ve işkence yapılması söz konusu.
İşin bir diğer tarafı da şudur;
Bunu yapanlar serbest ve içimizde, aynı havayı soluyoruz.
Bunları yapanlar, belki markette, belki yolda, belki sokakta, belki iş yerimizde, bizimle, ailemizle, çocuklarımızla aynı ortamda yaşıyor.
Ve biz bunların kim olduğunu bilmiyoruz.
Büyük, sapkın, potansiyel bir suçlu ile yan yana yaşıyoruz.
Bu nasıl düzen, nasıl bir sıradanlaştırma.
İnanılır gibi değil, devletin güçlü olmadığı, devletin insanı korumadığı bir yarım ada.
Deve kuşu misali nereye kadar, daha ne kadar başımızı kuma gömeceğiz.
İnsan yaşamadıktan sonra, devlet yaşamış neye yarar.


Bu haber 462 defa okunmuştur

:

:

:

: