Batı, Türkiye-Rusya-İran yakınlaşmasını izliyor

Dünyanın gözü dün Ankara’daydı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin katıldığı 'Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi”nden çıkan mesajlar tüm dünya tarafından merakla izlendi.
Dünyanın gözü dün Ankara’daydı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin katıldığı 'Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi”nden çıkan mesajlar tüm dünya tarafından merakla izlendi.
Suriye huzur bulmadan Türkiye’nin huzur bulamayacağını idrak eden Ankara, bölgede çok etkin bir politika yürütüyor. Fırat Kalkanı’nın ardından yapılan Zeytin Dalı Harekatı bunun en büyük göstergesi.
ABD’nin bölgede oluşturmak istediği PYD-YPG güçlerinden oluşan “Terör devleti” ise hiç şüphesiz ilk hedef olarak kendine Türkiye ve İran’ı hedef seçecek.
Zaten bu oluşuma desteğin birinci nedeninin bu olduğu yönündeki şüpheler en üst düzeyde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da açıklanmıştı.
Şimdi elbette bu üç devletin yani Türkiye-İran ve Rusya’nın bölgedeki işbirliği, ABD-İsrail ve olası bir Kürt devleti hayaline karşı, ciddi bir blok olarak duruyor.
Başta 20 milyar dolarlık yatırımla inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali ve S-400 füze anlaşması da Batı tarafından ciddi karın ağrısı olarak görülüyor.
Ankara ise kendi milli çıkarları doğrultusunda bölgedeki dengeleri de gözeterek, menfaatleri ne gerektiriyorsa onu yapıyor.
Bugüne kadar söyleneni yapan bir Türkiye iken artık politikaların oluşum safhasında söz sahibi bir ülke konumuna yükseliyor.
Ankara’da üçlü zirvede hem Erdoğan’ın. hem Ruhani’nin hem de Putin’in ortak mesajı teröre karşı işbirliğiydi.
Putin’in toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Bizim kesin kararlılığımız şu doğrultudadır. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını sağlamaktan yanayız. Bu ilkesel tutum bugün çok önemli. Bazıları mezhepsel çatışmaları destekliyor. Suriye’yi parçalamaya çalışanlar var. Biz üçlü işbirliğimizi tüm yönleriyle artırmaya karar verdik…” dedi.
Putin’in sözünü ettiği bazılarının kim olduğu ortada. ABD Menbiç’te sağladığı iki askeri üs için olanca gücüyle PYD-YPG güçlerinden oluşan terör birlikteliğine destek veriyor.
Şu an Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu ile ABD’nin tekerine çomak soktuğu ortada. Dolayısıyla Türkiye’ye yönelik Washington kaynaklı hamlelerin önümüzdeki günlerde artarak devam etmesi sürpriz olmayacak.
Üstelik Rus basınında çıkan “Türkiye tarihte ilk kez dostumuz oldu” değerlendirmesinin ABD’nin uykularını kaçırdığı da bir gerçek.
Başta FETÖ elebaşısına hamilik olmak üzere Türkiye’ye karşı her hamlenin arkasında duran Washington ile müthiş bir gerilim yaşanıyor.
Yıllardır anlatılan “Stratejik Müttefik” kavramının altının ne kadar boş olduğu, bu kavramın sadece ABD yönetiminin taleplerini karşılamak için savunulduğu ortada.
İş bu noktaya geldikten sonra kimse “Türkiye Batı bloğundan, NATO’dan ayrılamaz. ABD ile 60 küsur yıllık müttefiklik ilişkisi zarar görür” falan diyemez.
Aslında Türkiye-ABD ilişkilerin de ne yazık ki bugüne kadar biz hep kullanılan, kandırılan, yönetilen taraf olduk.
Ama bu kez durum farklı. Artık Türkiye’nin milli çıkarlarını gözeten bir anlayış iktidarda.
Ve o iktidar eğer Türkiye-İran-Rusya ilişkilerinin daha derin biçimde tesisinden yana tercihini kullanıyorsa emin olun bu kayıtsız şartsız değildir.Ortak menfaatler söz konusudur.
Bugüne kadar gerek AB, gerekse ABD ile ilişkilerde Türkiye hep sömürülen taraf oldu. Artık düzen değişiyor. Yeni dünya düzeninde Ortadoğu’da yeni bir harita oluşturmak isteyen güçler, 100 yıl önce yaptıkları gibi davranamazlar.
Öyle davranamayacaklarını da Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı ile anlamaya başladılar. Bitti mi? Sanmıyorum. Satranç tahtası Ortadoğu’da hamleler bitmez.
Türkiye’de her yeni hamleye karşı kendi hamlesini geliştirerek oyununu kurmak zorundadır.





Bu haber 471 defa okunmuştur

:

:

:

: