Dipkarpaz Belediye Başkanı Coşkun: “Erenköy Belediyesinin 25 milyon borcunu kim ödeyecek?”

2007 yılından bu yana emlak vergisine artış yapılmamıştı.
2007 yılından bu yana emlak vergisine artış yapılmamıştı.
Her türlü harç ve vergi yeni yıla girdikten sonra zamlanırken, emlak vergisine hiç dokunulmamıştı.
Vatandaş açısından elbette olumlu bir durum.
Fakat artış yapılmamasının sebebi vatandaşı çok sevmek değil.
Emlak vergisine artışı hükümet yapacak, tepkiyi hükümet görecek, parayı ise Belediyeler alacak.
Bu durumda hükümetler neden vergiyi artırsın?
Mantık buydu, fakat yeni hükümet emlak vergisi oranlarına artış yaptı.
Daha doğrusu yapmıştı.
Birçok Belediye 2018 yılı emlak vergisi faturalarını hazırlamış, duyurusunu yapmış, vatandaşa faturasını göndermiş, tahsilata başlamıştı.
Hükümetin vergilere artış yapması ile bir fark ortaya çıktı.
Ortaya çıkan sıkıntı, bu farkla ilgili ne yapılacak?
Emlak vergileri yeniden mi faturalandırılacak?
Bu çok da mümkün değildi, çünkü birçok Belediye faturaları vatandaşa göndermişti.
Belediyeler bu farkı kendi sistemlerine yansıtabilir miydi?
Mümkün, ama bu defa da faturalarla bir uyumsuzluk, doğal olarak da başka sıkıntılar ortaya çıkacaktı.
Günün sonunda emlak vergilerine yapılan zam iptal edildi.
Eski oran ve fiyatlandırma devam edecek.
Yapılacak hazırlıkla bu girişim önümüzdeki seneye bırakılmalı.
Hatta zamdan daha önemli olan bazı düzenlemeler için de zaman kazanılmış oldu.
Mesela, emlak vergisinin, taşınmazların bölge ve değerine göre düzenlenmesi gibi.
Yerel seçimler yaklaşırken gündem doğal olarak Belediyelere odaklandı.
Adaylar, partiler, kulisler, çalışmalar, vaatler, ortam yavaş yavaş ısınacak.
Oysa tablo her geçen gün zorlaşıyor.
Belediyelerin mali ve sosyal devamlılığı, vatandaşın Belediye yönetimlerinden beklentileri, sorgulanıyor, çeşitleniyor.
Yerinden, merkezi, yerel yönetimler, vatandaşa en yakın hizmet birimleri.
İyi yönetimle, erk sahibi oldukları bölgeyi, her anlamda kalkındırabilecek önemli bir yönetim noktası.
Kırsal ve geliri düşük bölgelerde özellikle maddi olarak büyük yatırımları hayata geçirmek çok zor.
Hele iyi yönetim yoksa, popülizm ve bir sonraki seçimleri kazanmak tek hedef ise bu zorluğun derecesi daha da artar.
Erenköy Belediyesi yıllarca görmezden gelinmiş, zamanında yapılmayan müdahelelerin kurbanı olmuş bir Belediye.
Bugün yaşananlar yıllarca geliyorum dedi, kimse görmek istemedi.
En sonunda duvara tosladı, Belediye iflas etti, çalışanlar ve bölge insanı mağdur oldu.
Daha önce zamanında ve yerinde müdahalelerle düzeltilebilecek bir yapı bugün içinden çıkılmaz noktada.
Erenköy ve Dipkarpaz Belediyelerinin seçime birleşerek girmesi için düğmeye basıldı.
Yasa hazılanıyor ve seçimden önce yasallaşacak, seçime iki Belediye birleşerek gidilecek.
En azından şuan ki planlama bu yönde.
Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun;

“Erenköy Belediyesi devletin sorunudur. 25 milyon borç var. Bu borcu kim ödeyecek? Bu sorumluluk devlete ait. Ancak sıfır borçlu bir Erenköy Belediyesi ile birlşemeye sıcak bakarız. Aksini kabul etmeyiz. Sonra çalışanlar ne olacak? Memurlar mümkünse devlete aktarılsın. Bize işçilerden gelen olacaksa belli bir sayıya kadar alabiliriz. Bir de şunu düşünmek lazım, bu bölge insanı yıllardır hizmet görmemiş. Bir Belediye Başkanı ve çalışanı halkın efendisi değil, hizmetçisidir” diyor.
Bu işin bir tarafı bölge halkı, diğer tarafı da çalışanlar.
Memurlar var, işçiler var.
Devlet bir kısmını kendi bünyesinde istihdam mı edecek?
Toplamda 12-13 köy hangi gelirle hizmet alacak?
Biriken borcun bedelini kim ödeyecek?
Ve en önemli konu, Erenköy Belediyesinin bu durumlara düşmesinin sebebi kimdir, kimlerdir, ne gibi bir işlem yapıldı veya yapılacak?
Bedel elbette ödenecek, ama çalışanlar ve bölge halkı bedel öderken, kötü yöneticilerin hayatlarına devam etmesi kabul edilemez.
Bu ülkeye verilen en büyük zarar, yöneticilerin yanlış icraatlarından dolayı hesap vermemesidir.
Denetleyecek mekanizmanın çalıştırılmaması da bir diğer sorundur.
Bu haber 507 defa okunmuştur

:

:

:

: