Döviz vurmaya devam ediyor

Küresel gelişmeler ve jeopolitik risklerle tırmanışını sürdüren dolar,sterlin ve euro, yeni güne yeni rekor düzeylerde başladı.
Küresel gelişmeler ve jeopolitik risklerle tırmanışını sürdüren dolar,sterlin ve euro, yeni güne yeni rekor düzeylerde başladı.
Bu bir çok sektörü ve kesimi olumsuz etkiledi.
Kaldı ki para birimi TL olan ve/fakat gıdadan, enerjiye, enerjiden emlak sektörüne kadar her türlü ticari faaliyetin dövizle alım/satımı yapılan bir coğrafyada yaşıyoruz.
Gün geçmiyor ki, başta temel gıda maddeleri olmak üzere bir çok ürünün fiyatında yukarıya doğru bir yükseliş olmasın..
Evet bugün Kuzey Kıbrıs’ta dövizin yükselmesi karşısında çok fazla yapılabilecek bir şey yoktur . Fakat buna karşın bazı önlemler alınabilir.
TL para biriminin kullanıldığı ve bir çok ürünün de TL üzerinden ithal edilip döviz üzerinden satışının yapıldığını sanırım bu ülkede yaşayıp da bilmeyen yoktur.
Ya da TL geliri olup, çocuğunun okul harcını döviz üzerinden ödeyen, veyahut da TL kazanıp, dövizle araba/ev taksiti/ borcu ödeyen bir toplum olduğumuzun herkes farkındadır.
Peki, TL geliri olup dövize endekslenen bir ekonomik yapının varlığını olağanlaştırmak ne kadar akıl karıdır?
Bana göre hiç değil..
Peki o halde ne yapılabilir?
Bir kere TL kazanıp da, dövize endeksli harcamalar yapmanın doğru bir iktisadi yaklaşım olmadığı devlet politikalarına da yansımalı.
Bu kapsamda özel okullar ve üniversitelerde dövize endeksli okul harçlarına bir düzenleme yapılabilir.
Kur sabitleme veya TL üzerinden ödeme imkanı yaratılabilir.
TL kazancı olan bireylere bankaların döviz kredisi vermesinin önüne geçilebilir.
Döviz borcu olan bireylere TL üzerinden makul şartlarda bankaların da zarar görmeyeceği şekilde borçlarını ödeme imkanı sunulabilir.
Ev satış/ kiralarında TL para birimi teşvik edilebilir.
Özellikle gıda ürünleri satışında TL para birimi ile alınan ürünlerin dövize endekslenerek satışı denetlenebilir.
Dolayısıyla bağımlı bir ekonomik yapıda dövizin yükselmesi sonucu yaratacağı sıkıntıların önüne geçmek için kullanabileceğiniz enstrümanlar sınırlıdır.
Ha sınırlı olmasa ne olurdu?
Döviz açısından esas sonuç alacak önlemin doğrudan veya dolaylı olarak dövize müdahale etmek olduğu düşünülür. Doğrudan müdahale dövizin fiyatına (kur) veya miktarına (dış ticaret ve sermaye hareketi) yapılan müdahaledir. Dışa açık, serbest piyasa ekonomilerinde döviz fiyatına doğrudan müdahale ederek kur belirlemek imkanı yoktur. Kaldı ki, sabit kur sistemlerinde dahi döviz kurunu belirleyip uzun süre böyle kalmasını sağlamak pek mümkün olmaz. Döviz piyasasına doğrudan müdahale etmenin ikinci yolu döviz miktarına müdahale etmektir. Miktar müdahalesinin amacı kur artışını sürükleyen arz-talep dengesizliğini gidermektir. Bunun bir yolu döviz piyasasına arz yönünden müdahale etmektir. Arz miktarı arttırılarak fazla talebi dengeleyecek döviz arzı sağlanır. Bunun kestirme yolu da Merkez Bankasındaki döviz rezervlerini kullanarak fazla talebi dengeleyecek arzı sağlamaktır. Bu ilk bakışta en etkin yöntem olarak görülebilir. Ancak, rezervle müdahale etmenin etkinliği kullanılabilir rezerv büyüklüğü ile sınırlıdır. Dolayısıyla bu tür müdahalenin sürekliliği yoktur ve bu nedenle doğrudan rezervle müdahale etmek ancak kısa süreceği öngörülen döviz çalkantılarında kullanılabilir bir araçtır. Döviz piyasasına miktar müdahalesinin ikinci kanalı döviz talebini caydırıp sınırlayarak mevcut döviz arzı büyüklüğüne yaklaştırmaktır. Bunun bir yolu döviz harcayan ticaret kalemlerine (ithalat) ya da dövizi dışarıya taşıyan işlemlere (sermaye çıkışına) müdahale etmektir. Bu işlemler belki etkili olur ama bu tür müdahalelerin ekonomiye yansımaları çoğu kez kaynak dağılımında çarpılma yaratılmasına kadar uzanan sakıncalı sonuçlar doğurur. Kaldı ki özellikle ithalata doğrudan müdahaleler günümüzde aynı müdahalenin karşı taraftan gelmesinin de yolunu açması bakımından sorunludur.
Yarattıkları sakıncalar nedeniyle günümüzde döviz piyasasına doğrudan müdahaleye pek sıcak bakılmıyor. Buna karşılık döviz piyasasını dolaylı yoldan etkileyecek önlemler tercih ediliyor. Bunların başında da dövize karşı ulusal paranın değerini korumayı hedefleyen para politikası önlemleri geliyor. Örneğin, ulusal paradan kaçışı caydıracak, dövize yönelmenin maliyetli bir işlem haline gelmesini sağlayacak bir faiz politikasının döviz piyasasında asabileşmeyi göğüsleyeceğini düşünen bir ekol var. Güçlü ve etkili bir ekol bu. Görünüşe bakılırsa ulusal ekonomilere fon akışı bu düşünce paralelinde şekilleniyor. Bu paralelde kalabilmek için ekonomide ufku karartacak, ilave riskler yaratacak söylem ve eylemlerden de kaçınmak gerekiyor. Siyasi sorumluluğu üstlenmiş olanlar Riski, bağımsız para otoritesi de faizi yönetecek. Bu mümkün olmazsa dövizdeki asabiyet sürüp gidecek.



Bu haber 121 defa okunmuştur

:

:

:

: